3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
724
Okunma
Parasız yapılan eski zaman alışverişlerine nispet zamane aşklarının takaslarında açtık gözlerimizi . Her giden gittiğine attığı kazığın üstüne oturmuştu esasında haberi yoktu , kimden çaldığını fazla umursamadı o aşkı . Her aşk bir öncekinin katili idi bu iyi bilinirdi . Her katil biraz daha profesyonel ama biraz daha saygınlığını yitirmiş , yani müptezel . İyide bu ticarette bir de kazanan olması gerekmiyor mu ? Kazanç anlıktı bu alışverişte . Tüm tarafların bazen yüzde ellisi bazen yüzde altmışaltısı mutlu hissetti kendini .
Oysa ki intikam alırdı zaman insanlardan , o herkesin adaletinden emin kılındığı merci idi . Evet bir gün geldi giden ardında bıraktığına yaptığını anladığında artık ardında yollarını gözleyen kimse kalmamıştı ve geri dönüşün yasak olduğu gül bahçesi misali sonuna gelmişti gülistanın . Yaşının körpeliğine verilen yanlış töleransı aşkın kanunlarında onu reşitlikten kurtarmıyordu , elbette o da ACK (Aşk Ceza Kanunu) nun ilgili maddesi uyarınca cezalandırılacaktı , kemik yaşına bakmak gibi bir tabir yoktu Kanunname-i Aşk’ta . Yapılan hatalarda kendini mazur gösterecek deliller itibar görmüyordu , “duygularımdan emin olamadım” , “hissettiklerimi yanlış yorumladım” , “yanında çok sıkılıyordum” , “ilişkimiz tekrara düşmüştü” vs… şeklinde klişeden öte gidemeyen mazeretler tarih boyunca çizilen en güzel ihanet portresinde ki kadının üzerinde öylesine güzel duruyordu ki , resmin önünden geçen herkes içinden yüzüne tükürdü ve akışına bıraktı her şeyi .
Aslında akışına bırakmakta bir nevi acısal intihar idi , yani çekilen her bir nefeste varlığını hissetmek , bazen küfür etmek bazen kendini aciz hissetmek ama yinede yıkılmamaya çalışmak onca sarhoşluğuna rağmen önüne çizilen çizgide dimdik yürümeye çalışmak … Soranlara hayır o kadar kendimi kaybetmedim , bilincim yerinde iddialarında bulunmak .
Sonlara yaklaşıldığında kendini iyi hissettirecek enkazdan hallice bir insanın yüreğini tuttuğunda avuçlarında , o yüreği yeniden inşa çabalarına asılırsın olanca gücünle . Her bir diktiğin kolon seni dünyanın en mutlu insanı yapar , harcı hammaddesi “bu sefer değecek ulan” olan ümitle kararsın . Sonunda menzile vuslat vaktin gelmişse tesis edebilirsin en güzel aşk bahçesini , içinde o kadar da çok çeşit çiçek yoktur ama olanlar sana aittir bu seni ulaşılmaz kılar , her şeyiyle sana ait bir dünya . O eli bırakmak seni gidenle aynı kefeye koyar ki bu eşi benzeri olmayan bir zillet halidir , bunu göze alamaz insan , insanlığından öte taşıdığı vicdandan beri .
Evet yaşanılan onca şeyden sonra sende kalan derin izler , artık gülünebilir hatıralar , sohbet meyhanelerinin mezesi soğuk günler ve tüm bunları kuşatan tutku dolu bir yaşama sevinci …
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.