Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
mu
muratguvercin
@muratguvercin

POSTNİŞİN

14 Haziran 2013 Cuma
Yorum

POSTNİŞİN

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

521

Okunma

POSTNİŞİN

Gel ey postnişin. Postunu bulut üstüne serdim. Otur da soluklan biraz. Ben de hemen karşındaki mindere otururum zor da olsa. Koltuklara oturmaya alışkın olsam da birkaç kez pozisyon değiştirir dayanmaya çalışırım. Yalnız biraz eskice zamandan gel. Ancak o zaman farklı bakabilirsin dekordaki anlamsızlığa. Reel alemde bulut üstüne ne post, ne de minder konamayacağını bilen ben hayal alemi için de son derece çocuksu, son derece banal bulurum bu dekoru. Bu yüzden ikinci cümlede terk ederim kitabı. Oysa sen insanlara yukarıdan bakılacak bir yeri tevazu timsali bir post ve mindere zemin kabul edemezsin. Yani anahtar kelimeleri mürit, minder ve taş zemin olan bir hikaye tevazuyu, firavun, taht ve bulut olan bir hikaye kibri anlatır senin kitabında. Çelişkiyi burada bulur ve edebinden terk etmesen de okumayı daha ilk paragrafta ağlarsın kitabın içler acısı haline

Hani bir gün nice insansız dere tepe aşmış da bir şehre varmıştın. Anlam veremedin üç günlük dünya hayatı için onca koşuşturmaya. Üç yıl kaldın orada, dördüncü sabahı hatırlattın halka. Bir saray da vardı o şehirde. İhtişamı dillere destan olmuş bu saraya gülümseyerek baktın bir gün. Üç katı anlamsız buldun üç günlük dünya hayatı için. Hatırlarsın, sarayda bizzat sultan tarafından ağırlanmıştın. Namın yayılmış, sultanın merakını celp etmiştin ne de olsa. Tek tek gezdin üç katı. Üç günlük dünya hayatı için anlamsız buldun üç yüz odayı. Üç vakit kaldın, sultana hatırlattın dördüncü sabahı.

’Öleceksin ey sultan, toprağa gireceksin. Bu halk da ölecek, onlar da toprağa girecek. Bu gün bu şehir çarşısında çarığı üç yerden yırtık gezen bir çocuk orada sarayda oturur da sen bulamayabilirsin. O sarayın yolu bu sarayın koridorlarından geçmez ey sultan. Bu şaşa unutturur sana üç günlük dünya hayatının dördüncü sabahını. Var çarşıya, bul o çarığı üç yerden yırtık çocuğu, yeni çarık ver ayağına.’ dedin fütursuzca. Sultan hiddetlendi hiddetlenmesine ama bir o kadar da etkilendi. Bir müddet çarşıya da uğradı üstelik. Haklıydın postnişin. Ne o sultan var şu anda ne de o halk. Yoktular, üç gün var oldular ve göçtüler.

Hatırla postnişin. Bir gece vakti şehirden kaçtın. Namın yayılmıştı, herkesin sevgisini kazanmıştın oysa. İşte tam da buydu kaçmanın sebebi. O gecenin gündüzünde çarşıda halkın hürmeti korkuttu seni. Bir adamın hasta çocuğu için dua isterken bakışlarında okuduğun o yalvarışlar, daha doğrusu o inanç korkuttu seni. Gece vakti döndün ve bir kez daha baktın şehre. Gözlerin yaşlı ’Hayır gönlüm, o sarayın yolu bu şehirden geçmez artık. Bu şöhret unuttur sana dördüncü sabahı.’

Bir de benim zamanıma bak postnişin. Bak aşağı dev binalar alçalmakta. Çarşıda çarığı üç yerden yırtık bir çocuk vardı. Çalıştı, didindi, biraz helal, biraz haram dikti üç yüz bina şu üç günlük dünyasının ikinci gününde. O sultandan daha bir öz güvenli, daha bir cesur. Babasından bir miras almadı zira. İşte bu yüzden daha bir firavunane konuşuyor. Bu yüzden her şeyi biliyor hiçbir satır okumamış olsa da. Var da ona hatırlat postnişin dördüncü sabahı. Boşuna uğraşma, varamazsın postnişin. Çarşıdaki nam ulaşmaz o ellinci kata. Senin zamanındaki çarığı üç yerden delik çocuk sultana kızabilir, fakirliğine sebep olarak sultanı görebilir ama bu çarşı öyle değil. Bu çarşıda çarıklı çarıksız her çocuk o kata çıkmak ister. Yüzlercesi çalışır ve bir tanesi belki varır. Çarşıda sadece varan anlatılır ve çalışılırsa onun gibi olunacağı söylenir. Başlar yeni bir yarışma.

Ben de bu asırda yarı çarıklı, yarı çarıksız çocukluk yaşadım postnişin. İşte bu yüzden minderi bulut üstüne serdim hayalimde. Bina ne kadar yükselirse yükselsin, hep minderimin aşağısında olsun, her kat yükselişinde gözümde bir kat daha alçalsın istedim.

Ya bir de meşhur olursan postnişin. İşte o zaman gerçekten yaman halin. Namın bir şehirde kalmaz, bir anda kıta kıta dolaşır. O zaman hangi şehre kaçıp nerede hatırlayacaksın üç günlük dünya hayatının dördüncü sabahını.

İşte bu yüzden postu bulut üstüne serdim hayalimde postnişin. Seni burada gören burun kıvırsın ’Ne kadar da banal.’ desin istedim.

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Postnişin Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Postnişin yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
POSTNİŞİN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.