6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1017
Okunma

Asla siyasi amaçlı olmayan bu yazımla yaşamakta olduğum sosyoekonomik hakikati dile getirmeye çalışacağım.
Üniversiteden emekli ve yoksulluk sınırında (açlık sınırının biraz yukarısında) maaş almakta olan bir eğitimciyim.
Âli Türkiye Cumhuriyeti devletine ve necip milletime Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşlarda devlet memuriyetine girerek, fedakârlıkla ve feragatle, otuz yıldan fazla hizmet verdim.
Aralarında öğretmen, doktor, mühendis, profesör ve milletvekili de bulunan binlerce öğrenci yetiştirdim.
Eğitim enstitüsü ve eğitim fakültesi mezunu olup, yurt içi ve yurt dışı çeşitli hizmet içi eğitimi kurslarına katıldım ve bir süre lisansüstü çalışma da yaptım.
Onlarca deneme yazısı ve makalemin yanı sıra yüzlerce şiir kaleme aldım. Şu ana kadar Türkçe ve İngilizce beş eserimi kitap yaptım. Eserlerimden İngilizce olanı kaynak ders kitabı niteliğinde olup, bir diğer eserim ise Türkoloji araştırması yayınlarındandır.
Türkiye Kuvayi Milliye Mücahitler Derneği üyesi olup, iki yıldan fazla Kuvayi Milliye Dergisi için çalıştım. Basın kimliğine sahibim. Halen çeşitli konularda şiir ve makale yazmakta olup, fırsat buldukça kitap ve çaldığım enstrümanlar eşliğinde beste yapma çalışmalarıma devam etmekteyim.
İzninizle bazı basın haberlerine bir göz atalım:
Açlık sınırı 995.3 TL, yoksulluk sınırı ise 3.242 TL oldu.
Türk - İş, Mayısta 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 995.3 TL, yoksulluk sınırını ise 3.242 TL olarak belirledi. Türk - İş tarafından her ay düzenli olarak yapılan ‘açlık ve yoksulluk sınırı’ araştırmasının Mayıs 2013 sonuçları açıklandı.
Çalışanların geçim şartlarının enflasyondaki gerilemeye rağmen düzelmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Dört kişilik ailenin yaşam maliyeti yılbaşına göre 33.48 TL artış göstermiştir. Ücret gelirleri zorunlu giderleri karşılamaya yetmeyen ya da ücret gelirleri yaşam maliyetindeki artışın gerisinde kalan çalışanların hayat pahalılığı sorunları devam etmektedir.
Bir işçi için belirlenen yaşama maliyeti bu ay bin 120.8 TL olarak hesaplanmaktadır. Oysa aile unsuru dikkate alınmadan tek bir çalışan temel alınarak aylık net 773 TL olarak belirlenen asgari ücret gerçek geçim şartlarını yerine, işveren-devlet kesimi tarafından belirlenen sanal bir durumu yansıtmaktadır” denildi. (Bkz. Milliyet, Ekonomi Servisi 28 Mayıs 2013 – 02.30)
14 Mayıs 2013, Türk Ekonomi Tarihi’nde Türkiye’nin IMF’ye borcunun bitmesinin en yetkili ağızlardan ilanı ile büyük önem taşımaktadır. (Bkz. işitsel ve görsel medya haberleri)
Hal böyle iken, nitelikli ya da niteliksiz olalım, en azından insanca yaşayabilme koşulları için gereken asgari geçim standardının tüm insanlarımıza ivedilikle sağlanması kaçınılmaz bir zaruret hatta mecburiyettir.
Elbet herkes Allah’ın bahşettiği ömrü yaşar ve rızkı yer içer! Dileğim odur ki bugünlerimizi de aramayalım, inşallah! Halen ümidini tamamen yitirmemek için çabalamakta olan bir emekliyim.
Yoksul edebiyatı yaptığımı düşünenler varsa, çok yazık!
İlgi, bilgi ve yüksek takdirlerinize sunduğum ve yorumuyla mündemiç yazımı okuduğunuz için yürekten teşekkür ederim.
08.06.2013