5
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1996
Okunma
Dünyaya gözlerimi açtığımda doktorların elinde nefes almıyordum. İnsanlar, öldüğümü düşünerek minik bedenimi toprağa gömecektiler. Oysa yaşamak kadar güzel bir şey yoktur, umut etmek ve yaşamak için direnmek, kızgın güneşin altında bir tas su içmek gibidir hayat adına direnmek.
İşte ben bebekken bunu başardım, beni gömmelerine izin vermedim, toprağın soğukluğu ile tanışmak çok erken olurdu çünkü. Bana acıyan bakışlara direnişimle öğretmem gereken bazı şeyler vardı ve derin bir nefes alarak yaşamanın ne kadar güzel olduğunu çevremdeki insanlara gülücük atarak anlatmaya çalıştım. Bebek deyip can vermek adına canımın ve minik bedenimi götürmelerine izin vermedim, hayatta kalmayı başardım.
Benim size anlatmaya çalıştığım hikâyemi annem her anlattığında bana,gözleri bir pınarın taşması misali taşar her annenin olduğu gibi şefkatle kuşanmış gözyaşları ile ve anlatır bana,
“Kızım Sen benim mucizemsin”diye.
Bu dünyada bedeninizde bir eksiğin olması ya da diğer insanlardan farklı oluşunuz o kadar zor ki anlatılmaz yaşanılır. Neyi yiyip ne giyeceğinize hatta kimle evleneceğinize sizin adınıza kararlar veriyor insanlar...
Hayatın daha ilk adımında omuzlarımıza yükler binmeye başlıyor.Bedeninizin bir yanında eksiklik olduğu için yürürken hafif aksadığınızdan maruz kalıyorsunuz bunca olanlara.
Belki içinde kötülük gütmeyen ama engelliğin ne olduğunu bilmediğinden sanki geçici bir hastalıkmış gibi “vah,vah çok geçmiş olsun” dileklerini sunarken en ilginci de,
“Allah bizi korumuş” denmesi gibi.
Ben bu sözleri duyduğumda gülümsüyor espritüel bir yaklaşımla ‘hay çok yaşayın siz,
bizler kötü müyüz ki Allah bizi korumamış’ diyorum. Tatlı bir sessizlik oluşuyor karşımdakilerde…Engellilik şimdisi için kastetmiyorum fakat 20 yıl öncesine gidersek birer zavallı sayılıyorduk.Hep derim dostlar (İnsan eti ağırdır.)Taşımak; hoşgörü, saygı, sevgi ve sabır dolu yürek ister.Hayatta bizi üzen sadece karşımızdakiler değildir.
Müsade etmez isek kim üzebilir ki bizi.
Ne kadar ahkâmlar kesemde kendi dünyamda bende üzüntülerle olgunlaşıp büyüdüm yaşamımda. İlk hüznüm bir nar taneleri gibi düşüp dağılan umutlar gibiydi.
Hayat canımdan çok sevdiğim babamı aldı benden kimsesiz ve öksüz kalmıştım.
Ben ağlarken insanların bana bakan bana acıyan o zavallı bakışlarını fark ettim.
Kimileri içlenerek “vah, vah kim bakacak ne olacak bundan sonra “ düşüncelerini taşıyordu. Bu düşünceleri fark edince gözyaşlarımı sildim ve hayatta dik ve güçlü durmanın önemini ve anlamını düşünerek güçlendim muhtaç olmak ve başkalarının eline bakmak kadar zor bir şey olmaz. Babam hayatı boyunca bizi kimseye muhtaç etmemek için direnmişti Allahın yarattığına ve kaderine şükür etmeyi babamdan öğrenmiştim ve direndim.Belki çok bilindik laflar ediyorum ama şu hakikattir ki sen varsan, çevrende herkes senle birlikte var.
Bir işe kalkıştığınızda ilk önce siz kendinize inanacaksınız, sonrada aileniz inanacak ve destekleyecek sizi; yoksa çok yorulur ve yıpranırsınız.Hakikatte ki tek gerçekte şudur ki aileden gelen destek ve kendinizsiniz.
Minik bedenlere sıkışıp kalmış çok başarı hikâyeleri ve insanlar tanıdım yaşamımda.
Yapılan kaliteli işlerde ve altına atılan imzada karakterimizi belirleyip basamaklarla yükselişimizi ve etiketinizin kalitesini göstermesi gibi. Hayatınız değişime başlamıştır bile, ilk şunlar değişir yaşamınızda hitap şekilleri ve bakış açıları nasıl mı? Vakti zamanında size tenezzül etmeyenlerin isminizin ardına hanım ya da bey sıfatını ekleyecek ve eklemek zorunda kalmaları gibi.Değerli bir arkadaşım bir gün bana bir soru sordu?Neden küçük bedenli insanlar bu kadar güçlü oluyorlar. Şöyle bir cevap vermiştim arkadaşıma büyüklük bedenlerde değil akıl ve yürektedir…
Başlangıç sonucu azmetmenin de başarıyı belirlemesi gibi.
İnsan önce kendisi olmalı ve paradan önce heybesinde umut cebinde insan biriktirmeli…
Selam olsun umutla, coşkuyla bakan cesur gül yüzlü yüreklere .
Beyaz güller bırakıyorum çalışma masalarınıza.
Sevgilerimle,
Engelsiz Gazete Köşe Yazım-Engelsiz Gazete Kadın Portalı
S.Elif KALAYCIOĞLU
13 Aralık 2012