1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
772
Okunma

Şehit Aileleri Derneği’ne gittiğimde görmüştüm Şehitler Albümü’nü…Ve tarifsiz kederler içinde,duyguların en güçlüsüyle sarsılıp dağılmıştım. Kelimeler şimdi bile yetersiz kalıyor o gün hissettiklerimi anlatmaya.
Şehitlerimizi bir albüme sığdırmak nasıl mümkün değilse, onları o albümde yan yana görmek te yürekler yakıyor.
Şehitler Albümü’nün sayfalarını çeviriyorum…Her sayfadaki her şehidin fotoğrafına saplanıp kalıyor gözlerim. Zamansız ve mekansız acı dolu duygular alıp götürüyor beni bir yerlere. Kendimi onlara yakın, çok yakın, çok çok yakın hissettiğimde ne ağlayabiliyor ne de hareket edebiliyorum.
Düşünün ki, anasınız, babasınız, yarsınız .Hangi yürek dayanır böyle acıya? Yirmi ya da yirmili yaşlarda gencecik fidanlar. Kimi evli, kimi nişanlı. Öyle yazıyor künyelerinde. Baktıkça içim yanıyor, yanıp kavruluyor.
Son gücümü toplayıp tek tek incelemeye başladığımda görüyorum ki, bu fidanların kaderinde vatan toprağına nişanlandığı yazılı. Ülkenin baharı onların aziz kanlarıyla sulanmış.
Şehitlerin , şehit oldukları yerler, köyler , ilçeler, mezra adını taşıyan yerler var. Ve daha da çok dağ adları…Tendürek dağları. Ağrı dağı, Karadağlar, Cudi dağı gibi. Dağlara kahrediyorum hiç suçu günahı olmayan dağlara. İnce bir sızı gibi yüreğime dolan yanık bir türküyü hatırlıyorum:
Dağlar seni delik delik ederim
Kalbır alır toprağını elerim
Bir de gaziler var bir başka albümde. Her biri dalları koparılmış fidanlar gibi.Hayır! Acıyarak değil, gıptayla bakıyorum onların resmine. İçime akıyor göz yaşlarım
Yoğun duygular yaşıyorum, dipsiz acılar…Dağlar verin benim oğlumu, kardeşimi verin; verin gazilerimin kollarını bacaklarını diye haykırmak istiyorum. Dilim damağım kuruyor, yutkunuyorum ve haykırışımı gömüyorum içime.
Bu duygu sağanağı içinde gözyaşlarım yağmur gibi yağıyor. Bu yaşları titreyen ellerimle siliyor, bütün şehitlerimizin ruhuna bir Fatiha okuyorum.