3
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
2945
Okunma
BİZ KARDEŞİZ
Türk; kafa tası ölçmek ile tespit edilecek bir soy değildir. Türk; birçok boyu içinde barındıran genel bir mana ihtiva eden, bir üst kimliktir. Ama gelin görün ki; bugün geldiğimiz şu noktada ne yapsak ne etsek birilerine bu tarihi hakikati anlatamıyoruz. Macarlar, Bulgarlar, Kürtler… aslen bizimle aynı soydandır.
Türk ile Kürt emmioğludur. Bu tarihi hakikat Orhun Anıtlarındaki Kürt Hakanı Alp Urungu imzalı bir belgedir. Biz Malazgirt’te bu iki emmioğlunun ortak hareketiyle küffarı yerle bir ettik. İslam Sancağı’nı birlikte taşıdık yüzyıllar boyu. İşte bu ahengi hazmedemeyen, birlik olduğumuzda bizi alt edemeyenler, Çanakkale’de bu kardeşler karşısında gururu çiğnenen boğazın serin sularını boylayan haçlı güruhu boş durmadı. Bize iki mikrop bulaştırdılar. Birisi komünizm, diğeri batılılaşma. Bu iki hastalığa yakalanan gençliğimiz hızla kendi değerlerinden uzaklaşırken aynı zamanda bir ayrışmanın da eşiğine geldi. Bugün ki doğu illerimizde yaşanan olayların taşeronluğunu su götürmez bir gerçektir ki komünistler yapmaktadır. Bunlar özünde Müslüman Türk-Kürt’ün düşmanıdırlar. İhanetin başını çeken bir soysuz hayasızca şu soruyu sorabiliyor “neden ordu bize karşı cephe alıyor? Biz olmasaydık doğuya şeriat gelecekti” diyerek İslam’a olan kinini kusuyor.
Biz etle tırnak değil aynı etin parçasıyız. Camimiz aynı, kıblemiz aynı, dinimiz aynı ben öyle biliyor ve de inanıyorum ki soyumuzda aynı. Bu nokta da bir hatıramı nakletmek isterim. Ben Amasyalı bir Türk ailenin evladıyım. İşyerinden arkadaşım Yusuf’ta Hakkarili kendini Kürt addeden bir ailenin evladı. Yusuf ilk işe başladığında bir arkadaş geldi ve dedi ki “ ooo Hüsnü biraderini de işe almışsın yanına” dedi. Yusuf’un kafası da bana benzer, burnu da bana benzer, yüreğinde ki kardeşlik sevgisi de bana benzer. Çünkü o benim bin yıllık can ciğer kardeşim. Ama bir İngiliz’i, bir Alman’ı koysanız yanıma; ne tipim uyuşur, nede huyum. Çünkü kardeşim, emmioğlum değil. Amasyalı olduğumu bilmeyen on kişiye ben nereli olabilirim desem eminim ki dokuzu Bitlis der, Van der, Muş der. Ne güzel demiş vaktiyle rahmetli Türkeş Hep’li heyete; “siz ne kadar Kürt’seniz bende o kadar Kürdüm. Ben de ne kadar Türk’sem siz de o kadar Türk’sünüz” diye. Lawrence raporlarında bizi kardeş olarak kaydeder de benim gerek Türk, gerekse Kürt kardeşim bu gerçekten gafil gezer.
Doğulu bir alim olan Abdul Hakim Arvasi Hoca Efendi; “dünyada üç Türk kaldı deseler, biliniz ki biri benim” derken, bunu hangi duygu ve düşüncelerle dediğini hiç düşündük mü? Acaba neydi ondaki bu Türklük aşkı. Elbette ki kalplerimizin Allah Allah diye atması, aynı peygambere ümmet olmanın, aynı kıbleyi paylaşmanın sonucunda ortaya çıkmış bir aşktı bu Türklük aşkı. Türk kelime olarak dünyada çok şey ifade eder. Avrupalı İslam’ın şartına Türk’ün şartı der, Türk denilince dünyada İslam’ın Sacaktarı akla gelir. Ne hazindir ki, son yüzyılımızda Osmanlı’nın dağılmasına müteakip Rusya’nın, Amerika’nın ve Avrupa’nın Müslüman devletlerin başına geçirdikleri liderler bizi dinimizden ettiği gibi milli duygularımızdan, birlik beraberliğimizden de ettiler.
Şu bir gerçek ki cennet mekân Abdulhamid Han’dan sonra devletin başına geçenler Osmanlı coğrafyasında yaşayan Müslim-gayrimüslim ne kadar millet varsa çoğunun nefretini kazanmak için ellerinden gelen bütün gayreti sarfettiler. Ve bunda da başarılı oldular. Türk İslam coğrafyasına mezalim ilan edildi. Her ne kadar siyonistler, içimdeki dönmeler sayesinde adımı kirletmişse de yine de mazlumun umudu benim. Tüm İslam coğrafyası Müslüman Türk’ten çok şeyler bekler. Hal böyle iken nedir bu Türk ismine duyulan nefret. Herhalde Müslüman Türk ismini duyunca tir tir titreyen haçlının, siyonistin bir oyunu olsa gerek.
Müslümanlıkla özdeşmiş bu şanlı isme sataşanlara, Türk isminden rahatsız olanlara yazıklar olsun!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.