Hayal ediyorum, koyu
yeşil vadilere açılan yolları, yolları selamlayan ormanları... Kokusunu dahi çam ağaçlarının, kimsenin parfüm şişelerine bulayarak gizleyemedi tabiatın kokusunu.
Uzayıp giden yolların tozlu, eski yollarla buluştuğu ıssızlık aradığım. Yıllarca sesime hiç bir sesin değmediğini hayal etmek, gürültülü,soğuk yüzlü insanların boğduğu yerlerden uzaklaşmayı hayal etmek beni cezbeden iştahımı kabartan bir duygu. Toprağa kavuşmak, denize dokunmak ve hissetmek o ferah, tuzlu kokuyu. Yaşadığımı hissedemiyorum. Bu şehre de
güneş her gün doğuyor ama bir b
aşka yakıyor ziftle kaplı tenimizi. Belki gün ışığı da en az bizim kadar hissediyordur yürekleri ve tenleri ziftle kaplı şehrin yalnızlığını. Metalik renkli toz zerreleri gibi solgun
yıldızların şehri. Bir günün ruhunu da aldın batıyorken
güneş sisli semalarından. Akacak bir sessizlik daha yılan gibi zihinlerimizden içeri.
hayalini kurduğum yollarda
güneş gibi sisli bir hayal olmaktan öteye gitmeyecek.
Şimdi kelimelerle boğmak istemiyorum yalnızlığımı, susmak yeğdir konuşmaktan.