Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
Celaleddin ÇINAR
Celaleddin ÇINAR

ESKİ KELİMELER

Yorum

ESKİ KELİMELER

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

26138

Okunma

ESKİ KELİMELER

Hazırlayan & Kaynak kişi: Celaleddin ÇINAR(HAZİRAN 2004 YOZGAT)

ANADOLUDA KULLANILAN ÖZ TÜRKÇE KELİMELER
aba: çeket, abla, yağmurdan korunmak için koyun yününden çoban giysisi.
aboo: hayret etmek, şaşırmak.
abuu: çok, aşırılığı derece acıma ifade etmek için ünlem sözü.
acer: yeni
aga : baba
ağartı: süt mamülleri.
ağıl: etrafı çalılarla örülen koyun ve keçilerin barınma yeri
ağızbağ: çuval için ip
ağu-ağı : zehir
ahbın: hayvan gübresi
ahır: hayvanların barındığı yer.
ala ağız : geveze
alaçık: çobanların evleri.
alaf: ateş yalımı gibi sıcaklık
alayı : hepsi
alayı: hepsi
ale : dur
alen : dur
aleyçik : bahçe kulubesi
alık : eşek palanı
alkış vermek: biri için dua etmek
ambar: ağaçtan yapılan buğday gibi kuru bakliyat konulan yer.
amel: ishal
araya gitti : boşa gitti
ark : su yolu
asbap : çamaşır
asbap : elbise
asifinik: naftalin
asik : eksik
aş: yemek .çorba
aşşa : aşağısı
atlas : kumaş, değerli saten
avlu : ev önündeki çevrili alan
avrat: kadın
ayrıksı : yabancı gibi azık : yiyecek
azık: yol yemeği
baa : gerçekten mi?
babal : vebal
balçık:çamur
başa kakmak :iyiliği söylemek
batasıca : bir çeşit beddua
bayahdan: demin
bayak :biraz önce
baytar : veteriner
bazlama : ince ekmek
bazlama : saç üzerinde yapılan yufkadan biraz kalın ekmek
bazlama :yağlı veya yavan biraz kalın açıkmış katmer ekmek
bek: pek, çok
belik :örülmüş saç
belleki: örneğin
bellemek :öğrenmek
beniz :yüz, çehre, yüz rengi
beriki :yakındaki
berk :sıkı, sert
besleme :yetiştirilen kimsesiz çocuk
bezmek: usanmak
bıçkı : testere
bıldır :geçen sene
bibi : hala
bibi :hala (babanın bacısı)
bir demlik: temelli, kalıcı
bire :erkeklere hitap
bohça: bezden yapılmış içine çeyiz eşyası sarmaya yarayan çıkın
bor :nadaslı (kessekli) tarla
boran :fırtına
bosdan :bahçe, salatalık
boydan :uzun kadın elbisesi
boyraz: yel, poyraz yeli
boyunduruk: öküzleri koşmaya yarayan ağaçtan aygıt.
bön :saf, aptal
börk :başlık, şapka
bulambaç :pekmezle un karışımı hafif koyu yiyecek
bundan keri :bundan sonra
buyurcu :davet eden
büküm :4 adet katlanmış yufka (1büküm)
büvelek :büyük baş hayvanları rahatsız eden sinek
cahal :cahil, bilgisiz
cangama :gürültü, kavga
cavlak : boynu tüysüz tavuk
cavlak : dazlak tüysüz
cazı :kötü huylu yaşlı kadın
ceç :buğday,ürün yığını
cenderme : jandarma
cerek :ince uzun düzgün ağaç
cerek: uzun çıta
cerge : römoka takılarak sap saman taşımaya yarayan ağaç
cılbanmak: soyunmak
cılga : patikayol
cılk : içi çürümüş yumurta
cıncık :cam, cam parçası
cıngıl: üzüm cıngılı
cırcır: fermuar
cıvık : fazla katı olmayan
cibik çalmak: alkış
cingan : çingene
culuk : hindi
cücük : civciv
ç
çalgı: ahır süpürgesi
çalık : toprakta yetişen bir bitki
çalkama : ayran
çantı : tavan
çardak: üzeri örtülü ahşaptan yapılmış yüksekce dinlenme yeri.
çarık :deriden dikilmiş ayakkabı türü (eskiden)
çarkıt: kırık,bozuk
çaşır:dağda yetişen bir tür ot
çebiş:bir yasındaki keçi
çerçi :satıcı, gezerek satan
çevirme :sac üstünde pişirilen kalıca açılmış yufka
çığrışmak :ağlamak (topluca)
çıkı: bohça
çıngı: kıvılcım
çıvgın: kışın karla karış tipi şeklinde esen rüzgar
çifte :iki namlulu tüfek
çimmek : banyo yapmak
çipri : küçük kıyılmış odun
çit : çalılarla örülmüş bahçe dış korumalığı
çot :kötürüm, eli ayağı tutmayan
çot: sakat
çöğdürmek: işemek
çömçe : kepçe
çörtük : dağ armudu
çuha :kumaş, dokuma
çul : minder
çuval :içerisine tahık koymak için büyükçe torba
dadanmak: alışkanlık haline getirmek
dalamak :ısırmak (köpekler için)
danitlemek : bakmak
darı : mısır
davar : koyun sürüsü
davar :koyun ve keçi sürüsü
dehe:orada,ilerde
dek/dölek dur: akıllı
deşirici :dilenci
devre :yanlış, başka türlü
deynek :sopa
deze :teyze
dımıtmak : hareketsiz hale getirmek
dışlık :rahat, huzur
dıvrak: kullanışlı,ufak
dikme : kavak fidanı
dil: anahtar
dilli: konuşgan
dinelmek : ayakta durmak
dinelmek: sorutmak, ayakta durmak
dirgen: ot toplamada kullanılan parmaklı demir alet
dolukmak: gözleri yaşla dolmak
domur domur:yumru yumru
donuz:domuz
dölek: düzgün
dölek: düzlük,düz
döş. göğüs
dulda: korunaklı yer siper kuytu
dulda: rüzgar esmeyen yer
duluk: evin yan tarafı yeri
duluk: yanak
düğürcük: bir çeşit çorba,bulgurun ince hali
dümbük : pezevenk
dümbül: kuru kalabalık,çokuntu(başına dümbülü toplamış...)
dürüm: 4 adet dürülmüş yufka ekmek
düve : dişi dana
düven : eskiden kullanılan hasat aleti
ebe : nine
ede: baba veya yaşlı kişiler, davulcu
eke: anaç,olgun,kurnaz
ekelenmek: övünmek,havaya girmek
ellaham: herhalde
ellam: sanırım
ellik : eldiven
emaaçer: adamakıllı
eneme: kısırlaştırmak.
enik: kedi ve köpek yavrusu
entere : uzun bayan elbisesi
ergen: genç.
eringeç: iş yapmaya isteksiz olan
erinmek: üşenmek
erişte: bir tür hamurlu çorba
ertelik: sahur
eserekli: sinirli, asabi
essah: gerçek
eşgi : ekşi
eşmek : kazmak
etlik: besili sığır
evelik: geniş yapraklı bir tür ot
evlek: tarlanın bölümlere ayrılmış herbir parçası
evmek: acele etmek
evrağaç : tandırda pişen ekmeği çevirmeye yarayan ağaç sopa
evrağaç: ekmeği döndermede (evirmek) kullanılan tahta
eyağa: kaburga
eylenmek: durmak
fer: derman
ferik : civcivin büyümüş hali
ferik: taze, körpe, olgunlaşmamış
ferman: derman
fırlanmak: dolanmak,dönmek
fingirdemek: oynaşmak
firek: eski büyük anahtar
fistan: kadın elbisesi, entari
fol: tavuğun altına konan sahte yumurta
gabarcık: balon
gada: dert, bela
galıç : orak
gapsalık: küçük bahçe kapısı
garaçor: kağnıların ön kısmına kurulan düzenek
garez: kin.
garık: bahçelerin parsellenmiş herbir bölümü
gasnak: kalburun çemberi
gatıhlaş: bir yemek
gatık: ayran
gavır: kafir
gayda: düzen, oyun,(tam gaydasına getirdi)
gayıt: düğün için düzen yapmak,alış veriş
gebeş : çirkin
gece oktu : gece vakti
geçgere : ikikişinin kollarından tutarak yük taşıdığı araç
gene : kene
gerek:lazım,ihtiyacı olmak
gever : küçük sulama yolu
gever: tarla sulamak için yapılmış küçük ark
gıbal: kabaca görüntü
gıcır : yeni
gımılgımıl: yavaş yavaş
gıran: öldürücü salgın hastalık
gırmızı:salça,kırmızı,al
gıvı : koyun pisliği
gıyak: düzgün, bakımlı, gösterişli
gızan: çiftleşme dönemine girmiş dişi köpek yada kedi
gızınmak ateşte ısınmak
gicimik:hayvanlarda kaşınma hastalık
gicişmek : kaşınmak
gicişmek: kaşınmak
gilik : ottası delik tandır ekmeği
gocuk : kaban
golan: yünden örülerek yapılan ip.
goö: mavi, gök yüzü
goşamlamak: avuçlamak
goya: herhalde (goya bizi tehdit edyor)
goyurmak: bırakmak
goyurmak: serbest bırakmak
gozer : büyük delikli elek
göcek: ekinin yeşil ve küçük hali
göğ: mavi
göp: kağnıların arka tarafı
göresi gelmek:özlemek
görümce: kocanın kız kardeşi.
göze : su kaynağı
gözel: güzel.
gubür : süprüntü,çöp
gubür küreği : çöp küreği
gulunç: kürek kemikleri arası
gumpür: patates
gunnacı: hamile
gunnamak: doğurmak
gurk : kuluçkaya yatmış tavuk
gursak: boğaz.
gübür: süprüntü
gütmek: hayvanları otlatmak
güyüm: ıbrıktan büyükçe su kabı.
güz: sonbahar
habe : heybe
hacet: araç, gereç
hamut atların boynuna takılarak arabayı çekmesini sağlayan alet
hapan: un çuvalı
haral : büyük çuval
hasım: düşman
haşeri: yaramaz, ele avuca sığmaz
havas: heves, istek
hayma : kışın hayvanlara yedirilen ot yığını
hedik : kaynamış buğday
hel : yırtıcı kuş
hela : tuvalet
helik: dolgu taşı
helke: su veya süt taşımak için kova.
herg : sürülmüş tarla
hergele : eğitilmemiş at sürüsü
hergele: başıboş kendi başına
heye: evet
hezen: tavana dik kolonların da tuttuğu ana ağaç kolon
hırlama: köpeğin saldırı öncesi sesi.
hısta: pay, hak
hıyar : salatalık
hıyar salatası : cacık
hodul: kalın, kaba.
hol : kuluçkaya konulan yumurta
hor: düşmanca olumsuz karşılama
horanta: ev halkı
hoşbeş: sohbet
hule : ocak havalandırma deliği
hürük : tam olgunlaşmamış buğday başağının ateşte pişirilmesi
ıcık: azıcık, biraz
ıradiyo: radyo.
ırbık: ibrik
ırgalanmak: sallanmak
ırgat: işçi
ısmarıç: sipariş
ıstar: kilim tezgahı
ıvır zıvır : küçük önemsiz seyler eşya.
içlik: gömlek
iğdiş: hadım edilen (kısırlaştırılan)
ilaan: leğen
ilaançe: leğencik
ilançe : büyük bakır tabak
ilkindi : ikindi
ipdi: önce
iskemle: sandalye:
işlik : gömlek
işmar: işaret, kaş göz etmek
it : köpek
ivedi : hızlı
kadın
kakınç: yüze söylenen iyilik
kalak : tezek istifi
kalan: artık
kalık: kalmış, zamanı geçmiş
kancık: dişi.
kanırmak:
karsambaç: kar ile karışık
kasefet: gam, keder
kavlak: kavlayan, kabuğu soyulan dazlak
keh: köşe
kele: bayanlara hitap
kele: ya veya hey anlamanda
keleş: güzel
keli : iki tarla arasındaki sınır
kemçik: kuru zayıf eğri çene
kemirtlek: gırtlak
kenef : tuvalet
kepmek çökmek, göçmek
kerme : tezek
kertmek: hafif çizip iz bırakmak
kes : otttan yapılan saman
kesean : tarla faresi
kesek : toprak kütlesi
keven : dikenli bir bitki
kevgir : süzgeç
kılavlamak: bilemek
kırklık : koyun kıkma makası
kırklık: makas
kırmızı: domates
kısır: yavrusuz insan veya hayvan
kısmık: cimri
kız
kirkit : halı kilim dokuma aracı
kişiflemek: gözetlemek
kişiflemek: gözetlemek, röntgencilik
koğu: dedi kodu
kokulu yağ: kolonya
kombe: yayla çöreği
konez : fino köpeği
kopmak: koşmak
kosguluç : ucu sivri ağaç
koynek : atlet
koyurmak: bırakmak
kömbe : içi patatesli fırın ekmeği
kömüş : manda
kösüre : bileme taşı
köynek: gömlek, atlet
köztavası : küçük çöp küreği,sobanın külünü boşaltmak için kullanılan kürek
kurun : su yalağı
külek : ağaçtan yapılan silindir kap
külüstür: çok eski.
künde : hergün
lavaş : tandırda pişen ince ekmek
lepir lepir: çürümüş dökülmek üzere olan
lo : yuvarlak taş veya beton ile yapılan ağır silindir
loda : samanı kışın açık arazide saklamak üzeri kapatılan saman yığını
ma: tavan
maarim: meğerse
made: ondan başka
madem: öyle ise
mağbeyn: salon
makat : divan
malamat: kepaze, rezil
manak : yufkanın katlanmış hali (kaşık gibi)
mancınık: tahtadan, avlu kapılarının açılmaması için arkasına konulan ağaç.
marga: at arabasını çekmek için atların bağlandığı araç
masat: bileme taşı
mayışmak: gevşemek
mazı: tekerleri bağlayan ağaç
mecal: güç, derman
melefe: ince bez yorganın iç yüzü
menik: halı ve kilim ipi (sarılmış hali)
meses: öküz sopası
meses: ucu çivili öküz sopası
meşrep : su tası
meymenetsiz: işe yaramaz
mıh: çivi (sanırım farsça)
mil : su dbinde toplanan ince kum yığını
muhaat olmak: korumak,sahip olmak
muhanet : kimseyle paylaşmayan
mukayet: sahip olmak, bırakmamak
namazla : seccade
neader: ne kadar
neçe: nice
nic’oluk: ne olmuş, nasıl olmuş
nizah: kavga dövüş
nizah: kavga,münakaşa
nodul: hayvanlara hız vermek için ucunda çivi çakılı sopa
noorek: ne yapalım
nörüyon : ne yapıyorsun
okenmek : taklıt etme
okumak: çağırmak,davet etmek
okuntu: davetiye
oluk: 1-olmuş, 2-damlardan yağmur suyı akan boru
omaç: yemek çeşidi
oncaaz: o kadarcık
onulmaz: yapılmaz, tamir olmaz
ödlek: korkak
ökbeleşmek: inatlaşmak
öksüz oğlan çiçeği : kardelen
ören: eski yıkılmış duvar
örk : hayvan otlatmak için kullanılan ip veya zincir
örme: kıldan örülmüş kalın ip
öşür : vergi
ötean: önceki gün
ötürük: ishal
ötüüz: öte yüz (dağın arkası)
öyke: sinir
öz: çayırlık yer
papah: şapka
pece: baca peşkir: havlu
peşgır : havlu
pırtı: kumaş
pinelik: kümes
pus: duman
pürçüklü : havuç
rapata: bezden yapılmış tandıra ekmek yapıştırma aleti
sağmak: süt çıkarmak
sako: kalın palto
sal: ölü taşıma aracı
sarı erik : kayısı
sası: kötü, otsu koku savış: geç (buradan geç)
savuşmak
sayrı: hasta
sazak: soğuk esen rüzgar
sedir : divan
seki: basamak halindeki
seki: oturma icin yerden yüksek yer
seklem: buğday çuvalı
sekmen : merdiven,basamak
sere serpe: yere serilmiş vaziyette
serpenek : çatı saçağı
seyip: serbest bırakılmış
seyirsiz: terbiyesiz, cahil
sınamak: denemek
sındı : makas
sınıkçı : kırık-çıkıkları tedavi eden kişi
sırım: deriden yapılmış çarık bağı
sırımak yorgan dikmek
sıtgı: yürekten, gönülden
sıyırgı: kar kürüme aracı
sin: mezar
sini : yuvarlak tepsi
sinirmek: yediğini hazmetmek
sofa : koridor
soğukkuyu : lastik ayakkabı
sohranmak: homurdanmak
soku dibek
soku: buğday döverek, yarma yapmak için içi oyulmuş taş
sokum: lokma
soluk: nefes
sorutmak: ayakta durmak
soyak: cins, soy
soyka: ölen kişinin eşyaları
soykana kala: beddua (öl de dağıtılsın)
suçukmak: suçlu gibi suçlu duruma düşmek
sumsuk: yumruk
susa: yapılmış yol
süaanpe : yassı taş
sürek: sığır sürüsü
süsmek: hayvanın kafası ile itmesi
sütlü : sütlaç
süve: pervaz
şahbaz : çalışkan, iş bilir
şalvar: geniş pantolon türü giyecek
şamar: tokat şarmıta: utanmaz, edepsiz
şavkı: yansıması
şelek: insan yükü
şelek: sırtta odun yükü
şemsi gamer : ayçiçeği
şemşamer: çekirdek,ayçiçeği
şıllık: 1 evlerin çatısına dökülen çamur 2 ahlaksız şımarık kız
şıvgın: yeni sürmüş filiz
şikir: surat
şindi: şimdi
şipşipi : terlik
şire: tatlı
şişirtmeç : balon
şor: laf, söz
şörük: salya
tabaka : tütün koymak için kap
talan: yağmalamak, hırsızlamak
tamah : muhanet
taman: hani
tamaşa: seyretmek
taptan düşmek: güçsüz,dermansız kalmak
tavatır: zorlu
teke : erkek keçi
tekne : römork
temelli: devamlı
terki: ata binenin arkasına oturmak
terlik : bere
teşt : leğen
tezzek : hayvan dışkısından yakacak
tığ:mil,yakışıklı
tılısım: büyü.
tike : krutulmuş kuşbaşı et
tohmalamak: cok yiyerek tam bir rahatsızlık hali
toklu : bir yaşındaki kuzu
toklu: bir yaşındaki kuzu
tomar: topluca, hepsi
tosba: kaplumbağa.
tuman bol ve geniş olarak dikilmiş bayan pantolonu
tummak: suya dalmak
tünek: tavuk sığınağı.
tütün : duman
uflah : büyük bıçak
ummak: bir şeyler beklemek
ura : hamur açarken kullanılan un
urgan : kalın sağlam örgülü ip,halat
urum : rum
uruplağa: çeyrek şinik
usluplu: görgü bilen, adabınca
uşak: çocuk, çocuklar
uylamak: ısrar etmek
uyluk: diz kapakla kalça arası
uyuk: uymuş
uyuz: kaşıntı hastalığı
üryan: çıplak
ütmek: 1yenmek 2 yakmak
verep: meyil
vetsiz: luzumsuzca davranışta bulunmak
yaba: saman atma aracı
yaban: yabancı, yabani
yadırgı: yabancı, el
yafıdı : yahudi
yağlık: eşarp dülbent
yal: köpek yiyeceği
yalak: 1 su çukuru,2 köpek yal kabı
yalım: alev, ateş
yapağı: baharda kesilen koyun tüyü.
yapma: tezek
yastı : tatsı
yazı: arazi, tarla, toprak, ova
yazmak: sermek
yazzık: günah, acımak
yeğni: hafif
yekinmek: ayağa kalmaya davranmak
yel : rüzgar
yılışmak: sırıtmak,gülümsemek
yırak: uzak
yitik: kayıp eşya
yitmek: kaybolmak
yoz: koyunun kısır ve erkekleri
yuka yürek: ince, duygulu
yular: eşşeği çekmek için başına bağlanan ip.
yumak : yıkamak
yumuş : buyruk,emir
yüklük: yorga, yatak yığılan yer
yüzü suyu: hatırı
zaar : köpek
zahmeri: ocak ayı
zahra: kışlık yiyecek,tahıl
zatı: zaten
zavar: ö?ğütülmüş hayvan yemi
zerze : kapıyı kilitlemeye yarayan zincir veya demir
zevle : öküzlerin boynuna takılarak kağnıyı çekmeye yarayan demir çubuk
zevzek: gevezelik eden boş konuşan
zıbın: çocuk elbisesi
zıpcık : söğüt dallarının yeni oluşan filizleri ince dalları
zıvana: kağnı aksında bir parça
zikke : demirden yapılmış büyük kazık
zimel : parmak kalınlığında sağlam örgülü ip ,halat
zitil : ağaç kkünde oluşan filizler
zobu: kısa boylu şişman kişi
zorlu: sıkı, çok iyi
zorsınmak: zor symak, zoruna gitmek
zumzuk: yumruk
Hazırlayan & Kaynak kişi:Celaleddin ÇINAR

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Eski kelimeler Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Eski kelimeler yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ESKİ KELİMELER yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL