9
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
3181
Okunma

Ben seni tanımıyorum, aramızda bir yakınlık doğmadı, ben küçüktüm o yıllarda ne akşam yolunu beklemeyi biliyorum ne de kucağına oturup naz yapmayı, bir kere bile “prsnses” demişliğin yok bana , belkide söyledin ben duymadım. Okuldan almadın beni , sorun yaşadığım dönemlerimde karşına alıp” dinle” diye başlamadın söze. Benim babam şöyledir diyemem, hiç aynı çatı altında kucaklamadın beni.Çocukluğumda arada gidip ağladığım bir mezar vardı, bir gün koşa koşa gelmiştim başına hatırla, “beni koru” demiştim dayak yemekten korkup kaçmıştım, ama bir şey yapmadın unutma. Ben senin yokluğunu biliyorum baba, geceleri korkmayı biliyorum karanlığın ardında, erkekçe değildi benim acılarım, kadınca duyguları biliyorum, sevgi şevkat ve merhamet.Oysa güven duygusundan yoksundu bir yanım, sevmeyi biliyorum baba bu yüzden, sevilmek nedir hiç bilmiyorum.bir yanın sakatsa ve sağlıklı insanların koştuğu kulvardaysan, çok görür sana toplum insanca yaşamayı, sorun çıkarmak istemiyorsan tökezleyeceksin, ya da sakat olduğunu kabul edip kaldırımda ağır yürüyeceksin. Varlığını bilmediğim bir şeyi tanımlayamıyorum, üç bacaklı bir koltukla yaşamaya alıştığında dört bacaklı koltuğu sana sunduklarında “ ohh be ne rahatmış” diyebilirsin, ama sen üç bacaklı koltuğa oturmayı bildiğinden daha canbazsındır başkalarından. Hayat böyle sürer senin için, üç bacaklı koltuğun rahatsızlığıyla her an tetikte ve sahip olduğun dört bacaklı koltuğu kaptırmamak adına yaptığın mucadeleyle.
Bizi emanet ettiğin hani o çok güvendiklerin var ya, hepsi de de ihanet etti emanetine .. Unuttular seni baba. Hayat unuttu seni, seninle beraber bizide unuttu. Çatı katına atılan tozlu bir filmden ibaret senden bize kalan tek hediye "akciğer kanseri" hayat ne kadar anlamsız, ölüm ne kadar uzak ne kadar yakın bize ve her şey son buluyor toprağın içinde, beyaz bir kefenle. Ölüm nasıl bir hiçlik baba, yok olmak unutulmak sevdiklerinden ayrı kalmak? Öleceğini bilerek yaşadığın acı nasıl bir duyguydu, bize bakıp kaç gece ağladın baba? Üstelik senin kadar duygulu bir sanatçının içinden geçenleri bilmeyi ne kadar çok isterdim, zamansız gideceğin yolculuğun son durağında keşke seni anlayacak yaşta olsaydım, yazsaydım seni kağıtlara, kücücük yüreğimle anlayamadım seni, öylece baktım anlamsızlığına ölümün. Başucunda ağlasaydım, korkma diyebilseydim, ben varım diyebilseydim.
Bizlere bıraktığın hani koskoca bahçesi olan bir ev vardı ya, onu da devlet aldı elimizden. Hem mahallede zamanında pul alamadığı için bir çok insanın evine el koymuş devlet, ne acı değil mi? kalsa şimdi servet ederdi.Hani çantacı dükkanın vardı anafartalar caddesinde, ulusun en işlek caddesi şimdi, kiraya verdiğin adam üzerine almış tapuyu, annem bir gün kira almak için gittiğinde, tapuyu uzatıvermiş eline, zavallı annem ne yapsın dönüp gelmiş evine. Söz bestecisi olduğunu duydum, sazı senden iyi çalan olmazmış, ne besten var elimizde ne de sana dair bir kanıt. Eskiden yani senin zamanında söz senetmiş , şimdi sözün hiç bir hükmü kalmadı baba, her şey evrakla dönüyor, hatta küfürü bile şikayet ettiğinde devlet hapse atıyor.
Bütün olumsuzlukların içinden sıyrılıp böylesi temiz, saf insanlar nasıl olduk ilginç değilmi? yani nasıl oldu da okuyup adam olduk? mesela ben evden kaçmadım. Abim bir mafyaya karışmadı ? Oysa kolaydı kötü yollar, bize hayat bütün imkanlarını ve özgürlüğünü sunmuştu. Belki içimizde yoktu beklide fazla akıllıydık ya da çok şanslıydık.
Varlığını bildiğin sevgilerden koparılan hayatlar insanı daha fazla yaralar, biz tanımayamadık seni, yaz tutmadık yokluğunu aramadık. Midye yemediysen midye gördüğünde ağzın sulanmaz, deniz görmediysen kuraktır hayallerin, toprağa basmadıysan korkarsın börtü böcekten, martılar gibi özgür değilsen, sıkışır kalırsın ayrılamazsın yerinden. Ama sana bir sır vereyim, bir adam vardı beni kucağına alıp şımartmıştı küçüklüğümde, hiç umutmadım onu, belki de baba sevgisi böyle bir şeydi..