10
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2285
Okunma
Çok eskidendi,çok.
Annemin kesilen tırnaklarını toplardı çocukluğum sokak aralarında; o yüzden hiç bilyesi de olmadı çocukluğumun. Büyüdüm hâlâ yok.Ya eksik kaldı adımlarım ya da ürkekleşti parmaklarım. Bir gün yüzümdeki gamzemde biriktirmek isterdim göz yaşlarını hiç acındırmadan kendimi ergenliğime. O zaman işte,evet o zaman yüzümü sıvazlardım ve yeni doğan bir bebek gibi günahsız olurdum belki. Olmadı, kabuklarını soydum zamanın ve haykırdım yazgıma; neden ben? Yalnız kalmaktan korkan çirkin çocuklar gibi hissediyordum,zamanın esrarlı koynuna sığınırken.
Sahi,ölüm hangi renkti?
Annem ne zaman terk etti beni,bir bilen var mı?
Sarılmak isterdim mesela anneme, kadim dillerin kelimelerinden güç alarak ve kulağına fısıldamak delicesine: Bırakma elimi anne!.. Bırakırsan saçlarım ağaracak kahırdan.
‘’Seni seviyorum anne!..’’
‘’Anlamıyorum oğul!..’
"Ez de hezdıkım!..’
Neden sustun anne? Bir şey söyle.’Ben de seni…’,diyemiyorsun öyle değil mi?
Biliyorum kırgınsın bana.
Haklısın.
Çok şiir yazdım,ama hiç dokunmadı mürekkebim annemin ayaklarına. Ne zaman bir çocuk ‘’ah anne’’ dese boğazım düğümlenir,avuçlarım karıncalanır...Koşarak eve gidip,hadi anne sarıl bana artık, demek isterdim.Beceremedim,adımlarım ürkekleşti hep;çünkü sevdiğim kadında bıraktığımı hatırlardım kollarımı.Sarılacak kollarım hiç olmadı.Utandığımdan geri gelirdim yaslandığım duvarın dibine. Hani, şair demişti ya: ‘’ağlasam... dokunabilir misiniz göz yaşlarıma ellerinizle’’. Peki, ağlasam dokunabilir mi gözyaşlarıma annem? Siz de bilmiyorsunuz değil mi? Neden susuyorsunuz,yoksa sizi terk mi etti anneniz?
Beni hiç terk etmedi ki annem.Yalan söyledim; duyarsa kızar biliyorum.
Söylemeyin olur mu?
Hadi elinden tutun annemin,saklambaç oynayalım.
Tabutuma dokunurken bıraktığı ağıtlar, beni biraz daha utandırdı.Ben ölürsem anne,gelip öper misin alnımdan? Kalk oğlum,ölüm hiç yakışmıyor sana, der misin? Korkuyorum anne,toprağın altına girmekten,sana sımsıkı sarılmadan çekip gitmenden…Söyle o adamlara tabutumu bıraksınlar anne,dokunmasınlar? Sen taşı yüreğinde o soğuk tahtaların yerine,olmaz mı?
Üşüyorum.
Yüreğinde uyut çocuk yanımı ve sakın bırakma anne. Bak işte, Müslüm Gürses de öldü. Şarkılar anlamsızlığını yitirmez mi artık? Anne kefeni sarmadan bedenine dinleyelim mi hep birlikte sessiz ve derinden akan nehirler gibi? Dinleyemezsin değil mi? Günah!..
‘’Oğul!..’’
‘’Buradayım anne,uzat elini yüzüme sür.’’
‘’Bırakıp da nereye gittin böyle beni?’’
‘’Ben ölmedim ki anne,ölmedim...’’
Karanlık çöktü ve ben uyandım.
Sahi, ya bir gün ölürsem anne?
Mart 2013