Bir başkasına hizmet fırsatını elinden kaçıranlar yaşamın sunacağı en doyurucu deneyimlerden birini kaçırmış olurlar. (pali metinleri)
aysemujgan
aysemujgan

Sena Kadın

Yorum

Sena Kadın

12

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1747

Okunma

Okuduğunuz yazı 2.3.2013 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Sena Kadın

Sena Kadın

Hükmü verilmişti, karalı köyüne gelin gideceğini duyduğu günden beri uyku girmiyordu gözüne, üstelik deli faruk dedikleri bir adamın çirkin oğluna mı layık görmüştü kendini sevgili babacığı? İstemem diye tutturmuştu tutturmasına, bir gece babası bıçağı dayayınca boğazına, kabul etmekten başka çaresi kalmamıştı.Köylü kendi arasında “bu kız evde kaldı” diye dedikodu çıkarmıştı, altı üstü 19 yaşındaydı, güzeller güzeliydi, ay gibi parlaktı yüzü, ela gözleri parlardı kipriklerinin arasından, ama kısmet işte, sekiz kardeşin arasında kendine sıra gelmemişti bir türlü, şimdi ise bu yerden bitmeyi kendine koca diye seçen babasına içerliyordu için için, kin doluyordu içi.Oysa elinden bir şey gelmiyordu, kaderine razı olmaktan başka. Bir kere hüküm verildi mi, babanın ağzından bir laf çıktı mı, ölüm olsa dönemezdi geri...

Gelin alayı köy meydanında toplanmış, halay çekiyordu, bir taraftan şerbet dağıtıyordu misafirlere, yemekler yapılmış, davullar vuruyordu habire.İşte gelin olmuştu Sena, sevmediği birinin karısı oluyordu,bilmediği bir yere gidiyordu gönül rızasız, kimdi bu adam? bilmiyordu. Çelimsiz eğri bacaklarına bakınca gönlü bulanıyor, kalın biçimsiz kaşlarının altından kendini süzdüğünü gördükçe iğreniyordu adamdan.Köylü bir koşturmaca akın akın geliyordu düğün evine, yemekler yeniyor, çalgıcılar vuruyordu sazın teline.Bir an önce bitsindi bu düğün, şimdiden bir kasvet çökmüştü içine Sena’nın.

Köyün toprak yolundan, tozu dumana savurarak, bir kamyona bindirilip, baba evinden gelin olduğu köye doğru gidiyordu Sena, iki gözü iki çeşme. Kayınpederi bir ara Sena’ya dönüp” yeter ağlama artık” dediyse de gözyaşları sel olmuş, durduramıyordu bir türlü, abinin kırmızı kemeri beline bağlarken gözlerinin nasılda dolduğunu hatırlıyor, annesinin ardından koştuğunu unutamıyordu bir türlü, babası da ağlayıvermişti, o sert mızacına aldırmadan, gözlerinde kan akmıştı sanki. Baba evine bir daha dönemeyeceğini, kardeşlerinden ayrı, hiç tanımadığı, üstelik hiç sevmediği bir adamın evinde uyuyacağını düşündükçe ağlamasına engel olamıyordu, demek bundan yakılmıştı onca ağıt, onca türkü, dalıverdi o türküye kamyonun camından uzaklara bakarak;

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
arşın arşın memlekete kız vermesinler
annesinin bir tanesini...

Bu kez hüngür hüngür ağlamaya başladı Sena, kayınpederiyle kocası olacak adamın, kızıp bağırmalarına aldırmadan dövünüyordu bir yandan, kayınpederi bir anda patlıyor “yeter ammada ağladın, seni gören düğünü değil, cenazesi var sanır” diye çıkışıyordu.Sessizce gözyaşlarını siliyor, bir yandan yeniden doluyordu gözleri, ağladıkça çakmak çakmak oluyordu gözleri. Ela gözlerinde yeşil hareler dans ediyor, yol uzadıkça uzuyordu.

Sonunda gelin olduğu köye gelmişlerdi, kendini bekleyen davul çalmaya başladı yeniden, bir kapıdan geçirdiler Sena gelini, ev tıklım tıklım doluydu, bütün gün bir sandalyede oturtulup başına üşüşmüştü köylü, duvağın altından bakıyordu buz gibi bir his veren eve. Akşam olduğunda alıp gelin odasına koydular Senayı.Oda üst kattaydı ve oldukça havasız bir yatak ve bir somyadan ibaretti, içi bunalmıştı yeniden, yatağın üzerine oturup beklemeye koyuldu, damat dövülürdü gelini fazla hırpalamasın diye, bir tekmenin, onu içeri teptiğini düşündü Sena, abanmıştı odaya neredeyse, kocası olacak sünepe.

Sonraki günlerini dayak yiyerek geçirdi, kocasından çok, kayınpederinden yediği dayaklar gücüne gidiyordu, ağzın burnu yara içinde, bütün gün evin ve tarla tapan işlerinin yorucu bitiminde, dayakla sonlanan günü, kocasının umurunda bile değildi.Bir de çocuğu oldu, sapsarı bir oğlandı bebeciği.Günler aylar yıllar katlandı dayağa , kayınvalidesi her akşam kayınpederini dolduruyor , kayınpederi ise somyanın altından çıkardığı sopayla girişiyordu Sena’ya.Sopanın kırbacı andıran sızızıyla yerlerde debeleniyor, vurma yapma sesleriyle yalvarıyordu kayınpederine, kimse acımıyordu zavallıya, acımasızca yediği dayaklardan geriye sadece sızı kalıyordu
Bir gün tan ağardığında kaçmaya karar verdi , kimsenin ona acıdığı filan yoktu, ne dayak biterdi nede evin bitmez tükenmez işleri.Erkenden uyanıp etrafı kolaçan etti, önce kayınvalidesi elinde tırpanla tarlaya yol aldı, kayınpederi kocasını alıp yollara düştü, görümcesi olacak çirkin nemrutun gitmesini bekledi, nihayet onunda evden bahçeye çıkmasıyla oğlunu kucağına alıp yollara düştü.Hızlı hızlı gidişine anlam veremeyen komşu önüne geçip sordu;”nereye gidiyorsun Sena kadın?” Sena durdu bir an, heyecanını yatıştırmaya çalıştı, kalbi küt küt atıyordu elinde olmadan;” Bostana gidiyorum, eşşekler basmış” komşu inanmamıştı, “ne eşşeği, senin bu gidişinde hayra alamet değil” Sena bir an için koşmaya başladı, ama nefesi yetmemişti, güçlü adımlarına komşusunun,” gel gitme Sena, çocuğuna acı, onu ver bana” Sena, nefes nefese” bırak gideyim, yoksa beni öldürecekler tez elden” Komşusu çekip aldı çocuğunu kucağından, belkide çoğununu bırakıp gidemez diye düşündü, Sena bir an için durdu, çocuğuna baktı ve tekrar koşmaya başladı, komşu kadın ardından bakakaldı, elinde çocukla.

Sena, bir tepeden aşşağı doğru yuvarlanır gibi indi derenin yamacına, ayağına batan dikenlere aldırmıyordu, yüreği daha fazla acıyordu ne de olsa, gözyaşları sel gibi akıyor yine de yolundan dönmüyordu. Derken derenin yanıbaşından ilerleyerek yola doğru ilerlemeye başladı, yol uzundu, hava kararmadan ulaşmalıydı yola, yoksa kurda kuşa yem olacaktı.Dikenlerin arasından geçti, ağaçlıkları aştı ve sonunda yola ulaşmayı başardı. Birden köpekler havlayarak Senaya doğru koşmaya başladılar, çok korkmuştu Sena, köyün azgın köpekleri parçalayabilirdi bir insanı, birden oturdu yerine hiç kımıldamadan. Köpekler başında bekledi bir süre ve çekip gittiler, kurtulmuştu köpeklerden.Derken otobüs göründü uzaktan, elleriyle deli gibi hareketler yaparak durmasını için elinden geleni yaptı, otobüs yavaşça durdu, can havliyle bindi ve kendine bakan şaşkın bakışlara “anlatacağım “ gibi bir edayla bakıp güçsüz kalan bedenini atıverdi koltuğun bir köşesine. Biraz soluklandıktan sonra anlatmaya başladı başından geçenleri, herkes üzülmüştü Senaya, köyün girişine kadar getirdi şöför allahtan iyilik dileyerek ayrıldı yanından.Köyünün kokusunu kalbinin derinlerinde hissetmişti Sena, kurtulmuştu belki, belkide ne kadar kaçarsa kaçsın, kaderinden kaçamayacağını anlayacaktı yıllar sonra.Belkide bu kaçış kendinden diye düşündü Sena, dayaktan kurtulmuştu belki,ama artık hiç bir şey eskisi gibi değildi, sadece yaralarının sarılmasını istiyordu baba evinde...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Sena kadın Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sena kadın yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sena Kadın yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sev_tap
Sev_tap, @sev-tap
3.3.2013 21:57:57
güzel yazıyorsunuz sevgili ayşe müjgan...

başarılarınızın devamı dileği ile, tebriklerim ve sevgilerimle...
-Ezrak Rahel-
-Ezrak Rahel-, @ezrak-rahel
3.3.2013 17:47:31


Biliyorum bu hikayeyi

Öyle çoklar ki


Dünyada adalet denilen sistem doğuya hiç uğramaz


Kadın olmak heryerde zor be şair



Duyarlı yüreğinize



Saygıyla

Neva Ney
Neva Ney, @neva-ney
3.3.2013 16:39:46
Ne çok Sena'lar var öyküsünden bihaber olduğumuz...

Tebrikler Ayşe Hanım.
Davidoff
Davidoff, @davidoff
3.3.2013 16:30:10
Maalesef Müjgân...

Doğuyu gezdiğim zaman baktım da bazı analar pek kız çocuk istemiyorlar. Neden diye sorduğum zaman;

-bi gelin verdiğimle gördüğümle galırım, bi de ahrette.





KEFaret
KEFaret, @kefaret
3.3.2013 12:23:20
çok güzel, hayatın gerçekleri Müjgan, umarım doğru hikayeyi okumuşumdur...
<3
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
3.3.2013 11:32:11
Her şeyden sonra gelir
Yokturki hiç öncelik
Anasından tek miras
İlelebet kölelik..............diyorum ......güzel kalem... güne yazın yakışmış saygılar
Nilgün Akçay
Nilgün Akçay, @nilgunakcay
3.3.2013 00:56:19
Söylenecek söz yok belki ama, yapılacak sahip çıkılacak birçok İnsan var bu Dünya da. İyilik yapma imkanı varken yapmamak belki de suçların en büyüğü.

Merhamet acımayla olmuyor yardım eli uzatıldığın da merhametli olunuyor. Duadan bile aciziz. Dilerim uyanış olur yazınız.

Ahmet Bektaş
Ahmet Bektaş, @ahmetbektas
3.3.2013 00:13:42
Kökleri eski çağlara dayanan kadını aşağılayan erkek egemen yapının dağılmasının zamanı geldi belkide. Ama süreç var Özellikle "Orta Çağ" öğretileriyle kadını ikinci plana atan anlayış hükmünü sürdü ve mızrak çuvala sığmayınca patladı. Şimdi bedeli ödüyor özellikle kadınlar. Bu sürecin sonu hayır olsun diyorum. Elinize emeğinize sağlık. Saygı ve selam olsun.
Fatma Karagülle
Fatma Karagülle, @fatmakaragulle
2.3.2013 17:18:52
Canım benim ellerine sağlık. Yine çok güzel ve içimizi acıtan bir öyküydü...
ALPEREN OZAN
ALPEREN OZAN, @alperenozan
2.3.2013 14:42:09
acı ama iyi bir dersti

kutlarım.
Deniz Pınar
Deniz Pınar, @denizpinar
2.3.2013 12:49:10
Çok güzeldi müjgan.
Tebrikler
Hüseyin TOPHAN
Hüseyin TOPHAN, @huseyintophan
2.3.2013 11:34:53
sabahın ilk ışıklarıyla sayfaya düşen içli güzel bir yazı okudum yazan kaleminizi içten kutlarım sevğilerimle uzaklardan uzaklara............
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL