2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
571
Okunma
Bazen e-posta sayfanızda acil bir mesaj gözükür: ’şiirinize yorum yazmışlar, baksana!’ der. Hemen koşar bakarsınız; biri, size değer vermiştir, şiiriniz onurlanmıştır, size de bir bakış sunar her dökülen sözcüğü onun dilinden.
Ancak unutulan bir şey daha var ki; asla siz göremezsiniz: başkalarına herhangi bir yorum haberi gitmiyordur! Onlar, size yazdıkları hâlde, kendilerine gelmeyişinin ezikliğini; kendi şiirlerinin onursuzluğunda değil; şairliklerinin değersizliğinde ararlar!
Yani paylaşan ve paylaşılan; ne kadar eşit olmayan bir konumdadırlar, görürsünüz. Oysa pay alışverişinin çift yönlü olacağını anlatan bir sözcük olmadığından mıdır Türkçemizde, bilinmez; paylaşmanın, ‘kendi anlattıklarının dinlenmesi’ veya ‘kendi yazdıklarının okunması’ olarak değerlendirme geleneği vardır sanal paylaşım ortamlarında. Gerçekte ise çift yönlülük, paylaşımın doğasında vardır; ortada dolaşan ‘pay’lar vardır, her birey onlardan alır, paylar eşit dağıtılır! Diyelim ki, bu sözcük karşılıklılığı karşılamadı; o zaman elimizde güzel bir sözcük daha duruyor: ‘paydaşlık’.
Birkaç genç dostumuzun da birlikte canlı tutmaya çalıştıkları yorum kutucukları; esasen üyelerin tek mekân ortaklığıdır. Bilindiği üzere, zaman ortaklığı, oldukça güç; farklı zamanlarda WEB başında olabiliyoruz. Aslında eskilerin bakışıyla; aynı zamanda, ama farklı mekânlarda olmaktır güç olan; ama bizde yerimiz aynı; zamanımızsa bir türlü tutmaz işte böyle..
Paylaşımı genele yaymak; gerçekte ideali dillendirmek gibi her daim; hep öyle olsun deriz, ama kimseyi çekemeyiz; birçoğumuz uzun dönemli çabalar, kırılır, geri çekiliriz. Bazıları halen, yazıp gidiyor şiirlerini; kendininkilerin tek taraflı okunacağını zannederek. Bunu da sanki ücretli yayın yeri gibi, başkaları feyz alsınlar gibi, üyelik eşitliğine aykırı yaparak sürdürüyorlar. Oysa feyz kitabı; ancak Facebook veya ünlü dergilerin sayfaları, yahut gazete köşeleri olabilirdi.
Hâlen umudu koruyup, olumlu düşünürsek; herkesin bir ’çoban şair’ olduğunu varsayarsak; teklif yok, samimiyet var dersek; o zaman tutar ellerinden onları, kendi şiirlerimize çekiveririz. Şahsen ben, bazen yüzsüzlüğümü edip, sayfama özel davet çıkarıyorum; yine de gelmiyorlar; eşitlik bozucu bir durum... ağlıyorum!
‘Editör’ de kimmiş? Ünlü dergilerdeki gibi, dergiyi çok sattırmayı amaçlayan şiirleri yayınlayıcı görevde olsalardı; üyeler, haklılardı. Diğer paylaşanlar değil, kendi paylaşımları değerli olurdu; editör de tek yönlü okuyup, yorumunu yapardı; gerek bile duymazdı yoruma; asrın şiiri seçer kurtulurdu.
Ama öte yandan ortalama bir sitede; yüce bir şiir, ne kadar çok değerlenebilirdi ki? Yani böylesi siteler, alçakgönüllü olmalıdır; üyeleri de, iki kat. Gelişme yolu olarak düşünülmelidir; değilse, yıllarca rutin şiir yazanlar, rutin yorumlar yapanlar; kaç adım ilerleyebiliyor ki bu yolla?
Site yöneticileri ve kendini paylaşıma adamış olan üyeler; çekiniz ellerinden, ödevi olduğunu hatırlatınız; paylaşımın iki yönlü olduğunu; paylaşılanı da paylaşmakla tamlanabileceğini belirtiniz üyelere.. Editörlerin, paralı dergilerden farklı olarak, koordine edici, birkaç deneyimi paylaşıcı olduğunu belirtiniz. Reklâm almayan portalların, hangi amaçla şiirlerinizi ücretsiz yayınladığını, editörlerinse, kendilerinin gelişimine ayıracakları zamanın yüzde kaçını üyelere aktarabileceğini sorgulatınız. Hattâ, onların da bir insancık olduğunu bile hatırlatınız.
Eğer belli bir önder olmaz ise gelen gelir, giden gider; bir döngü içinde yavaş bir kan değişimi olur; ama rutinlik sürer.. Yani dostluk bağları, paylaşımla, ödevle güçlenebilir ancak.. Unutulan şu ki; aynı bağlar, paylaşımı da güçlendirir.
Peki, hiçbir şey olmadı mı yine; aynı mı devam ediyor her şey?
O zaman gerisi yine bir ’çoban şair’ işte.. kavalımız, kalemimiz, şiirimiz, kepeneğimizdir.
Çok teşekkürler gelişinize, düşündürüşünüze..
Orhan_Tİ