4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1066
Okunma
Mehmet Said girdiği odadan çıktığında elinde bir mum vardı:
’’Bakın, ne buldum!’’
Pahalı bir şey değildi; herhangi bir markette, artık pek de olmayan elektrik kesilmelerine karşı alabileceğiniz sıradan mumlardan biriydi. Aklımdan geçenleri okumuş gibi:
’’Yine de yakmamıza engel değil, değil mi?’’ diye sordu.
Cevabımı beklemeden cebinden çıkardığı çakmakla mumu yaktı. Demek isterdim ki yıkıntıların arasında bir güneş doğdu ama ayakları yere basmayan şairlerden değildim. Mehmet Said’in yüzüne gölgeler geldiğini söylebilirim; o kadar.
’’Yere koy; yukarıda kalırsa pencereden burada olduğumuzu belli eder.’’
Sözümü dinledi; mumu odanın zemininde bir yere iliştirdi. Sonra da bağdaş kurup karşısına geçti. Çok geçmeden Bolayırlı Rüstem’le Manavgat’lı Yakup da yanına oturdular. Ben ayakta kalmayı tercih ettim.
’’Bana kız arkadaşlarımı hatırlattı.’’ dedi Mehmed Said.
’’Hangisini?’’
’’Herhangi birini. Eve ilk defa gelenler için mum yakardım; romantik bir atmosfer olurdu. Tabi, böylesini değil. Kokulu, kalın olanlardan.’’
’’Lan Memet! Güzel söylüyorsun da, işler koyulaşınca mumu sahipsiz mi bırakıyordunuz?’’
’’Sen hiç mum söndü oynamadın, değil mi Yakup?’’
’’Oo, sen kızılbaş mısın?’’
’’Yel alsın.’’
Mum beni de geçmişe götürüyordu. Ama gözümün önüne gelen Mehmed’in Ulus’taki dairesinin ziyaretçileri olmadı: Dırtad’ı hatırladım. Elektriklerin kimbilir hangi sebepten kesildiği gecelerde oyununu bırakır, yanıma gelip mum ışığında ödev yapışımı seyrederdi. Sırf ona hava yapmak için okuma parçalarının soruları üzerine uzun uzun düşünür, sonra da büyük bir ilham yakalamış gibi yazmaya koyulurdum. Yazacak bir şeyim kalmasa da satırları doldurmaya devam eder, yazdıkça Dırtad’ın bana olan hayranlığının arttığını hissederdim. Başımda dikilmeken yorulup da içeri, annemin yanına gittiğinde yazdığım saçmalıkları siler, ödevimi sınıfta yüksek sesle okuyabileceğim bir hale sokardım. Mum ise yandıkça kenarından akar, sanki üzerinde durduğu çay bardağı tabağına kök salmak istercesine tabanının etrafına kümelenirdi. Annem...
’’Hişt! Gelen var galiba.’’
Rüstem mumu üfledi. Hepimiz silahlara sarılıp duvarın dibine sindik. Bir daha da Dırtad’ı görmedim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.