Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
Emine UYSAL (EMİNE45)
Emine UYSAL (EMİNE45)

İlk öğretmen ilk harf

Yorum

İlk öğretmen ilk harf

17

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1771

Okunma

İlk öğretmen ilk harf

Öğretmen deyince, bana ilk harfi öğreten öğretmenim gelir aklıma. Bende hakkı çoktur.
Ödeyemem. Öğretmenimle ilk tanışmamız, Manisa’ya gitmek için bindiğimiz minibüste olmuştu. Manisa’nın şirin bir köyünde oturuyorduk o zamanlar. Babam beni hiç yanından ayırmaz, gittiği her yere götürürdü. O gün de babamla birlikte alışverişe gidiyorduk.

Yolculuğumuz esnasında yanımızda oturan, kılık kıyafeti düzgün, en az babam kadar yakışıklı olan bir bey, başımı okşayıp.

—Söyle bakalım küçük kız, Manisa’da kaybolursan, nasıl bulacaksın babanı?

Ben, şaşkın şaşkın bir babama, bir de yanımdaki adama baktım.

Babam:
-Korkma kızım, o yabancı değil. Köyümüzün öğretmeni. Hadi anlat kızım, kaybolursan ne yapacaksın?

Arkama yaslandım. Babam yanımdaydı ya, benden güçlü kim var? Kendimden emin bir şekilde öğretmene döndüm.

-Benim adım Emine ….. , babamın adı Hüseyin ….. . Şu köyde oturuyoruz. Babamı kaybettim. Beni babama götürün derim, beni bulan kişiye.

Tabi o zamanlar organ mafyası falan yoktu, kaybolduğunuzu rahatça söyleye biliyordunuz. Öğretmen, bir eliyle saçlarımı okşarken yüzünü babama döndü.

—Hüseyin, arkadaşım; bu çocuk büyümüşte küçülmüş gibi… Gecikmeden okula kaydını yaptırsan kızımızın iyi olur.

Okula o yıl kaydım yapılmış, neşeyle gidip gelmeye başlamıştım. Okulumuzda tek öğretmen olduğu için, bütün sınıflara aynı öğretmen, tek derslikte bakıyordu. En önde, biz birinci sınıflar iki masaydık. Diğer sınıflar birer masa arkaya doğru sıralanmıştı. En arkada beşinci sınıflar vardı.

Bizim bütün dersimiz çizgi çubuk çizmekle geçiyordu. Ben çizgilerimi çabucak çizip, defterimi kapatıp arkamdaki sınıfları izlemek için arkama dönüyordum sürekli. Onların konuşmaları daha ilginç geliyordu bana. Onlar bizim gibi çizgi çizmeyip başka şeyler konuşuyorlardı.

Öğretmenimiz:

-İstanbul, 1453 tarihinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından feth edildi. İstanbul’un fethiyle, orta çağ kapanıp, yeni çağ başlamıştı. Diyordu.

Acaba nasıl bir yerdi bu İstanbul, neden feth edilmişti? Feth nasıl bir şeydi? Bu açılıp kapanan çağlarda neyin nesiydi? Bizim köydeki büyük bahçe kapısı gibi bir şey miydi acaba çağ dedikleri. Kapıdan birileri çıkarken, ötekiler giriyorlar herhalde ki, açılıp kapanıp duruyor.

Beynimi ne kadar zorlarsam zorlayayım, bir türlü çözememiştim bu çağ denilen şeyi. Başka bir gün “başkentimiz Ankara” diyordu öğretmenimiz. Haydaaa! Birde kentlerin başı mı vardı? Bizim evin başı babamdı, o ne derse o olurdu. Sınıfımızın başı da öğretmenimizdi. Sınıfta öğretmenimizin sözü geçiyordu.

Demek ki şehirlerin de bir başı vardı; ama şehirler nasıl konuşuyordu? Ben o zamanlar, iki şehir, iki de köy görmüştüm ama onlar konuşmuyordu. Demek ki başkent olunca konuşuyorlar diye düşünüyordum. Diğer sınıfları dinlerken yüzüm şekilden şekle giriyor, bazen istem dışı el kol hareketleri yapıyordum. Bu hareketli halim öğretmenimizin dikkatini çekmişti.

—Emine! Önüne bak! Çizgilerini çiz!

—Çizdim öğretmenim.

—Ne çabuk çizdin?

—Aman öğretmenim, çizgi değil mi bu, çizip kapattım defterimi. Ben başkent nasıl konuşur onu merak ediyorum şimdi?

Öğretmenim, benim sorum karşısında bir kahkaha patlattı, sonra gelip defterime baktı.

—Aferin Emine! Çizgileri güzel çizmişsin.

O günden sonra beni özel eğitime aldı. Küçük fişlerimi diğer çocuklardan önce verdi.

—Artık çizgi çizme, bu fişleri defterine yaz.

Çok sevinmiştim. Ben de diğer çocuklar gibi yazı yazacaktım. Defterime itina ile yazılarımı yazmaya başlamıştım. Teneffüse çıktığımda bahçede küçük bir alanı, çakıl ve kumlardan temizlemiştim. Etrafına da çizgi çizerek koruma alanı oluşturmuştum. Elime bir çivi alarak fişlerimi kum tahtamda yazmaya başlamıştım. Defterimin çabuk bitmesinden korkuyordum çünkü.

Diğer arkadaşlarım çizgi çizerken, ben okumayı öğrenmiştim. Öğretmenimiz beni alıp ikinci sınıfların yanına oturtmuştu. Küçük resimli hikâyeler vermişti. Bu hikâyelerle çabucak okumamı istiyordu. İkinci sınıflara yetişmem zor olmamıştı. Sene sonunda arkadaşlarım ikiye geçerken, ben üçe geçmiştim ama babam karnemi göremeden ölmüştü o yıl. O zamanlar öğretmenimiz bize, zaman zaman oturduğu ilçeyi anlatırdı.

—Çocuklar, benim doğduğum yer Manisa’nın, Alaşehir ilçesidir. Ailem orada oturur, ben de yaz tatillerinde memleketime giderim. Yemyeşil bağlarıyla ünlüdür, çok güzeldir Alaşehir.

Babam ölünce oturduğumuz köyde akrabamız olmadığı için Alaşehir’e yakın bir ilçe olan Salihli’ye taşınmıştık. Orada, bizi koruyup kollayacağına inandığımız bir akrabamız vardı. Biz küçük küçük dört kardeş yetim kalmıştık. Annem bizi, o akrabamıza bırakıp bulduğu her işe gidiyordu. Zor yılardı o yıllar.

Aradan yıllar geçti. Ben evlendim, çocuklarım oldu. Çocuklarım da büyüyüp evlendiler. Başka şehirlere yerleştiler. Annem de vefat etmişti. Anlayacağınız çok yalnız kalmıştım. Konuşacak bir aile dostu, bir akraba arıyordum. Birden ilk öğretmenim aklıma geldi. Bende bir baba gibi emeği vardı. İlk harfi o öğretmişti.

Hemen elime telefon rehberini alıp, Alaşehir’e baktım. Aynı soy addan birkaç tane vardı ama Çetin bir taneydi. Telefon ettim, eşi açtı telefonu. Çok heyecanlıydım. Anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyordum. Bütün cesaretimi topladım.

-Ben Çetin ….a arıyorum ama yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Öğrencisiyim.


Kadın önce şaşırdı, sonra heyecanla konuşmaya başladı.

—Yaşıyor yaşıyor! Sen nereden arıyorsun? Hangi yıl okuttu?

Sorularını bir biri ardına soruyordu. O, benden daha heyecanlı gibiydi.

—Kırk yıl oldu. dedim. Kadın şaşırdı. Aradan kırk yıl geçmiş ve unutmamış, birisi arıyordu.

—Hocan evde yok. Ben gelince söyleyeyim. Akşam tekrar ara. Dedi

Akşamı iple çekip tekrar aradım. Sesimi duyan öğretmenimin heyecanını görmeden hissedebiliyordum. Çok sevindi.

—Öğretmenim, yarın pazar seni ziyarete gelmek istiyorum.’Biraz durakladı.

—Yarın biz Ankara’ya gidecek gibiyiz. Planımız değişirse seni ararım.’ Dedi

Gece yirmi dört den sonra öğretmenim tekrar aradı.

—Biz Ankara’ya gitmiyoruz Emine! Sabah erkenden kahvaltı etmeden gel! Seni kahvaltıya bekliyoruz!’ deyip Adresi verdi.

Sabah erkenden ilk otobüsle, torunumla birlikte Alaşehir’e gittik. Öğretmenim bizi kapıda bekliyordu. O eski yakışıklılığından pek bir şey kaybetmemişti. Bir baba sevecenliğiyle beni kucakladı. İçeriye birlikte girdik. Sofra hazır bekliyordu. Ankara’ ya götürmek için birçok yiyecek hazırlamışlardı, gitmedikleri için hepsi bana kalmıştı.

—Emine kızım, bunları senin için hazırlamadık ama senin kalbin o kadar temiz ki, hepsi sana kısmet oldu, dedi.

Kahvaltıdan sonra öğretmenim bizi Alaşehir’de gezdirdi. Akşama doğru garaja kadar getirip otobüse bindirirken

hasretle kucaklaştık yine. Gözlerinde yaşla karısına döndü.


—İşte! Bu mesleğin beni mutlu eden tarafı; aradan kırk yıl geçse bile koşup gelmeleri. Dedi.




Emine UYSAL


Bütün öğretmenlerimizin gününü kutlar, saygıyla ellerinden öperim...





Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
İlk öğretmen ilk harf Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz İlk öğretmen ilk harf yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İlk öğretmen ilk harf yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ANI
ANI, @ani
25.11.2012 22:33:43
Çok duygulandım.. Böyle işte.. Öğretmen olmak...Umarım benim için de öğrencilerim aynı duyguları yaşıyordur..Öğretmenine en derin saygılarımı gönderiyorum Emine'ciğim..Çok sevgilerimle..
Nezahat Yıldız Kaya
Nezahat Yıldız Kaya, @nezahat-yildiz-kaya
25.11.2012 12:30:40
Ahh Emine'cigim aglattin beni hayat hikayenin vurucu yani ve ogretmenine olan sevgin ve arayisinla..
aklimdan hersey ucup gitti sadece cok begendim ve tesekkur ve terbrik ediyorum bu anina, yazina desem, sevgilerimide o guzel yuregine biraksam arkadasim olur mu ?
Mehmet Aktaş
Mehmet Aktaş, @mehmetaktas
24.11.2012 21:45:42
Bir emekli öğretmen olarak yazınızı okurken çok duygulandım değerli arkadaşım.
Sizin gittiğiniz Salihli'de 1993-1995 yıllarında Endüstri Meslek Lisesinde üç yıla yakın görev yaptım.
Alaşehir'e de, Ziraat bankasında görevli arkadaşımın kayınpeder ve kayınvalidesi orda oturduğu için bi gitmiştik.
Hayat hikâyenizi bir çırpıda çok güzel anlatmışsınız değerli arkadaşım.
Yazan kaleminiz ve yürek sesiniz hiç susmasın.
Sağlıcakla kalınız...
Durmuş Çağlayan
Durmuş Çağlayan , @durmuscaglayan
24.11.2012 16:41:02
Merhaba Emine Hanım,vefalı yüreğinizi ve güzel yazınızı kutluyorum.Ayrıca o güzel günleri hatırlattığınız için teşekkür ederim. İstanbul'un alınmasına,çağ atlaması ve başkent konularına bir hayli güldüm...Fakat sona yaklaşırken, bir o kadar üzüldüm...Mekânları cennet olsun. Onlara, bol bol dua etmekten başka yapaçağımız bir şey yok.....Selâmlar.Saygılarımla.


Bende bütün öğretmenlerimizin gününü kutlar,minnet duyğularımla saygılarımı sunarım.
mehmetmacit
mehmetmacit, @mehmetmacit
24.11.2012 07:22:50
duygu yüklü vefa dolu çok güzel bir yazı.
hüzülenerek okudum.Kaleminize sağlık.
direniş
direniş, @direnis
24.11.2012 01:38:16
Can kankam benim.
,
Yine kalemi ve yüreği konuşturtmuşsun

mükemmel bir hikaye

tebriklerimi yolluyorum selamlarımla birlikte... taaaa uzaklardan...

Öğretmenlerimizin günü hayırlı olsun ama ben bu günleri bir türlü anlayamadım gitti :) Dedeler günü
ebeler günü, analar, babalar, sevgililer, işçiler falan filan :))))




direnis tarafından 11/24/2012 1:41:31 AM zamanında düzenlenmiştir.
keziban buldu
keziban buldu, @kezibanbuldu
24.11.2012 00:14:29
Emine hanım çok güzel bir anınızı bizimle paylaştığınız için çok mutlu oldum. Çok teşekkür ederim. Kutluyorum. Kendinize iyi bakın. Yazmak işte böyle bir şey anılarla yeni dostluklar kuruluyor.
Davidoff
Davidoff, @davidoff
24.11.2012 00:00:05


Nedense okul anıları hiç unutulmaz. Çoğumuzun burnunun ucundadır o küçücük sınıfların, tebeşirlerin kokuları.

Çok güzel ve kendisini bizlere keyifle okutan bir anıydı, paylaşımınız için sağolun Emine Hanım.
Hasan Özaydın
Hasan Özaydın, @hasanozayd305n
23.11.2012 23:31:56
Güzel anınızı paylaştığınız için teşekkür ederim,bizim çocuklar biraz büyük olduklarından dersine girersen saygı gösteriyorlardı, öbür türlü selam vermezler.
Tebrik ederim saygılarımla.
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
23.11.2012 23:27:58
hepsinin emekleri aynı ödenemezki.... sana bir şey diyeceğim kardeşim....onlar öğretmendi...... öğretendi...çandarlıda yıllar sonra karşılaştığım müzik hocamız ellerini öpünce gözlerindeki yaşlara mani olamamıştı...hala görüşüyoruz.... yazın sardı sarmaladı..... sağol varol saygılar
(Mustafa Çetiner)
(Mustafa Çetiner), @mustafa-cetiner
23.11.2012 23:07:39
Çok güzeldi be ablam, öyle güzel anlatıyorsunuz ki yaşadıklarınızı, yemin ederim gözlerim doldu sonunda.
Annenizin ve babanızın mekânı cennet olsun.
Vefalı yüreğinizi kutlarım.
Selam ve saygımla.
ahmet umut
ahmet umut, @ahmetumut
23.11.2012 22:58:24
Yaşanılan tatlı anı,duygu yoğunluğu..arada beni de yılların ötesinden arayan öğrencilerim oluyor ..Aranmak başak bir duygu..Yaptıklarımıoz,sevgilerimiz unutulmuyor...
Güzel anlatım..kutladım duyarlı yüreği..selamlar.
Nilgün Akçay
Nilgün Akçay, @nilgunakcay
23.11.2012 22:21:20
10 puan verdi
Öğretmenlik bende hiç böyle duygular uyandırmadı. Her zaman onlardan uzaktım, yani onlar benden.
Başımı okşayan bir öğretmen görmedim, ama zengin çocuklara gülümseyenini çok gördüm. Sanıyorum bu okulumuzun iki kesimi eğitiyor oluşundandı.

Çocuklukta olanlar İnsan hayatını ne çok etkiliyor.

Oysa Öğretmen; sevecen, güler yüzlü, adaletli, hoşgörülü olmalıydı! hiç mi denk gelmedi?diyeceksiniz.
İnkilap tarihi hocam, bir de beden eğitimi. Diğerleri hep hayal kırıklığı.

Nedenini merak ediyorsunuzdur. Belli kılıflara girmek benden çok öte böyle olunca da hükmetmek biraz zor oluyor yani koyun olmayınca sürüden uzak tutuyorlar seni.

Ne dertliymişim. :)
Ama eminim ki artık benim hayallerimi süsleyen öğretmenlerde vardır. Onlara yüreğimin en güzel yerinden sevgi yağmurları gönderiyorum.
Eminem seni de sımsıkı kucaklıyor yüreğine bir tutam sevgi bırakıyorum.
BOZOK KIZI
BOZOK KIZI, @bozokkizi
23.11.2012 22:18:21
Öğretmenim, babamdan sonra kendime en yakın hissettiğim ilk kişiydi, ilkokul üçe gidiyordum eskiden kurşun kalemlerimiz çifter çifter değildi, tek kalemimiz vardı ve parmaklarımızın tutacağı yer kalmadığı zaman sonuna kadar yazmak içim boş mermi kovanı geçirirdik .. Bir gün kalemim sınıfta bitti ve ben aylak aylak oturmuş tahtadaki yazılara bakıyordum öğretmenim Aliye neden defterine yazmıyorsun yazdıklarımı demişti kalemim bitti demeye utandığımdan yüzüm kızararak yere bakınca yanıma gelip mermi kovanının tam parmak tutacak yeri kalmış kalem diye bir şey yoktu ortada hemen cebinden para çıkarıp kalem almamı sağlamış ve parasını ertesi gün götürsem de almamıştı.. bir bana değil tüm öğrencilerine baba gibiydi sanki asla unutamadığım değerli ikinci babam diyorum ve tüm öğretmenlerin bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum... siz değerli kalem arkadaşımın zekiliği çocukken keşfedilmiş Allah vergisi olmalı başarıların daim olsun güzel yürekli dostum sevgilerimle..
GÜLDESTE
GÜLDESTE, @guldeste
23.11.2012 22:14:32
10 puan verdi
çok anlamlı çok güzel bir paylaşım kalemin varolsun emineciğim sevgimlesin
tüm öğretmenlerimizin öğretmen günü kutlu olsun sevgi ve saygılarımla
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
23.11.2012 21:17:52
ne güzel anlatımdı ne güzel anıydı
harikasın can
seni seviyorum ben
NAZMİ ŞENUSTA
NAZMİ ŞENUSTA, @nazmisenusta
23.11.2012 21:06:07
Yaşanılan anıların özeti olmuş oysa ne kadar çok yazsak yine anılar dolar taşar ÖĞRETMEN deyince.
Kutlarım anılarınızı paylaşmanızı selam ve saygılar..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL