Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
Nursel ALSAN
Nursel ALSAN

GÜN BATIMINDA

Yorum

GÜN BATIMINDA

5

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1119

Okunma

Okuduğunuz yazı 13.11.2012 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

GÜN BATIMINDA




O sabah işe gitmek için evden çıkarken, sımsıkı sarılmıştı bana, beni gözlerimden, annemi sağ yanağından öpüp gitmişti işe. Ben kahvaltımı yapıyordum henüz. Annem ise öğlen eve gelmemem için beslenmemi hazırlıyordu. “Eylül geldi, hava sabahları serin olur, ceketini hiç çıkarma…” diye de sıkı sıkı tembihliyordu bir taraftan. On-on beş dakika sonra hazırlanıp çıktık evden. Babamın acelesi olup, evden erken çıktığı günlerdeki gibi, bu günde annem bırakacak beni okula. İkinci sınıfa gidiyor olduğum için, okula kendi başıma gitmek istiyordum. Ama annemden önce babam izin vermiyordu buna.
Babam uzun boylu, geniş omuzlu, iri yapılı, esmer bir adamdı. Her akşam başucuma gelir, yorgun değilse hikâyeler anlatır, yorgunsa da her zaman yaptığı gibi alnıma bir iyi geceler öpücüğü kondurup, harçlığımı yastığımın altına koyar giderdi. Hafta sonları ise daha eğlenceli olurdu benim için. Akşam her zamanki saatte uyurdum ama sabahları tembelliğim tutardı, uyanmak istemezdim. Sabah, annem kahvaltı hazırlarken babam yanıma uzanır, sarı saçlarımla oynardı. Küçük buselerle beni uyandırırdı. Kalkmak istemeyince de gıdıklayarak ayaklandırırdı beni. İlk sözü “Günaydın Prensesim.” olurdu her zaman.
Babamın “Günaydın Prensesim” sözcükleri kulağımda yankılanırken, annemin “Hadi kuzum, dersleri iyi dinle, öğretmenin sözünden çıkma “ demesiyle okula geldiğimde fark ettim. Ayrıca havada bir soğuk ve bunaltıcıydı. O gün, öğlene kadar vakit çok çabuk geçmişti. Hatta Türkçe dersinde soruyu sadece benim cevapladığım için öğretmen bana “Aferin” demiş, bir de pekiyi almıştı defterime. Bunu anneme ve babama söylemek için can atıyordum doğrusu.
Öğleden sonraki ilk derste öğretmenimize bir telefon geldi ve öğretmenimiz acele der bir şekilde sınıftan çıktı. Biraz sonra beni çağırdılar. Müdür bey bir süre yüzüme baktı ve “Bugün izinlisin kızım” dedi.
_ Ama ders daha bitmedi, diyecek oldum.
_Başka bir öğretmenin seni eve götürecek, istersen bir hafta da gelmeyebilirsin, diyerek lafı ağzıma tıktı. Bir şey söyleyemedim. Okuldan tanımadığım bir öğretmenle ayrıldık, beni eve arabayla bıraktı. Eve gelmiş olduğumuzu söylememe rağmen hiç elimi bırakmadan kapıya kadar götürdü beni. Kapıda komşumuzun kızı Servet Ablayla karşılaştık. Öğretmenimle bir şey konuşup, beni doğru odama götürdü. Evde ne kadar çok insan vardı öyle. Erkekler ayrı bir yerde, kadınlar ayrı bir yerdeydi. Herkesin gözünün yaşlı olması, hele annemin kadınların ortasında oturmuş başını kaldıramıyor olması daha tuhaftı. “Yazık” sözleri kulağıma çalınıyordu.
_Frenler tutmamış.
_Arabanın camları un ufak olmuş.
_Hız yapmıştır belki, diye konuşulanlar geliyordu kulağıma. Arabadan, dere yatağından bahsediyorlardı sanki. Servet Abla, odama girince bir adamın trafik kazası geçirdiğini, bizim üzülmemizin mantıksız olduğunu ve soru sormamam gerektiğini söyleyince pencerenin önündeki kitabımı okumaya başladım. Evde o kadar çok insan varken hep babamı aramıştı gözlerim. Çünkü evde ne zaman misafir olsa annemi hiç yalnız bırakmazdı. Servet Abla, biraz sonra odadan çıktığında ben de arkasından çıktım. Önce Nevzat Amca’ya sonra Cavit Amcaya sordum babamın nerede olduğunu. Bir şey söylemediler. Annemin yanına gittim, içini çeke çeke, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Beni kucağına bastı, yüzünü saçlarıma kapadı. Soracağım soruyu anlamışçasına “Baban gelecek” diye inledi.
_Ne zaman? Diye sorduğumda başını kaldırıp, yaşlı gözleriyle bana bakarak deyince babamın akşam saat yedide gelip “Küçük Prensesim neredeymiş?” dediği geldi aklıma. Gözü yaşlı kalabalığın verdiği sıkıntıyla ve belirsizliğin verdiği korkuyla benimde gözlerimden yaşlar boşanmıştı. Ben de başımı annemin göğsüne dayamıştım.
Ve her günbatımını –benim için özel vakti- sabırsızlıkla beklemeye başladım. Çünkü babamın “Prensesim” demesini özlemiştim. Daha Türkçe defterimdeki pekiyimi gösterecektim. Daha gün batımında gelecekti değil mi? Her gün batımı içime batıyordu ama babam gelmiyordu…


Nursel Alsan

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Gün batımında Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gün batımında yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GÜN BATIMINDA yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
SEVİLAY DİLBER
SEVİLAY DİLBER, @sevilaydilber
14.11.2012 21:29:47
giden gidiyor ardından buruk bir kalp brakıyor..
allah nur içinde yatırsın..
bu acıyı çok iyi tanıyorum..
ve hiç geçmeyecek..
emin olun..
sevgilerimle..
Yadigar Ünver
Yadigar Ünver, @yadigarunver
14.11.2012 21:21:19
:((
Sevgili Nursel Hanımcığım,babanızı az da olsa yaşadığınız için çok şanslısınız ,desem şaşıracaksınız belki.
Ama emin olun hayatında bir kez olsun ''BABA'' diyememiş insanlar var.
Çok acıttınız ,çok düşündürdünüz ve darmadağın ettiniz beni...

Gidenler gelmiyor ;geride kalanlarsa hep bekliyor.Özlüyor,gözlüyor...

Acınız dua yerine geçsin inşallah.
Çokça selam ve sevgiyle...
Nilgün Akçay
Nilgün Akçay, @nilgunakcay
14.11.2012 15:52:40
Sevgili Nursel, kader acıyı bir gün getirip bağrına koyuyor. Tüm tesellin; yaşadığın güzel anılar, teslim ettiğimiz yaradan ve birde kavuşma anı. Rabbim Annenle birlikte Hayırlı güzel bir yaşam nasip etsin.

Anlatım: duyguyu yazmamış direk okuyanın yüreğine işlemişsin.
Gerçekten yaşayınca bu kadar net ve anlaşılır oluyor bunu anlıyorum.

Sevgiler güzel yüreğine.
fazile keleş
fazile keleş, @fazilekeles
14.11.2012 09:24:18
Her gün batımı içime batıyordu ama babam gelmiyordu…

Dokundu, acıttı ve daha birçok şey yaptı... küçük bir kız çocuğunun hayatında, en özel yere sahip olan kişinin, en acıyı tattırması... söyleyecek söz yok bu yüzden sususyorum..
Etkili Yorum
Ahmet Bektaş
Ahmet Bektaş, @ahmetbektas
14.11.2012 02:43:54
Hüzün, her yerde hüzün. Bunu anlatana da ne güzel anlatmışsınız diyemiyor insan. Bu nedenle sus pus oluruz. Okurken bile hissettim yazının sonunu. Adeta sondan başlar gibi. Başarılı anlatım. Selam ile.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL