6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1627
Okunma

CEP TELEFONU AYILARI
Bayılırım tiyatroya ve 3D filmlere. Beni , o tabi görüntü, efektler ve doğaçlama sözler ,mest eder. Dünyanın, en eski sanat görselidir, insanların köylerinde bile oynadıkları, eski Yunan’dan armağan ,bu çok antik şölen.
İ. Ö 530 yılında Atina’da ,meydanda oynanırken , kimsenin çıt çıkartmadan izlediği, asillerle , kölelerin ,birlikte oturabildiği, temizlik ve güzelliğin , ön planda olduğu ,muhteşem boşalım ve dolum , öğretim okulu THEATRON.
Geçen hafta ,Kadıköy’de, güzel bir oyunun ,tam göbeğindeydim. Yazarı ve oyuncusu , tanıdık olunca ve oyun , yazarının biraz da ,hayatından esinlenerek yazılınca, tadı da ,başka oluyor doğrusu.
Biz, millet olarak, çok özelliğimizi unuttuk, biliyorum. Ama içimizde , az da olsa, nezaket de mi, kalmadı yoksa? Şu Amerikan icadı ,lanet kot pantolonla her yere gidilir de, tiyatroya gidilmez, diye düşünüyorum. ( Motora binerken, ben de , giymekteyim)
Güzel giyinmiş çok az sayıda Hanım’ın , Bey’in arasında , musluk tamircisi gibi dolaşan kızlar , erkekler, ne tezat manzaralar çiziyor ,insanın gözlerine. Kirli sakalların arasından , dozunu aşan ,pis dişli sırıtışlarla, abartılı, çalıntı , sokak esprileri ayakları. Üstelik, küçücük kızların, tütün kokulu , abartılı boyanmış ,körpe dudaklarında. Hiç yakışmayan.
Oyun, henüz başlamadan, Kulis ’de ,tanıdıklarına, argo laflar atarak, dikkat çeken, sesini ,Bas Bariton frekanslara ayarlamış, şehirde yaşamaya , sürgün edilmiş, mecbur kılınmış ,yabani çakal sürüsüne ,takılıyor dikkatim. Yaşlılar da ,var aralarında. Yavaş olun muhteremler, yavaş. Stadyumda değil, tiyatrodasınız.
Salona geçiyoruz, ilk anons ’’ Lütfen cep telefonlarınızı kapalı veya sessiz durumda tutunuz.’’ Bu ikazın yapılmasına ,ne gerek var ,diye düşünürken, iki ayrı yerden, telefon çalmaya başlıyor. Sahipleri , gelen çağrılara cevap vermekteler. Oysa ,ışıklar sönmüş, sadece sahneyi aydınlatan projektör yanmakta. Yani, ilk sanatçı, sahne alıyor, PES arkadaş, vallahi pes.
Önümdeki ,olgun yaştaki hanım, oyunun başlarında , birine mesaj çekmekte. Neyse ki, beş dakika sonra kapatıyor. Bu sefer de, tam yanımda oturan genç, öbür yanındaki arkadaşına ,resim göstermeye başlıyor. Kısık gülmeler, ‘’Geriye al, ileri git ‘’ lafları falan.
Sen,, çok aksi ve huysuz bir adam oldun ,be oğlum. Oyunu seyredeceğine, etrafına mı, bakıyorsun? Dönsene lan, önüne. Tamam döneyim de, bu oğlanı buraya zorla mı ,getirdiler acaba?
O da ne ? Adamın biri , ayağa kalkmış, elindeki cep telefonu ile oyunu çekiyor. Yanıp sönen, flaş ışığından, oyuncu dostum da, çok rahatsız olmakta. Neyse ki ,arkasındaki bey, oturması için ,ona dokundu da, herif yerine çöktü, hecin devesi gibi. Bu sefer de, oturduğu yerden çekime devam. Eline hazır çekilmiş CD versen , bir kez bile seyretmez, çorbacı.
Şu yanımdaki oğlan , resim gösterme işini , ne zaman bitirecek ,dersiniz? İki de bir de, neden olduğunu anlamadığım ,tek bir alkış sesi duyar duymaz, daha şiddetli alkışlayarak, iştirak etmesine mi, kızayım, yoksa oyun neredeyse yarıya geldiği halde, içeri girip, yer arayan kadınlı erkekli , kural tanımaz kadavralara mı ,bilmiyorum.
Neyse ,kendimi toparlayıp, oğlanın kulağına eğilerek, ‘’Oyunu beğenmediniz galiba’’ diyebildim. Cevabı çok basit ve saygısızcaydı ; Ben tiyatrodan , miyatrodan anlamam Abi. Oraya çıksam daha güzel oynarım da, hadi boş ver.’’
‘’Şu resim gösterisi, çok dikkatimi çekiyor. Kapatman mümkün mü? ‘’
‘’Ayıp ettin Dayı. ( Dayı senin Baban’ dır, Ayı oğlu Ayı) Hemen kapatalım. Sıkıldım da biraz.’’
Neyse , iki delikanlının kalbini kırmadan, bu işi de ,hallettik. Yahu, Sayın Öğretmenler, Sevgili Anne ve Babalar, çocuklarınızın bu terbiyesizliğini, medeni cesaret ,sığınmalarıyla karıştırmadan, onlara nerede, nasıl davranılır biraz öğretemez misiniz?
El oğlu ,akşam yemeğine ,lokantasına ,kravatsız sokmuyorsa, her sanat , her konuşma, toplumu eğitmek adına yapılıyorsa, yaşamış olduğumuz dünyanın ,sosyal eğitmenleri olmak ,düşmez mi, bizlere?
Bu ,cep telefonu ayıları, her alanda, her ortamda varlar. Metroya biniyorsunuz, karşınıza oturmuş bir kız, parmakları görünmeksizin hızlı , mesaj yazıyor arkadaşına. Öbürü, takmış kulaklıklarını, dünyadan habersiz ,uçuşta.
Peki ,bu telefon illetini, dünyaya musallat edip de , kenara çekilen, Japon’lar, Taylant ‘lılar, ne yapıyor , biliyor musunuz? Her kes, elinde günlük gazeteler, mecmualar, kitaplar okuyor, okuyor, okuyor, metroda ,otobüste, vapurda.
Toplumu uyuşturan, sanal aleme sokup ,çıkartmayan, hiçbir öğretisi olmayan bu aletin, telefon olduğunu, acil durumlarda veya iş için konuşmaya yaradığını, en iyi cihaza ,asla ulaşılamayacağını, verilen aşırı yüksek paranın günah olduğunu , döviz dilenen ülkemize ,çok lüks geldiğini ,anlatacak biri çıkmaz mı, dersiniz?
Sevgili ,Cep Telefonu Ayıları, elinizdeki,, o amacı dışına taşmış , asrın icadı nesne ile, ne kadar çirkin ve zararlısınız. Bunu telefonunuzu cebinizden çıkartmadan , seyredeceğiniz başka birini , kendinizin yerine koyarak anlayın ,lütfen.
İşin yok, kazancın yok, hatta muhtaçsın hala Babana ama elinde iki buçuk bin liralık telefon var. Seni ,pek arayan da yok. Her arkadaşına , sevgiline , kontör yolla diye, yalvarıyorsun. Üstelik , henüz öğrencisin , be yavrum.
O tuşlara , piyanonun tuşları gibi , ahenkli, Kuğu Gölü Balesi gibi ,sanatsal basabiliyorsan ve çok da, seksi göründüğünü söylüyorlarsa, ince kalem parmaklarının ve kırmızı ojelerinin…..
Bak buna doğru derim. Sen beni ,boş ver güzelim.
Çal be ,Pandelacı çal.
Çal be ,Kabaracı çal.
Çal be, Zurnacı çal.
Romanların aşkına,
Sipalinin aşkına,
Gacilerin aşkına ,çal.
E.Yaşar Ovalı 15. 10. 2012
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.