5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1848
Okunma
VUSLAT VE ARAYIŞ ÜZERİNE KISA BİR İNCELEME
Vuslatı her aşık ister. Ama daha çok kadınlar. Erkeklerinki arayıştır. Ayrılıklardan sonra gelen derin ve acılı bir arayış.
Derler ki erkeğin arayışı Havva’nın erkekten yaratılışında başlamıştır. Çünkü kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın yaratılmadan önce erkek tekti. Yaratılıştan sonra çift oldu. Cennetten kovulduktan sonra ise dünyada ayrı ayrı yerlere indirilen Adem ve Havva bir birini özlemeye başlar. Havva da derin bir kavuşma isteği Adem de eksikliğin verdiği acı ile gelen bir olma, birleşme düşüncesi. Çünkü kendini Havva ile tamam görüyor Adem. Aksi halde hep eksik kalacak düşüncesinde. Havva ise sevdiğine kavuşma telaşında.
Bu yüzdendir ki kadın sever ve bekler, erkek sevse de beklemez, illa ona gitmek ister. hep kaburga kemiğindeki eksikliği hissetmektedir. Yaratılışında alınan parçanın yine kendisinin olmasını diler. Kadın severek beklerken erkek hem sevip hem aramaktadır.
Ferhat dağları delerken hiç bir kadın aşkından kendini dağlara vurmamıştır yada mecnun çöllere düşerken Leyla ardından koşmamıştır. Arayan hep erkektir nede olsa. Çünkü eksik olanda odur. İlk başta tek yaratılmışken kaburga kemiği alınmış ve kadın meydana getirilmiştir. Çift olarak ikisi de yalnızlıklarını birlikteliğe çevirmişlerdir. Bu yüzden başta tek yaratılan erkek arayıştadır. Ama kadın için böyle bir durum söz konusu değildi. O erkekten önce de yoktu zaten. Erkekten var edilince de bir eksiklik hissetmedi. Hatta belki de hissettiği bir tür özgürlüktü kendince. Erkeğe aşık olsa bile onun ardından çöllere varamazdı. Sevgisini içine gömüp beklerdi ancak vuslat vaktini. Erkekse aramalı, hem sevdiği kendinden yaratılan kadına kavuşmak, hem de eksik yanını tamamlamak için.
Belki de bu yüzden kadın hep evdeydi. Erkek bu yüzden gitse de dönerdi. İstisnalar hariç erkek hep dönmüştür ve kadın hep bekleyendir geride.
Bazı durumlarda erkek dönmeyebilir. Ki mecnun gibi olmuşsa eğer. Yani maddi aşktan manevi aşkı bulmuşsa. O zaman arayışa gerekte yoktur zaten. Kendi yaratıcısı ile vuslattadır artık.
İnsan önce kendini aşmalı sonra tüm sevdiklerini ki yaratıcıyla vuslata ersin. Aksi çok zordur.
Kadınsa ( Leyla da olduğu gibi) kendini aşabilme mertebesinde erkekten daha hızlıdır. Lâkin çoğunlukla sevdiğinde takılı kalır. Erkek kendinde takılıp kalandır. Kendini zor aşar. Aştığında ise gerçek vuslata erişmesi kadına göre daha kolaydır.
Erkeğin kendini tamamlama duygusu üst düzeydedir. Çünkü eksilen odur. Ondan bir parça kadın olarak yaratılmıştır ve kadın erkeğin tamamlayıcısıdır.
kadın birazda kendini seven erkeğin ne olursa olsun geleceğini düşündüğünden beklemeyi seçer. Erkek hem güçlü olan hem de arayandır. kadın zayıf olan ancak aynı zamanda sabırlı olandır. Belki de erkeğin bu sabırsızlığıdır vuslatı geciktiren. Hemen bulma kavuşma isteği. Oysa sabır her şeyin anahtarı olduğu bir durumda erkek, durmak ve beklemekle bir şey olmayacağını düşünür ve harekete geçer. İsteğine kavuşamadığında ise kendini ya dağlara ya çöllere vurur.( Hâlâ arayış, yerinde duramama)
Erkekteki bu hareketlilik ve sabırsızlık kadındaki durağanlık ve sabır bir biri ile zıt olduğu için işlerde düzenli olmaz elbette. Kaldı ki Adem ile Havva’nın cennetten kovulup dünyaya indirildiklerinde bir birlerinden çok uzak yerlere indirildikler ve bir birlerini tam 900 yıl özledikleri
söylenmektedir. Bu kadar uzak ve bu kadar uzun süre ayrı olan iki insan elbette bir birini aşırı derecede özleyecektir. Böyle bir durumda erkeğe göre zayıf yaratılmış kadının dağ taş arayışa çıkması düşünülemez. Yukarda belirttiğimiz gibi eksik olanda değildir kadın. Sabrı da böyle öğrenmiştir. Güçlü ama sabırsız erkek eksik yanını arayan olacaktır elbette.
Devam edecek...