Öyle horozlar vardır ki, güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanırlar. atasözü
sedaefruz
sedaefruz

Günümüzün Kabusu Stres

Yorum

Günümüzün Kabusu Stres

4

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

831

Okunma

Okuduğunuz yazı 11.9.2012 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Günümüzün Kabusu Stres

Günümüzün Kabusu Stres







Geçmişi özlüyorum bazen ama yaşamadığım geçmişi… Hani ninelerimizin, dedelerimizin anlattığı anılarda saklı, toz pembe yaşantılarla bezeli olan geçmişi… Bacası tüten sobanın kenarında ısınmaya çalışırken kış geceleri, kavrulan kestane lezzetinde geçen sohbetlerin ve gözler yaşarıncaya kadar atılan kahkahaların sıcaklığını özlüyorum.
Güzelmiş o zaman hayat, doyumsuzmuş ve insan ömrü de daha uzunmuş günümüze kıyasla. Birlik beraberlik varmış en önemlisi. Zor zamanlarda kenetlemek elleri ve çıkmazın karanlığında tek yürek olabilmek, aynı hedef uğruna omuz omuza vermek… Ne güzelmiş!

Şimdilerde çok farklı bir hayat sürüyoruz. Moda olmuş bir sözcük var dilimizde :” Stres”

Bütün hastalıkların temelinde bu illet mikrobun yattığının farkındasınızdır eminim ki. Mideniz ağrır, kıvranırsınız sancıdan ve gidersiniz bir doktora derman bulabilmek için. Reçeteye yazar: “Stres kaynaklı reflü”

Çevrenizde mutlaka görmüşsünüzdür yeni moda hastalık olan “panik atağın” pençesinde kıvrananları ya da bizzat kendiniz yaşamışsınızdır. Yaşadığımız depremde çok şükür bedensel bir rahatsızlık yaşamadık ancak ruhumuz öyle tahrip oldu ki ablam senelerce apansız gelen “atak”larla yaşamak zorunda kaldı. Geceleri nefessiz kalıp soluk soluğa uyanmalar, ölüm korkusunun soğuk gerçekliğini iliklerine kadar hissetmeler… Hangi doktora gidersek gidelim cevap aynıydı: “Bilinçaltında yer eden travmaların dışa vurumu. Stresten uzak kalacaksınız, geçmişi çok düşünmeyeceksiniz.” Gel de düşünme, söylemek kadar kolay olmuyor bazı şeyler. Ateş düştüğü yeri yakarken alevi yetmiyor çevreyi ısıtmaya…

Hamileliğimin üçüncü ayında belime kadar uzayan saçlarımdan çok sıkılıp tuttum kuaförün yolunu. Hani derler ya hamileyken saç kestirilmez diye – Allah oğluma uzun ömür, canımdan can versin- ben öyle hurafelere oldum olası inanmam. Kuaför saçımı yıkadı, taramaya başladı sonra durdu aniden. Ben de aynadan izliyorum. Gözlerine dehşet ifadesi yerleşti birden. Sonra saçımın sol tarafına dokunup : “Doğuştan mı yoksa kaza mı geçirdiniz?” diye sordu. Bu sefer dehşete kapılan bendim çünkü doğuştan gelen hiçbir leke yoktu kafamda hem kaza falan da yapmamıştım. “Ne oldu ki?” diye sordum ama sözcükler öyle zor çıktı ki ağzımdan! Sonra panikledi kuaför .” Dur, gebesin sakın telaşlanma hemen. Tedavisi var, anlatacağım ben sana” dedi ama farkında değildi beni daha çok dehşete düşürdüğünün… Sonra aynayı tuttu saçıma doğru baktım ki sol tarafımda kocaman bir kellik! O manzarayı görür görmez nasıl bir çığlık attım, nasıl geçtim kendimden anlatamam. Saçım dökülüyordu ama hamileliğin olası yan etkilerindendir diye teselli etmiştim kendimi. Saçım gür olduğu için de fark edememiştim oradaki kocaman boşluğu!

Neyse gözyaşlarıyla ayrıldım kuaförden, hemen doktora gittim. Gittiğim doktor da şansıma tezini “saç kıran” hastalığı üzerine yapmış. Tabi “şans” diye düşünmüştüm söyleyeceklerini dinlemeden önce. Gözlerimin içine bakarak başladı konuşmaya: “ Tezimi hazırlarken birçok profesörle görüşmüştüm bu konuyu. Teşhisi koymak basit ama tedavi yöntemini bulmaktır zor olan. Gittiğim her yerden aynı cevabı aldım : “ Saç kıran hastalığının tek çaresi stresi hayatından uzaklaştırmak.” Haydaa yine çıktı karşıma şu stres diye düşünürken sanki beynimi okumuş gibi sürdürdü konuşmasını doktor hanım : “ Stres ve sıkıntı vücudun metabolizmasını allak bullak eden iki etmendir. Bütün hastalıkların temelinde yatan şey “stres”tir. Kanserin pençesinde yaşam savaşı veren hastaların hayata karşı umutlu oldukları takdirde yaşama olasılıkları daha yüksektir mesela. Ben sana bir krem yazacağım ama unutma ki asıl şifa sensin bu hastalığa. Hayata karşı olan motivasyonun ve pozitif enerjinle yeneceksin.” Dedi ve ayrıldım oradan aklımda bir sürü düşünceyle…

Bu konuda eşimin hakkını asla ödeyemem. Koca karı ilaçlarında aradık medet. Her gece sarımsakla kazıdı saçsız olan bölgeyi ve umut vermeye çalıştı bana yeni kıl köklerinin belirdiğini söyleyerek ama dokunduğumda pürüzsüz tenimden başka hiçbir şey hissetmiyordum.

Güzel zamanlar yaşamaya başlamıştım ve çok yoğun bir dönemdeydim. Dertle tasayla uğraşacak vaktim yoktu. Unuttum saç kıranı ve çekmiyordum geceleri sarımsak kokusunuJ Neden sonra aklıma geldi bir gün, tuttum aynayı ve baktım ki saçlar çıkmaya başlamış da uzamış bile! O anki mutluluğumu nasıl izah edeceğimi bilemiyorum. Sıkıntıları çöpe attığım bir zamanda umudum filizlenmeye başlamıştı saç diplerimde…

Uzun sözün kısası insan biraz rahat olmalı günümüz dünyasında. Ufak olayları kafamıza takıp, içimize atarak yanardağ misali patlamayı bekleyen bir “iç dünya” oluşturmamalıyız kendimize diyorum ama bunun faaliyete geçmesinin zor olduğunu ben de biliyorum.

Çok eskilere gidersek –eşimle sık sık konuşuruz bu konuda- teknoloji yokmuş, “ilaç” denilen kavramdan haberdar değilmiş insanlar, ulaşım ancak at ve eşek aracılığıyla sağlanıyormuş. Fabrikalar yokmuş mesela, lüks oteller, lokantalar… Ne mi varmış o zaman? “ Mutluluk ve doğallık” En çok da ne yokmuş biliyor musunuz? “Stres”

Cahit Sıtkı Tarancı ömrün yarısını otuz beş yaş olarak belirlemiş ünlü şiirinde ancak günümüze bakarsak ruh yaşının ellide sonlandığını ve yirmi beşte yarılandığını görebiliriz ne yazık ki!

“ Hayat çok kısa o yüzden dolu dolu ve “ stres”ten uzak kalarak yaşamakta yarar var."









Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Günümüzün kabusu stres Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Günümüzün kabusu stres yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Günümüzün Kabusu Stres yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Gülayşe DELEN
Gülayşe DELEN, @gulaysedelen
12.9.2012 14:37:09
yazınızda kendiminde yaşdıklarını buldum. geniş olabilsek kafaya takmadan yaşayabilsek desekte ne yazık ki başarmak oldukca güç...en azından öğrendik stres başlı başına dert aydın ve akıcı bilgilendirdiniz sağolun.
lacivertiğnedenlik
lacivertiğnedenlik, @lacivertignedenlik
12.9.2012 14:17:23
Dönsek şimdi bu yazının ilk satırlarına ,saçımız uzar mı ,uzar

.

ummueytem
ummueytem, @ummueytem
12.9.2012 06:40:30
hem dediğiniz gibi strese bağlı reflü var hemde panik bözukluk kendimi gördüm yazınızda

ve tabiiki stres

aydınlatıcı ve akıcıydı anlatımınız

tebriklerimle
AYSE 09
AYSE 09, @ayse09
11.9.2012 21:02:25
ne güzel anlatmışsınız
evet ya stressiz hayat nasıl olur acaba
şindi çocuklarda bile var ne yazık ki
stressiz güzel günlere olsun saygımlasınız herdaim
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL