11
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1691
Okunma
Beyaz Bir Kuğu Gibiydi İlkay’ım…
Bebekliğinden beri kızımı severken bir gün yuva kuracağını, seveceği erkeğin de şu an çocuk olduğunu düşünür onu da severdim. Hatta etrafımdakiler bana kızar nasıl seviyorsun tanımadığın kişiyi derler, deli gözüyle bakarak alay ederlerdi.
Zamanı gelip kızımı anaokuluna yazdırdığımda birçok arkadaşı vardı. Çoğuyla aynı okulun lisesine kadar arkadaşlıkları devam etti. İçlerinden biri vardı ki evlere şenlik bir çocuk. Düz sarı saçları, kâkülleri gözlerinde, çok sevimli masum bir velet. Masum dediğime bakmayın haylaz, düz duvara tırmanan, şeytana pabucunu ters giydiren cinsinden. Ama şeytan tüyü var sanki. Okulda sevmeyeni yok, şikâyet edeni de çok. Kızım lise bitene kadar bu çocukla birlikte aynı okul ve aynı sınıfta okudu.
Tembelin alası, dersleri hep zayıftı. Sadece sınıf değil okul bile şikâyetçi. O zamanlar adam olmaz denirdi. Onurhan adını duyan yaka silkerdi. Okul toplantılarında sürekli onun vukuatları konuşulurdu. Kızımsa dersleri hep pekiyi, çalışkan bir öğrenciydi. Öğretmenlerinden övgüleri aldıkça göğsüm gururla kabarırdı. Onurhan’sa zar zor geçerdi sınıfları. Anaokulu, ilkokul, ortaokul derken lise bire geldiklerinde ilk aşk, sevda belirtileri başlamıştı. Her ikisinin de ilk aşkıydı. Kızımın duygularını biliyordum. Herkes gibi derslerini düşünerek ve haylazlıklarını bu çocuk adam olmaz diyordum. Sert tepki vererek kızımın duygularını, yaşadıklarını benden gizlemesini de istemiyordum. O yüzden endişelerimi bir kenara bırakarak kızımla arkadaş gibi konuşmaya başladım. İlk şartım, bu yükü tek başıma taşıyamayacağım, babasının da bilmesi gerektiği ve dersleriydi. Zira üniversiteye girmek için zorlu bir dönem başlayacaktı. Eğer derslerinde bir gerileme olursa bu arkadaşlığının sonlandıracağına dair söz aldım. Şimdi tersi olsaydı verilen söz ne kadar tutulurdu bilmiyorum. Lise aşkı gelip geçici çabuk biteceğini düşünerek kızımın en az zararı görmesini diliyordum ve çabalarım hep o yöndeydi.
Kızımla olan sevdası olumlu sonuç verdi. Onurhan; sakin, derslerini çalışan, efendi, hedefleri olan bir gençti artık. Üstelik bizim şartlarımıza saygı gösteren, fazlasını asla talep etmeyen biriydi. Kızım aramızda ki köprüyü çok güzel inşa etmişti. Birbirimizle görüşmemiş olsak bile biz onu seviyor oda bize saygı duyuyordu. Üniversiteyi kazandıklarında okulları ayrıldı. Kızım işletme, Onurhansa bilgisayar mühendisliği kazanmıştı. Eğitimleri bitip, kızım mali müşavir stajyerliğine başladı, Onurhan da birkaç iş deneyiminden sonra askerliğini yaptı. Bu zaman zarfında gördüm ki derslerde ki zayıflar değilmiş kişiliği belirleyen. Çok tembel deyip adam olmaz diye düşündüğümüz insanlar ilerde büyük başarılarla çıkabiliyormuş karşımıza.
Tam on üç yıl süren sevda evlilik cüzdanıyla muradına erdi sonunda. Bense, damadı gözünün önünde büyüyen, onların sevdasının her devresine şahit olan, mutluklarıyla mutlu olan bir anne olarak çok şanslı ve gururluyum. Kızım beyaz bir kuğu gibiydi. Damadım ( aslında bundan sonra oğlum) çok yakışıklıydı. Gözlerinden sevgilerini okumak ayrı bir haz verdi.
O sevdayı gören yalnız ben değildim. Düğünümüze katılan dostlardan geri dönüşlerde aynı düşüncedeydi.
Onlara bir ömür boyu mutluluklar dilerken, herkesin hayırlısıyla bu zevki bu gururu yaşamasını isterim.
Kısa bir dörtlükle kızıma nasihat ederek sözlerime nokta koyuyorum.
İsmin gibi doğ yuvana
Arı oldun gir kovana
Bal yap yedir Onurhana
Sımsıkı sarıl kocana…
Saygılarımla…
31.08.2012___________Seher_Yeli