6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3901
Okunma

Demleniyor mu çaylarımız?
Ah bu çaylar her memleket de her cümleye eşlik edebilen sıcak kara düzendir. Çay; olduğu ortamlara kendi kurallarını koyabilen tek içecektir. Erzurum da çay içinde şeker sevilmez, tek başına dikmeli yudumlayacak kişi, İç Anadolu’da ise bol şekerli olmalı nargile yanında.
Farklı bir tadı vardır kimse çözmek istemez şifresini. Aslında çoğu kez toplu çay içilen ortamlarda;
kahvehane, okul kantini, kadın günü, iş yeri , toplantı gibi çayın katkısı sohbetin rengini oluşturur. Kimisi de bunun aşığıdır.
Sabah namazına kalkan aç karnına, kahvaltı ile beraber, yemekten sonra , sigara yanında , yada yatmadan önce son kez. O demlik hayatlarına öyle bir işler ki sonra zaten bırakmaya cesaret edemez. Etse de demlik öyle bir eğilir ki bardağa, düşüncelerin de çaydan vazgeçme eğilimi kalmaz o ’çaykolik’ insanlar da.
Rahmetli dedem çaya öyle bir düşkündü ki sanırım bende ona benzemiş olmalıyım. Ee ne de olsa dedesinin torunu.. Sabah kalktığında, babaannemin hazır ettiği koca semaver ben gelmesem dedemin tek solukta içmesiyle son bulacaktı. İyi ki dedem çaya düşkünmüş diyorum şimdiler de yoksa çayın demini veren algının sohbet olduğunu bilmeyecektim.
Çay öyle bir etki eder ki sohbete en içten gülüşler gelir ilk şekerin çayla buluştuğu anda. Mesela dedem yemekten önce severdi çayı. Hep garipsemiştim ama alıştım daha sonraları. Özellikle ikindi saati içilen çaylar da aileler bir araya gelirdi. Yani bunu sağlayan bütün unsur o saat de içilen çayın verdiği sohbet tadıydı. Zaten o çay saatinde amcam öyle bir kuru soğan ve domates getirir ki yanında yemede yat. Zaten o tabloyu fırınca görse bizim ürün sponsorumuz olabilirdi o sofraya.
Gerçi şimdilerde dedem hayat da yok ama ikindi saatlerinde, her çaya küçük bir çerçeve yanından katılır az demli sohbetlerimize.
Bu çay adamı başka kalıplara sokar arkadaş..!
Her mekanda farklı bir tat verir dedik ya aynen öyle işte. Çengelköy’de biraz pahalı da olsa manzaradan kaynaklı, içtiğin çay seni bu manzarayı seyreden herkesle sohbete katar. Gerçi çay pahalı olduğu için ikinci çayı içmek için aradan uzun zaman geçmesi gerekiyor. Ama mekan o kadarını hak ediyor.
Erzurum’da bir kahvehane düşünün. Çaylar orada ki bardakları en fazla 30 saniye bilemedin 1 dakika yalnız bırakıyor. Dedik ya orada işler biraz farklı yani kıtlama şeker ile içilir çay. Sonradan öğrendim ki kıtlama ile içme hikayesi çok eski bir olaya dayanıyormuş. Olay ne kadar doğrudur ama bize yine anlatmak düşer diyerek kıtlama ile şekerin geçmişinden de bahsedelim yeri gelmişken.
’- Eskiden İran’da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler İran’a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular. İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10’nu teklif ettiler. Nitekim bir Cuma Namazı’nda (İran’da Cuma Namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor) Cuma Hutbesi’nde Mollalar şu vaazı verdi: "Siz Allah’ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker katacaksınız!" Bu vaazdan sonra İranlılar çaya şeker katmaya başladılar.’
Hikaye bundan ibaret. Yani çayın tadı değişmiştir ama sohbetin tadı değişmiş midir o kadar molla değilim...!!
Ege yöresinde o kadar düşküne rastlamadım. Daha doğrusu diğer sahil kenarlarında da rastlamadım. Bu istisnayı bazen Akdeniz’de Hatay bozuyor. Onlar için ne kadar öncelik kahvede de olsa çay onlarında sohbetlerini güzelleştiyor. Zannediyorum ki orada içilen her hangi bir çay sohbetinde, asi nehrinin ters akıntılı muhabbeti bir çok kez konu olmuştur. Kaç şeker atayım mı sorusu arasında neden bu nehir ters akar sorusu tamamlamıştır cümleleri.
Bunun yeri ve zamanı olmuyor, Erzurum, Hatay, Ankara, Çengelköy, Sincan, Karaman, Aydın...
Askerde ise genellikle erkeklerin çay sohbetleri arasına kafiyeli sözcüklerin anlam kattığı demleme muhabbetler gecesinden klasik bir cümle.
Çay da dem,
Askerde kıdem..
Diye memleket hasretlerini, vatan için bir araya gelmiş gençler gülüşürek tamamlar çay sohbetlerinde.
Çay; kimi zaman iki görümce aralarında ki soğukluğu eritecek kadar sıcaklığa bile sahip olabilir. Gerçi servis yapan kişinin suratında kaç parça eksiktir bilemem..! Yada bir kaynanaya sunulan çayın demi çay güzel olsa bile kötü gözükebilir..!
Genelde çay demleme işi yaşı elliyi aşmış kişilerde, çayın bir sanat dalına dönüştüğü görülür.
Kimi zaman şarkılara bile giren çay ,güneşte bile demlenecek seraba ulaşır. Seraba samimiyet bu olsa gerek. Cem Karaca öyle demiyor mu işte?
"Güneşte demlerim senin çayını..."
Bu işin farklı kuralları da var tabi ki. Odun ateşinde içilen çayın farkı, semaverde içilen çayın tadı oluyor. Yada piknik tüpünde kaynatılan iki katlı araç gereç olabiliyor kimine göre.
Kimi zamanlarda ideolojik kahvelerle simgeleştirilebiliyor. Çünkü çayın yanına bir de ufak türkü istenebiliyor. Gerçi son zamanlarda bu kültür ile hiç rast gelmedik.
Renklendirici katılan oraletler var artık insanların içini ısıttıklarını sandıkları samimiyetsiz içecekler. Yeşil çay tipinde boyası fazla kaçmış kivi oraletleri gibi yani.
Düşünelim biraz...
Ne sohbetler duymuştur kahvehanelerin eşsiz çayları.
Bir gün güzel Anadolu insanın sıcak bir kahvehanesine yolum düştü. Otobüs bekliyordum ve gelmesine hayli zaman vardı. Anlayacağınız bayağı bir vakit geçirecektim. Gidip ’dıptıstak’ sesli mekanlarda beklemektense çayı hem ucuza içerim mantığı hem de iki insan yüzü görürüm diye tercih etmiştim.!
Kahveneye girdim ve masanın birine oturdum. İnsanların süzüyor ve kulak misafiri oluyordum.
Sohbetin o kadar renkli bir seyri yoktu. Tahminimce ortalama yaşları altmış idi. Dört kişi ikişerli olmak üzere karşılıklı oturmuşlardı. Oynadıkları basit bir iskambil kağıt oyunu. Sesler karışık gelmeye başladı bir anda. O kadar samimi bir ortamdı ki el şakaları bile yapıyorlar ve samimiyet adına özenilecek hatıralar bırakıyorlardı .O yaşta bu enerji hayret bırakacak türdendi. Her neyse çaylar söylendikten sonra oyuna başladılar. Çok geçmedi daha ilk el bitmeden ’çaylaaaaaaaaaaaar ağabeylerim ’ diyerek yanlarına sokulan kahveci, ayaküstü takıldı onlara ve çaylarını bırakıp işine devam etti. Ama muhabbet için mazot(çaylarını) alıyorlardı amcalarım.Ve konuşmaya başladılar;
-haberleri izledin mi?
-Vaziyet mi bozuk?
- Ülke kötüye gidiyor.
- Ne diyorsun sen 68 i hatırlasana ne kötüsü buna şükür.
-Sen 1968 de kaç yaşındaydın.?
- Ne bilim ben hesapla işte 27 doğumluyum.
-Ya fener maçını izlemedim şuradan açsalar da özetlere baksak.
- Yahu Süleyman kaç yaşına geldin maç izliyorsun.
-Kuran okusana biraz namaza git.
-Bana diyene bak namaza git diyorsun elinde 52lik deste var.
-Sende haklısın.
-Yaauuu her sabah yürüyüş mü yapsak?
-Ben yapamam ?
-Yapamazsın tabi cebinde iki paket sigara var bu ağırlıkla nereye yürüyorsun.?
-Ambülans çağıralım mı?
- Hadi bea işine git karo düş karo sen.
- Ee bu çaylar bitti.
-Oğlum 4 çay daha.
-Ne diyorduk?
-Senin torunlar kaça gidiyor söyle hele pala bıyık.
-Aman bea ne bilem ben anasına sorsak oda bilmez.
-Valla doğru diyorsun eski köy meydanı gibi mi burası herkes ettiğin bokun rengini bilsin..
-Ya o değil de emekli maaşına yine zam yok bea gardaşım.
Diye devam ediyordu. Azıcık odaklanabildiysen yazıya samimiyeti hissedersin. O yaştakilerin çay adabından.
Arkadaşlarımla dışarıda oturacaksam ve birinin parası olmazsa, ve söz konusu olan çay ise ödemeyi ben her zaman üstlenirim. Mesela tamamen kıtlık dönemleri de olurdu.On iki yıllık dostum bahtiyarla çay içtiğimiz zaman, para bir bardak çaya yetiyorsa alıp beraber içtiğimiz günlerde oldurdu. Çay sohbetlerinin anısı vardır ve daim kalır...
Bu aşklar içinde devam eder. Çok paranda olsa az paranda olsa sevdalılar mutlaka bir yerlerde çay içerler. Daha sonraları çayı zaten kendileri demlerler sevdalarıyla. Kimi parkta seyyar gezen çaycıdan, kimisi sahilde bir büfeden...Mutlaka bulur ama çayını.
Benim de öyle oldu hep. Çay sohbetleri beni takip etti. O eski günlerde olan çay sohbetlerinin tadını bulamadım hiçbir yerde. Dedem gibi, Bahtiyar gibi çay sohbetim olamıyor eskisi gibi.
Siz siz olun bir bardak çay içecek olursanız etrafınıza bakın yada birine çay ısmarlayın.
Çay anlamını kaybetmeden mutlaka bir çay sohbeti edecek arkadaş edinin...
Sencer Gültuna-31.01.2011
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.