7
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1073
Okunma
Kulaklarımdan Gitmeyen…
Birkaç aydır çok yoğunum. Kızım evleniyor ve hazırlıklar bir türlü bitmiyor. Yetişemeyecek diye düşünürken endişe içindeyim. Aldığın her şeyde sorun çıkar mı? Vallahi çıktı. Bende şaşkınım. Gergin olan sinirlerimiz bu durumda iyice gerildi. Patlamaya hazır bomba gibiyiz. Yinede pozitif düşünmeye çalışıyorum. Ve her şeyde vardır bir hayır diyorum. Aksiliklere gelince, okuyunca sizde hak vereceksiniz.
1- Kızımın kayınvalidesi atak geçirerek acil safra kesesi ameliyatı oldu.
2- Ardından evde istirahattayken anneannenin düşmesi üzerine ameliyatlı kadın o telaşla düştü ve iç kanama geçirdi.
3- Benimse sağ ayağımda şişlik ve ağrı vardı. Sonuç ameliyat ama bu yoğunlukta olmam imkânsız. O yüzden kortizonlu iğne vuruldu ameliyatı düğünden sonraya erteledim.
4- Yeni binadan ev kiraladık. Müteahhidin geç teslim etmesi yüzünden zaman kaybı yaşandı.
5- Beyaz eşya ilk geldiğinde eksik ve yanlış geldi.
6- Mikro dalga fırın için yapılan dolap ölçüsü yanlış verildiğinden birçok çözüm üretildi ve sonunda yapıldı.
7- Servis gelip takarken mikrodalga fırının kapağını kırdı.
8- Bulaşık makinesi çalışmadı.
9- Çalışma odasına alınan çekyat fabrikadan merkeze taşınırken kumaşı yırtıldı. Yirmi gün sonra yenisi gelebilecek.
10- Yatak başı beğenilenden farklı bir model olarak getirildi.
11- Dolabın raylı kapak sistemi istediğimizin dışında yapılmıştı.
12- Salon koltuk ambalajlı gelip, evde açılırken derisi iki yerden yırtıldı.
13- Aldığımız yemek takımlarının ikisinde de kırık çıktı.
14- Salon konsolunun kapakları bir türlü ayar tutmadı. Komple sistem değiştirildi.
Şimdilik aklıma gelebilenler bunlar. Ufak tefek bir sürü aksilik yine var ama onlarla başınızı ağrıtmayayım. Bu aksiliklerin hepsi tabi ki çözülecek. Alınan her şey bildiğimiz ve iyi markalar. Mutlaka bir çözüm üretecekler ve sorunlar geçte olsa hallolacak. Düğüne yetişemese bile çocuklar balayındayken ben ilgilenip onların gelme zamanına yetiştirmeye çalışacağım. Bunları neden anlatıyorum biliyor musunuz?
Asıl anlatmak istediğim bu kadar işin arasında yaşadığım bir olayın etkisinden kurtulamadım. Her an gözümün önünde ve uyuduğumda rüyalarımda. Bu işler dolayısıyla sürekli dışarıdayız. Geçtiğimiz Pazar günü yine eksikleri tamamlamak için alışverişteyken acıktık. Bir şeyler yemek için lokantaya girdik. Ramazan dolayısıyla fazla kimse yok. Beş bilemedin altı masa dolu. Bir masa o kadar güzel ki hemen dikkati çekiyor. Çünkü masada ufak bir aile oturuyor. Anne, baba ve altı ya da yedi aylık bir bebek. Ve bebek o kadar güzel ve sevimli ki dikkat çekmemesi imkânsız. Etrafına gülücükler saçıyor. İçinizden o bebeği sevip mıncıklamak geliyor. Küçük kızım ve yeğenim yazlıktan gelecekleri için biz onları bekliyoruz. Geldiklerinde onlarında hemen dikkati çekti o masa.
Yemekler gelip yemeğe başladığımızda bir yandan da sohbet ediyoruz. Tam o sırada bir düşme sesi ve ardından bebek ağlaması ama öğle böğle bir ağlama değil. İçleri yakan bir ağlama ve hemen ardından annenin feryatları kulakları çınlatıp yürekleri dağlıyor. Hepimiz oraya odaklandık. Kadın hastaneye gidelim diye feryatlarda, eşi ise çocuğu susturmaya bir yandan da eşini sakinleştirme çabasında. Her ikisinde de başarılı değil. Kadın tamamen kendini kaybetmiş durumda. Bir anne olarak neler hissettiğini çok iyi anlıya biliyorum. Sakinleşmesi imkânsız. Çocuğunsa canın acıdığı çok belli ağlama şiddeti gittikçe yükselmekte. Garsonlar buz getirip çocuğun başına koyuyorlar lakin fayda etmiyor. Anne son bir çırpınışla babayı ikna ederek hastaneye gittiler.
O çocuk ana kucağı dediğimiz şeyin içindeydi. Nasıl düştü anlayamadık. Üstelik düştüğü yerde seramikli sert zemindi. Onlar gittikten sonra garsonlarla konuştuğumuzda, o ana kucağını sandalyenin üstüne koymuşlar ve emniyetini kapatmamışlar. Üstelik çocuğun da emniyet kemeri bağlanmamış. O yüzden sabit değil sallanan bir vaziyetteymiş. Anne çantasını almaya çalışırken çanta ana kucağına çarpıyor ve sabit olmadığı için sallanıyor. Sallanırken bebek içinde takla atarak sert zemine çakılmış. Biz sadece sesi duymuştuk. Olanları öğrendiğimde düşüş sahnesini görmediğim halde artık gözümde canlanıyordu. Canlandıkça içim bir tuhaf oluyor ve aklımı kaybedecek dereceye geliyordum. Anneyi şimdi daha iyi anlıya biliyordum. Yaşadığı suçluluk duygusunu, acıyı ve çaresizliği hissetmemek imkânsızdı.
O günden beri o aile hep aklımdan ve gözümün önünden gitmiyor. İnşallah çok kötü bir şey olmamıştır. Kalıcı bir hasar olmadan atlatabilirler. Tüm dualarım onlarla. Tabi ki haber alma imkânım yok ama iyi dileklerimi yüreğimden yolluyorum o güzel aileye. Ve Allah’tan tek dileğim yukarda ki resim gibi gözleri gülerek hayata hep dil çıkarır.
Bazen bizimle hiç ilgisi olmayan yaşadığımız olaylar şükretmemize sebep oluyor. Bir ders gibi gözler önüne seriliyor. Allah’a çok şükür ki sağlıkla ilgili aşılamayacak sorunlarımız yok. Olan sorunlarda zamanla çözülecek şeyler. Allah her konuda herkesin yar ve yardımcısı olsun, özellikle sağlıkta.
05.08.2012__________Seher_Yeli