0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
867
Okunma
Gelen Sen misin?
Gitmiştin…
Bütün hatıralarınla birlikte... Geriye bir şey bırakmadan…
Ne hatıralarda vardın, ne hakikatlerde.
Sadece hayaller kaldı geriye… Ama hayaller sen değildin. Zaten senin yerine de geçmezdi.
Kapının zili çaldığında, komşunun tuz isteyeceğini düşündüm sen yokken. Beklemediğimden değildi bu. Varlığının burada olmamasından kaynaklanıyordu.
Yoksa…
Her kapıya baktığımda şimdi zile basacak mı diye geçiriyordum içimden. İçimden geçenler sadece bu değildi elbet…
Bu şehirde olmadığın zamanlar kimseyi benzetmedim sana. Falancanın saçı, filancanın gülüşü sana benzemiyordu. Benzeyemezdi… Zaten onlar sen değildin.
Bütün eşkâller sana benziyordu buradayken. Bütün eşkâller yabancıydı bana sen yokken. Zaten şehir de kalabalık değildi olmadığın zamanlar. Aydınlık da değildi. Lambalar eşya için vardı. Güneş geceyi gündüzden coğrafi olarak ayırıyordu.
Her kapı çaldığında postacının içinde dekont olan zarflar getirdiğini düşünüyordum. Tahminim doğru çıkıyordu çoğunlukla. Tuz istemeye gelen komşunun dışında zili postacı çalıyordu. Seni düşünmediğimden değildi bu. Burada olmadığındandı…
Tuz vermeyi seviyordum…
Her zil sesi bir umuttu yoluğunda…
Postacıyı da seviyordum…
İçinde ödeme belgeleri olan zarflar getirse de…
Tuz isteyen komşu ile postacı seni hatırlatıyordu.
Hatırlamak için mazeretler arıyor diye kızma, duyarsan. Ben sadece hatırlamıyordum… Geldi sanıyordum.
Tuzu az veriyordum komşuya. Cimriliğimden değil… Yetmeyince tekrar bassın zilime diye. Ben de büyük umutla kapıya yönleniyordum o zaman.
Borçları da zamanın da ödemiyordum. İhbarname için de zilim çalınsın diye…
Dün zilin uzun uzun çaldı dedi komşu. Sesi bizden de duyuldu. Tuza da yollamadım çocuğu… Postacı da yeni çıkmıştı kapıdan. Gelecek biri var mıydı?
Başka tuz isteyen komşum yoktu benim…
Yoksa sen mi geldin?
Bu şehir, bu şehir daha kalabalık sanki…
Bu şehir daha aydınlık…
Güneş bir farklı ışıtıyor, bir farklı ısıtıyor…
Bu şehir ve sen…
Hoş geldin…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.