10
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1027
Okunma
BİBER GAZLI KADIN
Bir gün arkadaşlarla çay bahçesinde oturuyoruz.Birden masamıza kim olduğunu bilmediğimiz bir kadın oturdu.Oturmasıyla anlatmağa başlaması bir oldu.İki oğlunu ve kocasını bir yıl içinde kaybetmiş.PKK,MİT,KCK, halkın içinde dolaşan sivil polisler daha neler neler…Biz kısaca oha olduk yani..en sonunda çantasından biber gazı çıkarınca tabana kuvvet kaçtık oradan.
CBÜ’den annemin tahlil sonuçlarını almam gerekiyor.Birinci derecedeki yakınlarımı aradım, bana arkadaş olmaları için.Hepsinin gelmemeleri için geçerli nedenleri var.
-Hava sıcak sen halledersin. Dediler.Hele kız kardeşimin mazereti gerçekten önemliydi. Yarın temizlikçi kadın gelecekmiş; onun için temizlik yapıyormuş.Ohaa yani ohaa…
Eşim :
-Ben seni arabamızla götüreyim. dedi. Ben de onu yormak istemedim. Çünkü; güneşe karşı
alerjisi vardı.Kapıdan çıkarken eşim arkamdan’’Bana bak biber gazlı kadından haberim var.’’
vay kankiler vay…Demek kocama söylediniz. Görürsünüz siz gününüzü.
Bir saat sonuç almak için bekledim hastanede.Baktım ki mesaii bitiyor, eeeh, aranmışlardı hak etmişlerdi benim davranışımı.Bir dakika içinde işim oluverdi. Zaten uyandığımda bir kahve içmiştim.Açım yani, açlık sıcak,birde öfke ay bayılacağım.Koşarak doktora sonuçları götürdüm.Doktor’’ Problem yok, durum iyiye gidiyor. On beş gün sonra kontrole getirin.’ dedi. Hemen kantine gittim. Ayran kepekli bisküvi bir de su ooh karnımı doyurdum.Hadi dolmuş beklemeye.Orada buluna 67 plakalı araca dayanarak beklemeye başladım.Canım sıkılıyor. Kalp kalbe karşı derlermiş. Can dostumun telefonu.Aman ne güzel.
- Ne haber kanki?
- İyilik dolmuş bekliyorum.
- Kızım şubattan beri söylüyoruz, gelin Alanya’ya birlikte gidelim diye.Burnunuz Kaf Dağın’da. İyi olmuş, bekle şimdi o sıcakta
- Ne alaka ya… dedim ya sana pazulun parçaları eksik. Onlar tamamlanıncaya kadar
Depresyon takılacağım.Yani tatil falan yok.
-Kanki sen beni nİye aramıyorsun?
-Yav nasıl arayayım,okullar kapalı,eşim evde,telefon konuşmalarıma kızıyor.
-Sen onu öğretmen evine gönder.
-Olur, beslenme çantasını da yanına vereyim.Eh sende seninkinin yanına beslenme çantası ver.Birlikte kumda oynarlar.Gülme gülme zaten senin yüzünden evde çümbüş çıktı.
-Ne oldu?
-Hani sen cebren ve hile ile telefonumu gasp edip arama müziğini değiştirdin ya ben onu unuttum.Arka arkaya dört kez aranınca, koltukta uyuyan eşim bir fırladı.Eh
artık seyret çümbüşü.
-Oh iyi olmuş, bana bir nisanda yaptığın şakanın intikamını almış oldum desene.
-Bu intikam mı? Haaah güleyim bari.
-Hadi ben seni gece ararım.
-Ara ben sana gökyüzünü, yıldızlar, ayı anlatırım, sen de bana denizdeki yakomozları an-
latırsın.Ay ne romantik bir konuşma. Biri duysa,bizi eş cinsel zannedecek.Gülmelerin Alanya sahillerinden hastana kapılarına kadar geldi. Hadi kapattım.
Seviyorum arkadaşım seni ya.Hele bu saçma sapan konuşmalarımıza bayılıyorum.
Bir ehliyet alamadıım o, olay yüzünden.Şimdi açık havada 45 dereceye yakın sıcaklıkta dolmuş bekle bakalım…
Evimiz beş yol ağzında. Tam karşı yol geliş ve gidiş. Ortada palmiye ağaçları, sağda
ve solda ıhlamur, akasya dut, kataflan ve çam ağaçları ile dolu.Aralarda akşam sefa çiçekleri sanki bir cennet.O sokakta dört mevsimi yaşamak mümkün. Hele o sonbahar görülmeye değer.
O kavşakta bir çok trafik kazası oluyor.Artık alıştık etkilenmiyoruz.Ama bir tanesi var ki her saniyesi an ve an hafızamda kayıtlı. Çok sıcak bir haziran sabahı serinlemek için balkona çıkmıştım. Aşağıya bakmamla olayın başlaması bir oldu. Hiçbir şey yapamadım. 6-7 yaşlarında bir oğlan çocuğu bisikleti ile birlikte kamyon tekerlerinin altında aman Allahım! Ceylan gözleri bana bakıyordu göz göze idik son nefesini verirken. Çıldırdım evimizin koridorunda kaç kez duvarlara çarparak koşturduğumu ben de bilmiyorum.Sonra kızımın odasına gittim.Saçlarını okşadım. İçimdem ‘’Biliyor musun kızım,az önce senin yaşlarında bir oğlan çocuğu öldü.Daha annesi bilmiyor öldüğünü.’’dedim.Sonra hıçkırıklara boğuldum.Bazen yaz gecelerinde balkona uzun oturup gökyüzünü seyrederim.İşte o anlarda arada bir… oğluma göre kırışık bana göre kıvırcık saçlarımın arasında minicik bir elin dolaştığını hissederim.Bütün tüylerim diken diken olur, o yöne bakar gülümserim. ‘’Afet beni ne olur, benim yapabileceğim hiçbir şey yoktu.’’ derim. Bir müddet sonra tüylerimin diken diken olması geçer. Ben yeniden gökyüzünü seyre dalarım. Of yaaa… Bu kötü olay nereden geldi yine aklıma. Arkamdaki bir sesle irkildim.
-Hanımefendi çok dalgınsınız, birkaç kez seslendim duymadınız.Araba hareket edecek düşer yaralanırsınız.Arkama bakmadan sağa doğru gittim.Ama ses tanıdık.
- Zehra Abla ne yapıyorsun burada.
- Dolmuş bekliyorum.
- Hadi biz seni istediğin yere bırakalım.
-Hayır. ,gerek yok biraz sonra gelir dolmuş.
-Lütfen: zaten size minnet borcumuz var.Daha dün eşiniz Bayram Abi anneme kan verdi.
İzin ver de biz de size bir şeyler yapalım.Arabaya bindim. Bir müddet hiçbir şey konuşmadık Zaten konuşulacak hiçbir şey kalmamıştı. Müge’nin ağlamaklı sesiyle irkildim.
-Şu lösemi de ne kadar kötü bir hastalık.Annem çok kötüleşti Zehra Abla, bağşıklık sistemi tamamen çoktü.Ağzının içi tamamen pamucak doldu, dili param parça damakları yara, çok acı çekiyor. Bizim oğlan Ali , biz annemin başındayken ablasıyla kavga edince buzlu cama yumruğunla vurmuş.Atar damarını cam kesmiş. Doktor olan komşumuz tesadüfen evdeymiş.İlk müdahaleyi O yapmış. Bir hafta yoğun bakımda kaldı.Bir yanda
annem, bir yanda yavrum.
-Anlıyorum seni Müge çok zor yaşadıkların.Geldi mi üst üste gelir zaten. Ruhunun çektiği ızdırabı yüzünün her noktasında görmek mümkündü. Bir müddet sonra eşim aradı.
-Nerdesin?
-Taksi ile geliyorum
- Yaa kadın kimin taksisi ile geliyorsun?
-Biber Gazlı Kadının
-Çabuk en yakın benzinlikte in, yarini bildir seni almaya geleceğim.
-Panik yok… Mügelerle dönüyorum…