5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1057
Okunma
Gün muştusu bir vakit deriz ya; bir anda düşer üstümüze..Huzur aşına çalakaşık ekmek doğramanın zamanı gelip çatmıştır artık..Gün tüm güzelliği ile sarar civarını. Sarar da hiç beklemediğin bir demde, zamanın ardına attığın duygular apansız depreşir yüreğinde..Aslında belki de unutmak diye bir şey de yoktur. Sadece “Alışmak”, alışmak vardır; kedere, hüzne…
Nedendir bilinmez; hep baharla başlayan dostluklar her zaman karakışlarla mı son bulmak zorundadır?..Aslına bakarsanız ne çok öncüsü deprem muştular kıyamet günü ile sözleşmeli vaktin yaklaştığını ve ne çok unutmak ister görmezden geliriz kendi kıyametimizin geliyorum diyen telaşını..
Oysa Azrail ne çok hatırlatmıştı saçlara düşen her akta ölümü..Söz verdiği gibi aniden gelmemişti bildire bildire sonun başlayacağını..Ne desek boş köre ne lazım gün ışığı.
Hep kendimizi kapattığımız kimsesizliğimizde, mahşer davullarını çalıp dururuz yanı başımızda… Yargılanırız yek diğerimizin; dilinde, kalbinde..Yazık ki hiç de masum olmayanlarda, olamayacaklar yargılayacaklar bizi kendi vicdanlarının bozuk terazisinde..
Ah biz kendi yanlışlarımızı bir kere dert edebilsek, pişmanlık merhemi ile Hak katında onacaktır belki de kanattığımız yaralar…
…………..
Nasılsın! Ne çok sıradan görünse de ne çok muhabbeti de barındırır içinde... Özünü şefkatin ısıttığı sözcüklerle, cümlelerini bezemeyeli kaç vakit oldu hiç hatırlayabildin mi? Hal hatır ne zaman, neden sorulur kendinle şöyle bir hasbıhal ettin mi? Kalp sancıların, baş ağrıların seni iki büklüm etti mi? Gerçekten hiç mi aklına düşmedi merhametle ağızdan çıkması gereken sözler… Sahi sen ne çok unuttun. Ne çok unutturdun… Aşkı sandukasında kilitleyip durdun hep başkalarının masalında…Ne kadar yazmaya kalksan da bana bir masal, yazık ki aşk yitiğimizdi develerin tellalik pirelerin berberlik yaptığı devirlerde kalan..Bir adım dahi ilerleyemedin; hep geri adım attın yedi başlı ejderhaya niyet ettiğin seferinden..Benimse dimağımda çoktan şekillenmişti bu masalın ana fikri kendiliğinden.
Gerçi geçmiş diyoruz ya bakınca daha uzağa… En acılı dönemlerin yaşandığı öfke kuşağı ile çok yakın akrabaydın o yıllarda da. Ne çok tanık oldum nöbetlerine, yerli yersiz yaktığın ateşlere ve ne çok oyaladın beni gönlümün has bahçesinde ıtır kokusuyla yeşerecek çiçeklerin hayaliyle…
Biliyorum bundan gayrı epeyidir bakmadığın çehrem görülmeyi hak edecek kadar onurlu gelmeyecek sana..Ne de olsa hançeri hala bağrımda saplı olan bir tarih yaşadık biz..O tarihten kayıtlar var yüzümüzde beliren çizgilerin düşen çehremizde..Ve unutma kendinle yüzleşmemek her zaman en kolayı…Bir kere kendini karşına alabilsen o zaman Hak sunabilecek belki de sana dermanı..
Masallarını hatırla..Masallarına kahraman niyetine aldığın onca kalabalığı…
Hiç biri bana benzemiyordu ve asla benzemeyecekler değil mi? Benim görülmeye değmez suretime. Sahi düşlerimizin köprüsünü kim dinamitledi sence? Bana sorsan da olur, sormasan da. Ama sor istersen, tek cevap; “Hayat, hayat, hayat”
Küskün müyüm; değil, kırgın mıyım; değil… Ben kıbleden esen rüzgarlara dönmüşüm yüzümü…Huzur kucaklıyor artık“Ya İlahi!” çağrımın ardından tüm üşümüşlüğümü..
Vakit işte senin şimdi..Şimdi aynalara bakma vakti..”Kırıldım” diye haykıracaksın gördüğüne belki. Duyacaksın lal olmuş bir dilin sağırlara çaldığı ıslık sesini..Sahi sağırların ıslık sesini duyduklarını biliyor muydun…Yazık ki ben hiç öğrenemedim ıslık çalmayı…
Sana haksızlık mı ediyorum? Sancılarına yanmam mı gerek? Ya da acı/mam..
Bilemiyorum…
Şuuraltı sancılarım çağırıyor sözlerimi..Bu sebepten kor ateş gibi düşüyor yüreğimin yangın yerine cümlelerim.
Artık bil ki gönlüm küs fani olan her şeye… Ben kendimce düşmüşüm Elif peşine. Elif’in sırrına erme derdindeyim. İşte sana vuslat, işte kelam, işte ayrılık, işte söylenip bitmiş notası kayıp bir hayatın ritimsiz söylenip bitmiş türküsü…
Muhabbeti en bilinesi zamanlarımızda biz kaç defa ağır suskunluk ateşi altında kurşuna dizdik..Vefayı göz göre göre kaç defa öldürdük…
Velhasılı kelam bana kalırsa acı çekmeye devam..
Kimin heybesinde ne birikmişse o, O’na helal…
Biz ki sevgi ile dirilmekten ziyade her gün meşki öldürdük..
Ne diyelim?
Kadermiş…
Derler ya;
Yükseklere kar vakitsiz inermiş…
Perihan KILIÇ
ESMİZE 21 Haziran 2012/İZMİR