Şöyle bir keyifli konu yazmak istiyorum canı
gönülden.
Ama ne mümkün.
Hemen olumsuzluklar tutuyor elimden.
Ve..
Yine karğaşa yağıyor kalemimden...
Ankara gibi koca bir şehrin içerisinde altı üstü 5km.lik mesafede yere gitmem gerekiyordu bu akşam.
Şehrimin eski gözbebeği ve en fazla uğrak yeri olan Bahçeli,den geçip gidecektim.3.ncü caddede biraz ilerledikten sonra bir çöp arabasıyla pişti olduk.
Sen aşağı ben yukarı derken 150-200 metrelik bir yol kalmıştı varacağımız mekana.
Gece..
Saat 2300 sularıydı.
Çöp arabası önde biz arkada kaplumbağa yürüyüşüne başladık.
Tabii ki sağ sol kaldırımlar özel otolarca istila edilmiş.Keçi yolu gibiydi yol.
Her apartmanın önünden aheste toplanan çöpler ve her an patlamaya hazır sabır arasında sıkışıp kalmıştık.
Şöyle bir geriye baktım kiii....arkamızda araçlar fener alayına dönüşmüş.Daha neydi ki.5 aparmanın çöpü alınmıştı.
Az demedik, uz demedik arpa boyu ilerlemeye devam ettik.Ne çöp bitiyor ne sağdan soldan kaçacak bir yol vardı.
Öyle keyifliydi ki çöpçüler.Ne bulurlarsa istifliyorlardı kamyonun arkasına büyük bir iştahla.Bıkıp usanmadan Seyre daldık pisliklerimizin istiflenişi.
Hani sabrın sonu selamettir derler ya.
Doğruymuş vallahi.
Tamı tamına 39 dakika sonra cadde göründü.
Ve eşimle ben derin ohlar çekerek koyulduk yola...
Yine de şükürler olsun Rabbime.
Ya acil bir işim,
Ya da hastam olsaydı ne yapardık diye.
Galiba trafik işaretlerine bir yenisi eklenmeli...
Üzerine de acele etmeyin,sabır,sabır dileyin diye yazılmalı.
Bazen çıldırmakta,katil olmakta an meselesi.
Sanırım bize bu aralar en lazım olan şey sabır ve sukunet.
Hepinize selam ve
sevgiler.