Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge

Nedir?

48.187 terim kayıtlı

Şiirce

Şiirce sizce ne anlama geliyor veya size neyi çağrıştırıyor?

Şiirce terimi nİLSU_ tarafından 10.11.2010 tarihinde eklendi

Yorumlar

0 yorum
aypepe
30 Mart 2011 Çarşamba22:38:30
BAŞLIK

SENİ DÜŞLERİME ALDIM,
UYKUSUZ KALDIM.
SENİ UYKULARIMA ALDIM,
DÜŞSÜZ KALDIM.
BAŞIMA ALDIM, SENSİZ;
GÖNLÜME ALDIM,BAŞSIZ,
SENSİZ,YOLLARDA PULSUZ,
PULLARDA MEKTUPSUZ KALDIM.
SANA ADLAR ARADIM..
ARDINDA ADSIZ KALDIM...
ÖZDEMİR ASAF

hyperion
29 Mart 2011 Salı14:49:16
GELMİŞ BULUNDUM

Ben mişim - neymiş? - su sesiymiş
Oymuş - cam kırıkları gibi gövdemi yakan -
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

edip cansever
nİLSU_
28 Mart 2011 Pazartesi12:07:01
Yağmur herkese yağar


--------------------------------------------------------------------------------
Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi
Herkes içindir aşk da, ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenemez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz yalnızlıktan
Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı, onca film, onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayedir geriye kalan.


Murathan Mungan




nİLSU_
14 Mart 2011 Pazartesi13:28:49
sevgi...

Yanıma Gelirsen Eğer
İçimde Eritirim Seni
Kardan Sonra Güneş
Günden Sonra Gece de Öyle

Ben Eritirken
Sen Erirken
Seveceğiz Birbirimizi

Yüzüme Bakarsan Eğer
Dokunurum Sana
Hava İle Kuşlar
Denizle Kıyı da Öyle

Ben Dokunurken
Sen Dokunurken
Duyacağız Birbirimizi

Şarkımı Söylersen Eğer
Kaybolurum Sende
Denizde Damla
Şehirde İnsan da Öyle

Ben Kaybolurken
Sen Ararken
Bulacağız Birbirimizi

bülent ortaçgil...
Mehtap ALTAN
9 Mart 2011 Çarşamba08:39:36
yanılsama

.


sanırdım ki
gün geceye döndüğünde
sabahın soluğunu unutur insan


öyle sanırdım
ben bana geldiğimde
kanardı gökyüzü
susardı toprak


işte bu yüzdendi
tenime musallat
kötüye alâmet
nefesler


bu yüzdendi
buz kesen sessizlikte
düş gezgini sözlerin büyüsü


çünkü heryerdeydiler
göz çukuruma yerleşmiş yanılsamalar
kan yüklü yağmurlar kalabalığında


ve
birileri yok ederken zamanı
derinden çığlık atan seslerin arasında
uyurdum bu yüzden
kendimi tanıyana kadar





03.00.
immortalis.
hyperion
4 Mart 2011 Cuma20:12:49
SES

Kitaplığımıza yaslanıyordu beşiğim,
Her şey, loş babil kütüphanesi gibi, orda,
Birbirine karışıyordu;roman,masal,bilim
Latin külüyle yunan tozu,içiçeydi orda.
Kitap sayfası gibi miniktim.bir ses,kurnaz
Ve metin,dedi:”tatlı bir çörektir dünya;
Dilersen(ki bundan keyifli hiçbir şey olmaz!)
Dünya dolusu bir iştah verebilirim sana.”
Öteki,senin sesin:”gel! birlikte olasının,
Bilinmeyenin ötesine kanat açalım!”
Diyordu,rüzgarına benziyordu kumsalların.
Uğuldayan, nerden geldiğini anlamadığım,
Kulağı okşayan ve korkutan hayalet, sana,
“peki! tatlı ses!” yanıtını vermiştim hemen.
Bu dert, bu kara yazgım, işte o günden sonra
Bırakmadı yakamı.sonsuz bir varoluşun
Dekorları ardında bir uçurumda,farklı,
Çok değişik,çok üzgün dünyaları görürüm,
Ve sezgimin kurbanı,ben,ayakkabılarımı
Isıran yılanları sürükleyip dururum.
İşte o günden sonra peygamberler gibiyim,
Issız çöle,denize ölesiye vurgunum,
Şölenlere ağlarım,matemlerde gülerim,
En acı şarapları bile tatlı bulurum;
Olmamış sanarım olmuş gerçek olayları,
Gözlerim gökyüzünde,düşerim,her an oyuk..
Ses avutur, der:”aman,düşlerini iyi koru;
Delilerdeki düşler bilgelerde bile yok!”

Charles Pierre BAUDELAİRE




nİLSU_
4 Mart 2011 Cuma13:08:32
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...!

Nazım Hikmet

nİLSU_
25 Şubat 2011 Cuma14:12:05
İŞTE BİR ŞİİR


Bir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum
yaşadığıma tanık olun
Bu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olun
Ama bir aralıkta yaşıyoruz sanki,
yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun
farkında değil

Heryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatı
Ve hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğunun
farkında değil

Ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin
yeşilliğin farkında değil
Ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değil
Ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın
Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren,
vakitsiz bir horoz
Birazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak
ve zapt u rapt altına almak için
Hiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum ki
kendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içinde
bir disiplin yaratsın şiirim
İşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara'nın geniş ve soğuk
bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklıma
Ve tereddütsüz geçiyorum şiirime bunu
Mutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki de
Üzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden

Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU
Mehtap ALTAN
23 Şubat 2011 Çarşamba10:24:24
Yalan Değil Bir Çocuk Tanıdım Eskiydi










yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
çok uzun yollar kısa yıllar önce sanki
üşümüş ayağında cam işi bir parlak çarık
çitli bahçesinde kükürt tadı küçük yürek
kına kahvesi elinde yıldızlı geceler ağır
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi

yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
omzuna yıkılmış vagonları izledi derme çatma
gönlüne terfi etmiş kahküller düşerken akyel
esti bir meleğin sesiyle yarışır gibi
karışır gibi küçük devlerin mekânına
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi

yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
taa çocukların güldüğü mevsimdi
çam sapan kristal bilye çelik çomak
sokulan dünyanın masal yuvalarında
boyu beş metre entarilik kumaştan
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi

yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi
nazlı kadınların ilhamını saran o agora
ah güllüğü mestan düşlerin şehir ağası
bir yol üstü lokantasında çinekop kokusu
sanki kimliği miras babaların akşam sultanı
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi

o zamanlar ki ışıkların soyunamadığı mevsimdi
çıra ayazına alevlerin sarılışıydı salkım çocuk
nasıl bir duruş bu heykeli gürgen heybeti kült
bir annenin göğsünden akan asil beyaz su
boran olur ki kaf bağının alaborasına mavzer
ki bir çocuk için yaşamdı gerçeğin öldüğü yer
sazdı söz sözdü saz sözlüktü sazlık
sıla aşka boyanan soğuk kapının adı
firari renklerin ay alacası apak dili
omzunda uçurtmalar ve uçurtmamalar boyu uçurum
küller ile güller arası kül goncası
bir fotoğrafa kefil kazınmış gizli anıt
ışık yılı oyunlara çerçeve olur gibi
yalan değil bir çocuk tanıdım eskiydi







Nevzat KONŞER
Mehtap ALTAN
9 Şubat 2011 Çarşamba01:14:55
Farz-ı Muhal






Şehrin misafirleri de gidiyor
Saksağanlara kalıyor meydanlar
Cami avlusunda huzur şadırvanda telaş
Herkes gidiyor selamsız sabahsız
Bir kuşluk vakti



Olamam belki
Dönüşünü göremem kırlangıçların
Sabah ezanını duyamam
Uyuyakalırım
Öperek uyandırmaz annem
Arsız çocukluğum gelmez peşimden



Suyunu bulandırmam artık
Tövbesini bozmam günahların
Sayıklamaz beni bundan sonra dudaklar
Kimse bilmez ismimi



Giderim apansız
Geldiğinde konukluğun sonu
Farz-ı muhal
Ben de severim ilk kez
Alıp koynumda uyuturum aşkı
Asude bir demin mermer serinliğinde







_cânâ_ 2010

nİLSU_
7 Şubat 2011 Pazartesi16:16:59
YAĞMUR


Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.


A.H.TANPINAR
nİLSU_
7 Şubat 2011 Pazartesi16:15:50
RAKS


Tılsımlı çocuğu saf aydınlığın
Bu kadın vücudu beyaz ve çıplak.
Eşiğinde sanki sonsuz varlığın
Her an değişiyor dönüp uçarak.

Ve gülümseyerek öyle derinden
Her lâhza başka şey ve hep kendisi
Bir başka yıldızdan veya alevden
Anın ve hareketin mucizesi.

Arkasında ritmin geniş rüzgarı
Bir gül kasırgası gibi enginde.
Savruluyor yüzü, çılgın kolları
Yarattığı zaman bahçelerinde.

Her an değişiyor, yelken, gül, kanat
Bütün burçlarıyla uzanmış gece.
Defneler önünde şaha kalkan at
Zihnin eşiğinde ürkek düşünce.

Her lâhza başka şey ve hep kendisi
Yaralı bir ceylân gibi bakarak,
Anın ve hareketin mucizesi
Uçuyor, duruyor, bekliyor... çıplak.

Ve ümitsiz avı bin sonsuzluğun
Bekliyor ruhunun eşiklerinde.
Tılsımlı kaderi her susuzluğun
Bir gül fırtınası gibi derinde.

A.H.TANPINAR
nİLSU_
7 Şubat 2011 Pazartesi16:14:08
AYNA ...


Derin sularında bu ayna her an
Sizden bir parıltı aksettirecek
Kah çıplak bir omuz sessiz düşecek
Eriyen bir kuğu beyazlığından

Bazen bir tebessüm, tutuşmuş mercan
Rüyasıyla sanki bir kızıl çiçek
Ve saçlar öyle ümitsiz yüzecek
Olgun akşamların ağırlığından

A.H.TANPINAR
nİLSU_
30 Ocak 2011 Pazar10:59:50
SUSARAK
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....
Yazar : AZİZ NESİN

...
nİLSU_
30 Ocak 2011 Pazar10:55:38
BEKLEMEK

Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK

Yazar : AZİZ NESİN
Mesture
29 Ocak 2011 Cumartesi13:18:47
ya öl
ya sev.
nİLSU_
25 Ocak 2011 Salı13:44:03
NOKTA NOKTAM
Dün bir dosttan, uzun bir mektup aldım
Beni anlatmış sana ve sen ona
"Unuttum artık onu" demişsin.
Hem bu sözü gülerek,
Medar-ı iftihar ile söylemişsin.
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Çünkü unutmak için
önce unutulmak gerek
Oysaki sen,
Hala bende esen,
Eski kavak yelisin.
Unutamazsın...
Kan değil, tüküremezsin,
Ruj değil, silemezsin
Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım
İki heceli erkek adımı
Unutamazsın Nokta Noktam
Unutamazsın!
Seninle biz, hâlâ bir kabukta
İki badem içi gibiyiz.
Baharsın; kokacaksın
Güneşsin; yakacaksın.
Sabah yatağım kadar Rüya dolu
Sabah yatağım kadar sıcaksın
Unutamam
Unutamazsın!
Şimdilik bu kadar.
Öbür mektubuma daha diyeceklerim var
Darılma bana, gücenme sakın
Ankara günlerinin bembeyaz ufkundan
Binlerce selam sana.
Bahar başladı nokta noktam
Ankara'da bahar, veriminde Toprak ana
Aylar var ki sana tek satır yazamadım
Oysaki şimdi mevsim bahar
nİLSU_
25 Ocak 2011 Salı13:41:55
Ötüşlerde adın, kokuşlarda tadın var
Artık yazmalıyım.
Takvime baktım bu sabah,
ayrılalı beş Ay olmuş.
Düşün ki Nokta Noktam
Beş ay denilen nesne tam yüz elli Gün eder.
Bunca uzun ayrılıksa;
İnan bana Nokta Noktam
İnsanı, her şeye küskün eder.
İnan bana... Dargınlığım herkese
Ve tek hasretim sana
Düşünüyorum...
Âşıklar pazarına çıkan yolu düşünüyorum.
Bu yolun sağında yükselen
Her geçişinde penceresinden tebessümler gelen
Bahçesinde iri yedi veren,
kayısı gülleri açan evi düşünüyorum.
Bir türlü gelmiyor düşüncelerimin ardı
Ablan yanımda çorapsız gezerdi,
Başörtüsüz annen.
Düşünüyorum... Bu mevsimde baban,
Her akşam bir yerine iki içerdi.
Miyoplaşınca gözleri "Şair, iç be oğlum
bahar dişidir doğurur" derdi.
Bahar başladı Nokta Noktam.
Ankara'da bahar,
Gönül ufkunda yağmur bulutları
Cennet olsa artik sevmiyorum
Sevmiyorum sensiz baharı...
Sen; ey yirmi dört baharın en güzel süsü!
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey ilkyaz akşamları kadar güzel çocuk!
Sen; ey Altın gözlerinin hisli dünyası!
Ölümsüz bir yolculuk yaratan
Sen; ey çıplak bir hançer gibi!
Boylu boyunca gönlümde yatan
Sen; ey her şeyim olan her şey!
Son mektubunda söz verdin
Tut diyorsun, unuttum
Unut diyorsun, unutmak mı???
Güneş tekrar doğmayı unutabilir mi hiç?
Gönül ferman dinlemez sözü unutulabilir mi hiç?
Sen; ey mutlu günlerimin mutlu türküsü!
Sen; ey her şeyim olan her şey!
Bu gece Yılbaşı...
Başkent'de Kar yağıyor Nokta Noktam
Başkentte kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi hatıralar
Başkent'de kar yağıyor, başkent'de kar...
Bu gece yılbaşı.
Bilirsin ki Nokta Noktam
Yılbaşında hesaplanır
Çoğu zaman insanların yaşı.
Bu gece yılbaşı...
Tokmaklarında yirmi dört hece
Eğilip üstüme sessizce
Şehrin kule saati
Bilir misin Nokta Noktam?
Bilir misin, bilir misin ne dedi?
"Şair, kutlu olsun, yaş otuz yedi."
Ve bir el saçlarımdan tutarak
Kalbimi sana kadar sürükledi.
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları komşu plâkta.
Ne de kıvrak bu vals havası
Başladı yine gönlümün
On yıl evvel ki kanaması
Ne günlerdi o Günler cancağızım
Ne günlerdi...
Sen, on yedisinde sevgilerin sisinde
Başı duman duman bir kız.
Ben, yirmi üstünde
Gönlü gördüğü her güzelliğe nişanlı
Ölesiye bir şair, ölesiye bir delikanlı.
Ne çabuk geçti zaman.
Hey gidi Dünya hey...
Bu gece yılbaşı
Dışarıda kar yağıyor ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi eski hatıralar
Köşede bir kırlent, kırlentde bir resim.
Bartın'da bahar.
Elimle yapmışım
"asma köprüsünden" Kocanaz deresi
Sağda, ortaokul
Okulda, çocukların sesi.
"Çakır beylerin" elma bahçesi.
Derede kayık, dümende ben.
Küreklerde sen.
Hava berrak, Hava ılık
Hava temiz
Ve sularda sarmaşan gölgemiz
Bu gece yılbaşı, başkent ayakta
Çalınan Tuna dalgaları değil artık
komşu plâkta.
Gönlüm bu diyardan çok çok uzakta.
Dışarıda kar yağıyor.
Dışarıda kar ve tütüyor gözlerimde
Küllenmiş bir mangal gibi
Eski hatıralar...


nİLSU_
11 Ocak 2011 Salı13:57:52
Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi... Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti... Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur…

Mehtap ALTAN
29 Aralık 2010 Çarşamba17:01:56
ANLAŞILMAYAN ŞEYLER

Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan
Ellerindeki paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında
Erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş)
Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin.
Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı
Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin.
Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin.
Kuruyan su.
Kuruyan uykusu.
Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.

MURATHAN MUNGAN
MEZARKABUL55
29 Aralık 2010 Çarşamba13:10:18
Gün

Meyhaneler dolusu sarhoşluk var içimde
Gözlerimin önüne vardığın günden beri
Düşüncelerim hasta kanamalı biçimde
Beynimi kefen gibi sardığın günden beri

Ruhumdaki azabın geldiği son duraktın
Kitapsız ve zalimdin merhamete ıraktın
Ne özümde hakikat ne besmele bıraktın
Kalpgözümü çarmıha gerdiğin günden beri

Paramparça sözlerim her gün ağıt yakıyor
İsyanlarım kudurmuş kağıtlara akıyor
Hangi yola girdiysem cehenneme çıkıyor
Solumdaki meleği yorduğun günden beri

Bir kapı açılıyor içeri giriyorum
Aynalarda bambaşka birini görüyorum
Gram gram azalıp gitgide eriyorum
İçime kanser gibi girdiğin günden beri

O kadar güçsüzüm ki herkes beni yeniyor
Bir gençliğin ateşi ellerinde sönüyor
Gözlerindeki bahçe bir mezara dönüyor
Ayrılığını hayra yorduğun günden beri



MEZARKABUL55
nİLSU_
29 Aralık 2010 Çarşamba09:31:25
Dönüşü Olmayan

Senmisin neşemi götüren zalim
Seninde bugün son gülüşün olsun
Aşkımı burnumdan getiren zalim
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

En kötü günümü arattın bana
Ne benli hayalin nede düşün olsun
Melekten bir şeytan yarattın bana
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Kimseden merhamet dilenmemiştim
Kapımda dilenmek son işin olsun
Kimseye ah edip ilenmemiştim
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Ben aşkın narına yandım seninle
Mum gibi eriyip sönüşün olsun
Gözyaşın ismimi yazsın diline
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa
Martılar misali ötüşün olsun
Peşimde koşuştur soluk soluğa
Dönüşü olmayan gidişin olsun

Sarhoşa meze ol meyhanelerde
Günahkar ellerde bitişin olsun
Enkazın bulunsun viranelerde
Dönüşü olmayan gidişin olsun

Cemal Safi
:)

nİLSU_
21 Aralık 2010 Salı13:16:46
bana çok benziyorsun
aynı kimsesizlik
aynı inançsızlık
aynı umarsızlık

Seninle hep birbirimizi özleyeceğiz
İkimiz de derin yalanız
derin yalnızız...
nİLSU_
17 Aralık 2010 Cuma08:48:15
HADİ GİT..

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...

CEMAL SAFİ

Mesture
17 Aralık 2010 Cuma03:42:25
karanlığım gecenin karanığını zevale uğratır,
uzun uzun bakma bana bu hal beni utandırır!
tuhaf olay beni üzen sen,
teselli veren sen.
kurtulmaya da çaban yok,
ben neyinim
neden ben!
kaçıp gitsem uzaklara bilirim beni bulur,
ne benle mutlu olur
ne bensiz huzuru bulur..


yürüdüğün o yollara kendi peşinden iz bırak
benden fazla kim ısrarcı sen de bu kadar!

....

ya ağlat beni ya da güldür,
tebessüm ne zor imiş!

nİLSU_
16 Aralık 2010 Perşembe15:50:07
perdenin nihai indirilişini kimse önleyemez

yapayalnızım. her tarafta iki yüzlülük

hayatı sonuna kadar yaşamak

hiç de çocukça bir görev değil
nİLSU_
15 Aralık 2010 Çarşamba11:26:00
seslenis



Yalnızım,ne kadar aranıp dursam,
Baş ucumda seni bulamıyorum.
Güneşten vazgeçip susuz olsam da
Seninle olmadan olamıyorum.

Şu yollar bilmem ki dağ mı, ova mı?
Gitsem bulur muyum kendi yuvamı?
Kuş!Yolun nereye?Bizim eve mi?
Sen götür,ben haber salamıyorum.

Her gece orda bir yaslanan mı var?
Sessizce kirpiği ıslanan mı var?
Uzaktan bana bir seslenen mi var?
Ne diyor?Sesini alamıyorum.

Acaba yaşlı mı kara gözlerin?
İçimde bir derin yara gözlerin...
Daldı mı uzak bir yere gözlerin?
Görmüyor,bilmiyor,bilemiyorum...

Günleri sayarım,geceler iner,
Beklerim geceyi,yıldızlar söner,
Gizli bir yaram var,durmayıp kanar;
Neresi?Bulup da silemiyorum.

Ulaşsa da sana yolların ucu,
Varmaya yetmiyor Atsız'ın gücü.
İçimde duruken bu kadar acı,
Hala yaşıyorum,ölemiyorum.
25 agustos 1944/
.

Hüseyin Nihal Atsız

.



nİLSU_
5 Aralık 2010 Pazar20:10:32
KENDİNİ SAKLAMA ÇİÇEKLERİ

Biz aşk bahçemizi küçük tuttuk
seninle
içinde güvensizlik ağaçları,
küstüm otları
kendini saklama çiçekleri
Özlem kirlibir kan gibi yüreklerimizi boğmasın
yalnızlık karanllık bir orman gibi
çökmesin içimize diye
biz aşk bahçemizi küçük tuttuk seninle
Önümüzde dokunuşlardan uzak,
İnsafsız ve çok uzun bir kış var diye
koca bir yaz kendini saklama çiçeklerini
suladık durduk yalnızca
Biz aşk bahçemizi küçük
çok küçük tuttuk seninle...

CEZMİ ERSÖZ

nİLSU_
5 Aralık 2010 Pazar20:07:22
BİR HAYALET

Bitaneme ...

Bir tek seni sevdiğim doğruydu...
Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı...
Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin...
Tepeden tırnağa aşka,tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet...
Kimisi senin beni beklettiğin kapıda beni bekledi.Seni beklemekten yorulur, onunla birlikte çekip giderim diye buralardan...
Ve ben en çok onların sevgisine inandım.En çok onlara derinden üzüldüm.
Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine
sevebildiler diye...
Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna,
bu insanların bir hayalete duydukları o akıl almaz, o sonsuz sevgileri
yüzünden bir kez daha inandım...
Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aladatan bir
hayalete...
Seninle kendini, bütün düşlerini, çocukluğunu, yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete...
Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan,
bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete...

CEZMİ ERSÖZ

hayatbuysa ben yokum
2 Aralık 2010 Perşembe10:18:02
BEKLİYORUM ÖYLE BİR ZAMAN DA GEL Kİ!
VAZGEÇMEK MÜMKÜN OLMASIN....
hayatbuysa ben yokum
2 Aralık 2010 Perşembe10:17:12
kimse duymadan ölmeliyim,
ağzımın kenarında bir parça kan bulunmalı!
beni tanımayanlar:
''mutlaka birini seviyordu'' demeliler
tanıyanlarsa '' zavallı çok sefalet çekti '' demeliler.
fakat hakiki sebep bunlardan hiçbirisi olmamalı....


ORHAN VELİ KANIK
hayatbuysa ben yokum
2 Aralık 2010 Perşembe10:10:28
kadın keskin bir bıçak,
taze kan gibi sıcak....

NECİP FAZIL KISAKÜREK
nİLSU_
27 Kasım 2010 Cumartesi12:21:05
sen benim ömrümsün...

Gözlerin beni kaybettiğim günlerime döndürdü

Bana geçmişten ve onun acılarından pişman olmayı öğrettiler

Senin gözlerini görmeden benim gözlerimin gördüğü herşey boşa geçmiş bir yaşamdı

Hayatımın bu kısmını nasıl kabul ettiler?

Nurunla yaşamımın gündoğumu başladı

Senden önce yaşamımın ne kadar fazlası kaybedilmiş?

O boşa giden bir geçmişti sevgilim.

Kalbim senden önce mutluluk görmedi.

Kalbim hayatta acı ve ıstırabın tadından başka asla bir şey görmedi.

Hayatı sevmeye henüz şimdi başladım.

Ve yaşamımın benden kaçmakta olduğundan kaygılanmaya başladım

Senden önce her mutluluk için acı çekerdim

Gözlerinin ışığında onlar benim rüyalarımı buldular

Ey benim kalbimin hayatı ...sen benim hayatımdan daha değerlisin.

Neden senin aşkınla uzun bir süre önce karşılaşmadım?

Senin gözlerini görmeden benim gözlerimin gördüğü herşey boşa geçmiş bir yaşamdı.

Hayatımın bu kısmını nasıl kabul ettiler?

Işığınla, gündoğumunu başlatan hayatımsın sen benim

Harikulade geceler, muhabbet ve büyük aşk!

Uzun zaman önce kalbim seni özlemekteydi

Aşkı benimle yudun yudum tat,

Kalbimin merhameti senin kalbinin merhametini özlüyor.

Gözlerini bana o kadar yaklaştır ki, Gözlerim senin gözlerindeki yaşamda kaybolsun.

Aşkım gel ve yeter

Kaybettiğimiz şey az değil, ruhumun sevgilisi

Senin gözlerini görmeden benim, gözlerimin gördüğü herşey boşa geçmiş bir hayattı

Hayatımın bu kısmını nasıl saydılar?

Işığınla hayatımın sabahı başladı

Sen tüm günlerimden daha değerlisin

Tatlılığına beni de al

Beni evrenden uzaklaştır

Uzaklara, uzaklara

Ben ve sen uzaklara.Yalnız,

Aşkla günlerimiz aydınlanacak

Birbirimizi özleyerek geceler geçiririz

Senin sayende gündüzlerle barıştım

Senin yüzünden zamanı unuttum

Seninle acılarımı unuttum

Ve seninle sefaletimi unuttum

Gözlerin, yitirdiğim günlerime beni geri götürdü

Geçmişten ve onun acılarından pişman olmayı bana öğretti

Senin gözlerini görmeden benim gözlerimin gördüğü herşey, boşa geçmiş bir hayattı

Hayatımın bu kısmını nasıl saydılar?

Işığınla hayatımın sabahı başladı.

Ahmet Şefik Kamil(ümm gülsümüm seslendirdiği ınta omri şarkı sözü)
nİLSU_
25 Kasım 2010 Perşembe15:35:37
.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..

ATTİLA İLHAN

nİLSU_
25 Kasım 2010 Perşembe11:40:23
ÖLMEK YASAK

daha önce bıçaktan hiç su içmedim
hiç kısılmadı kerpetene bıyıklarım
gururlu bir gemiyim oldum bittim
sabah olur yelkenlerimi saklarım
özgürlük dediğim yerde demirledim

üstüme varma bulutları tutamam
böyle paldır küldür gideceklerdir
gelmezsen farketmez kimseyi aramam
asıl sevdiklerim en içimdekilerdir
onlarla yaşarım eğer yaşarsam

olur mu gecemi yeşile çalmak
yıldız çivilemek parmakuçlarıma
ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak
hiç doğmamayı isterdim ama
bir kere doğmuşum ölmek yasak

ATTİLA İLHAN

nİLSU_
11 Kasım 2010 Perşembe15:11:05
Aşkım İsyandır Benim

yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi
dağıt kalbini saran hasret bulutlarını
parlasın gözlerinde sonsuzluk usaresi
dalgınlık evlerinin en güzel melikesi
sevemem, tozlu raflar arasına girmeden
çöllerim kandır benim
sevemem, karanlığı bir daha devirmeden
aşkım isyandır benim

Nurullah Genç

nİLSU_
11 Kasım 2010 Perşembe15:09:02
Ansızın

seni kaybettiğim o günden beri
içimi dağlıyor hasretin, sızın
kah gönderiyorsun yalnızlığını
kah karşıma çıkıyorsun ansızın

herhangi bir gecede, dumanlı bir köşeden
bazen ayın ondördü kadar şehla ve güzel
bazen bir ejder gibi, bakışları bir kızın
ıztırab şarabıyla ruhumu sarhoş eden
kil renkli gözlerini buluyorum ansızın

herhangi bir zamanda muamma bir şarkının
dalgın nağmelerinde duyuyorum sesini
ağlayan kirpikleri bazen kumral ve kısa
uçurtmalar taşıyor göklere nefesini

bazen karanlıkları örtecek kadar uzun
alevli saçlarında dağılıyor gül ve gün
kalbinden bir karanfil koparıyor sonsuzun
savaşta yenik düşen gemiler kadar üzgün

herhangi bir denizin efsunuyle yeniden
her şey sanki yeniden başlayacak derinde
sönerken mutluluğun nazenin kandilleri
yaralı bir güvercin görürüm ellerinde
hayalinde bulurum solgun karanfilleri

Nurullah Genç

zulabula
11 Kasım 2010 Perşembe09:04:56
simültane çeviri yapabilecek şiirce bilen tercüman aranıyor
HakkınSesi
11 Kasım 2010 Perşembe08:30:26
İŞTE GİDİYORUM

İşte gidiyorum
Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü
İşte gidiyorum
Toprak alsın benimde bu hazin öykümü

İşte gidiyorum, gurbet yorgunu gövdemi
Çukura kim indirecek
İşte gidiyorum
Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek

Çürüdü gözlerim, yüreğim, bu yağmurlu şehirde
İşte gidiyorum
Beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde

Size yüzyallardır sesini kaybetmiş
Bir türkü söyliyecektim...
Ve bir yayla şefkatiyle
Kirpiğinizin ucundan öpecektim

Bir masum türküydü sadece
Yüzbinlerce madurun gönlünde
Belki söyleriz hepbirlikte
Belki, mahşerin birinci gününde

Nasıl sevmiştim hepinizi..nasıl böyle oldu akıbetim?
Ve nasıl çöle döndü
O benim gül gülistan memleketim

İşte gidiyorum, hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız
Ben başımı verdim, sizinse
İnsafsız bir linç oldu karşılığınız

İşte gidiyorum
Penceresiz bir dünyanın labirentine
İşte gidiyorum
''Saçlarındaki yıldızları koparabilirsin anne''

Sonunda kaptırdım gönlümü
ölüm denen o kaypak türküye...
Ve işte kurtuldun benden
Şen olasın ey sevgilim Türkiye

Elbet benimde vardı
Kendime ve yurduma dair umutlarım
Belki bıraktığım yerden sürdürür
Dostlarım, karım ve çocuklarım...

Çatladı yüreğim çatladı sazım
Demekki böyleymiş yazım
Sizlere armağan olsun
Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım...

Benim hiç hayalim olmadı anne
Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat
Bir mutluluk fotoğrafı bile çekdirmedi bu hayat
Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne
Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat...

Sayki yollarda akan, şu feydasız çamurdan anne...
Sayki ıslanmaktım, üşümektim
Sayki yağmurdum anne?

Bunca yıldır gözyaşını, hangi denizlere sakladın,
Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?
nİLSU_
11 Kasım 2010 Perşembe08:16:19
Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL