Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge

Nedir?

48.187 terim kayıtlı

Harem

Harem sizce ne anlama geliyor veya size neyi çağrıştırıyor?

Harem terimi Edebiyatdefteri.com tarafından 8.2.2008 tarihinde eklendi

Yorumlar

0 yorum
Abdullah Çevik
7 Nisan 2009 Salı23:09:57
Harem, enderunda olup sarayın kadınlar kısmıdır. Burada padişahın kadınları, kızları, annesi ve cariyeler ile şehzadeler bulunurdu. Haremde de enderundaki gibi bir teşkilat yapısı vardı. Kadınlar arasında sıkı bir disiplin ve silsile-i meratip mevcuttu.

Osmanlı Devleti’nin yüzyıllar boyu sağladığı üstünlük sebebiyle Batılılar, Türkler'e ait her şeyi merak etmiş ve bu meraktan harem de nasibini almıştır. Harem hakkında hiçbir bilgi edinemeyen Batılılar, kendi kamuoylarındaki merakı tatmin için harem ile ilgili aslı esası olmayan uydurma bilgilerle eserler kaleme almışlar, romanlar yazmışlardır. Hasbelkader İstanbul'a uğrayan hemen her seyyah, notları arasında hareme de yer ayırmış ve işittiği dedikodulara kendi hayal gücünün verilerini de katarak haremi tasvire çalışmış; ilgi uyandırmak amacıyla da haremi padişahın aşk-meşk hayatının geçtiği, havuzların, cariyelerin, çırıl çıplak dans eden rakkaselerin bulunduğu bir yer gibi anlatmıştır. İşin tuhaf tarafı bu batılı yaklaşım bize de yansımış, belli bir dönem Osmanlı dönemine olumsuz yaklaşımın da etkisiyle harem, Osmanlı'nın günah galerilerinden biri olarak ele alınmıştır.

Harem ile ilgili olarak Amerikalı bir araştırmacı (Leslie P. Peirce) tarafından yazılan Harem-i Hümayun adlı eserde Osmanlı hareminin, cinselliğin sergilendiği bir yer olmaktan ziyade bir manastıra benzediği belirtilmekte ve "harem ve sultanın cinsel yaşamına ilişkin tasvirler Osmanlılar hakkındaki kitapların satışına açıkça yardımcı olduğundan" dolayı harem konusunun ele alındığı kaydedilmektedir.

Harem'deki kadınlar arasında enderundaki “iç oğlanlar”ınkine benzer bir teşkilat vardı. Burada cariyeler, sıkı bir eğitimden geçirilir, edebiyat, güzel sanatlar, musiki ve el işleri öğretilirdi. Ayrıca güzel konuşmak ile nezaket ve zerafet sahibi olmanın incelikleri verilirdi. Bu şekilde tahsil ve terbiye gören kadınlar, saraydan çıkıp genellikle eyaletlerde görev alan sancakbeyi, beylerbeyi, vezir rütbesindeki kişilerle evlendirilirlerdi. Böylece padişah, bu kişilerin görev yaptıkları yerlerde yerli büyük ailelerin veya uygunsuz ailelerin kızlarıyla evlenmelerini ve münasebet kurmalarını da engellemiş olurdu.

Haremin idarecisi padişahın annesi idi. Ona “mehd-i ulya” veya “valide sultan” denilirdi. XVI.asırda Hürrem Sultan ve Safiye Sultan'la başlayarak haremin, devlet işlerinde etkileri görüldü. Bu durum XVII.asırda da zaman zaman devam etti ve devlet işlerinde aksamalara yol açtı. Özellikle Kösem Sultan iktidar hırsıyla oğullarını öldürtmekten ve torunlarına suikast düzenletmekten bile çekinmedi. Ancak IV.Mehmed'in annesi Turhan Valide Sultan gibi devlet düzeninin sağlanması için var gücüyle çalışan ve son derece olumlu rol oynayan kadınlar da söz sahibi oldular.

Harem'in hizmet ve muhafazasıyla görevli harem ağalarının nüfusu da çok büyüktü.Siyah tenli olan bu kişiler genellikle Mısır beylerbeyi tarafından saraya takdim edilirlerdi. Bunlar daha önceden cinsel organları alınarak hadım edilmiş olurlardı. Bu gelenek Osmanlı'dan önce Ortadoğu'da kurulmuş olan birçok devlette ve ayrıca Bizans'ta da mevcuttu.

Kara ağalar içerisinde en nüfûzlu olanı Kızlar ağası veya Darü'ssade ağası olarak bilinen kişi idi. Bunun mevkii bütün enderun ve harem-i hümayun ağalarından yüksek olup vezir-i azam ve şeyhülislam'dan sonra gelirdi. Esas vazifesi sarayın kadınlar kısımına nezaret etmekti. Emri altında kendisi gibi birçok siyahi hadım ağası bulunurdu. Bu görevin bazen ak hadım ağalarına da verildiği olmuştur.

Yaklaşık olarak 200-300 kadının kapalı bir yaşam geçirdiği sarayın bu gizli ve esrarlı bölümü, bilinçli bir hanedan politikasının gereğine hizmet etmiştir. Padişahların bile bozamadığı sıkı kurallara tabi olan harem, genel olarak batılıların ve yeterince objektif olmayı başaramayan bazı tarihçilerin takdim ettiği gibi bir fuhuş yuvası değil, adeta bir okuldur.

Not: Başta Çağatay Uluçay'ın Harem adlı eseri olmak üzere birçok kaynaktan yararlanılarak hazırlanmıştır.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL