Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde

Nedir?

48.187 terim kayıtlı

Emrah serbes

Emrah serbes sizce ne anlama geliyor veya size neyi çağrıştırıyor?

Emrah serbes terimi Fulya CODAL tarafından 8.11.2011 tarihinde eklendi

Yorumlar

0 yorum
Fulya CODAL
1 Aralık 2011 Perşembe23:01:44
İşler yolunda gitmiyorsa mazi denilen şey bir enkazdır ve hatıraların da son kullanma tarihleri vardır. Küflenirler, kokuşurlar, bozulurlar. Mezunlar derneğine pilav yemeye gidenlerin çoğunun halinin vaktinin yerinde olması tesadüf olamaz. Ancak şimdiki halinden memnunsan geçmişi hatırlatacak organizasyonlardan keyif alırsın. Hatta geçmişin ne kadar *oktan olursa aldığın keyif de o kadar artar. İşler yolunda gitmiyorsa hiçbir yere de gidemezsin. Ardında bırakacak bir şey yokken kim gidebilir. Hiçbir yere doğru uzun bir yürüyüş, bunu kim göze alabilir.
Lodoš
19 Kasım 2011 Cumartesi01:57:17
afili parçalar (madde 33:
karanlıkta nüfus sayımı)
babamın öldüğü gün birine âşık
olmuştum. bazen böyle olur, her
şey üst üste gelir. metrodaydım,
boş yerler vardı ama en köşede ayakta duruyordum. onu
düşünüyordum, romantik şeyler
değil, bir buluşma
ayarlayabilmek gibi pratik şeyler
ve kaç istasyon sonra inmem
gerektiğini de düşünüyordum diğer yandan. yirmi bir
yaşındaydım o zaman, ama
çarklar hep döner, her yaşta
döner. büyük bir kentteysen bir
sürü gereksiz şey bilmen lazım
yoksa kendini salak gibi hissedersin. sonuçta inmem
gereken istasyonda indim. eve
gittim. herkesin yüzünde aynı
ifade. ölüm haberi vermek
zorunda kalanların yaşamaktan
duydukları tatlı utanç. bunlar çehrelere asılı açık kanıtlardır. ilk
insanlardan bu yana incele incele
bu hale gelmişlerdir. bir gün öyle
bir dil gelişecek ki tek laf etmeye
gerek kalmayacak. herkesin
yüzünden anlaşılacak ne demek istediği. neden diye sordum,
ölüm sebebi yani. söylediler.
gerçek yaşama sevincini görmek
istiyorsanız mezarlıklara gidin,
orada gezen insanların yüzlerine
bakın. ihtiyar gassali hatırlıyorum
babamı yıkadığı mermerin
önünde. beyaz sakallıydı. ama
rüyalara giren aksakallı dedeler
gibi değil, hemingway gibi. işini
seviyordu ve çok konuşuyordu. bu tarz işleri yapan adamların
fazla konuşmaması gerekir. ama
o bunu takmıyordu. bir sürü şey
sordu. cevap vermedim. cevap
alamadığı her sorudan sonra ayrı
ayrı şaşırıyordu. büyük bir samimiyetle şaşırıyordu.
konuşulmaması gereken yerler
vardır. çocuklara ve ihtiyarlara
anlatamazsın bunu. hepsi doğal
anarşist.
cenaze günü çok soğuktu. sonra hep uyumak istedim. doğal
sakinleştirici. sevdiğiniz biri
öldükten sonra yaşama tekrar
devam etmek bisiklet kullanmayı
öğrenmeye benziyor. ama yokuş
aşağı giden bir bisiklet oluyor bu. dengeyi sağlamanın tuhaf
coşkusundan bahsetmiyorum
burada ya da sadece bundan
bahsetmiyorum. kafayı gözü
yarmak üzere olmanın
korkusundan da bahsediyorum. ne demek istediğimi sahiden
anlıyor musunuz?
sonra zaman geçti. zaman hiçbir
şeyi düzeltmez. daha beter de
etmez. zamandan bağımsız şeyler
bunlar. karanlıkta uzanıp bir sigara daha yakmaktan başka
bir şey gelmiyordu elimden.
babam öldüğü için değil. Âşık
olduğum için değil. 21 yaşında
olduğum için değil. öyle olması
gerektiği için. sonra biraz içtim ve telefona
sarıldım. bu adil bir şey değil. iki
taraf için de. insanlar sizin alkollü
olduğunuzu anlar ama bellekleri
bunu böyle kaydetmez. çünkü
gelen sadece sestir. o sesin üstüne en ayık halinizi yerleştirir
bellek. bellek böyle namussuz bir
orospu çocuğudur işte. sizi
üçkâğıda getirmek için elinden
gelen her şeyi yapar. hepimiz
yanlış hatıralara sahibiz. öyle yaşanmadı onlar. hatıralarını
yazan ihtiyarları düşünün, kitabı
bitirdikleri zaman öleceklerini
bilirler, o yüzden bitiremezler bir
türlü, yaşamak için sallamayı
sürdürmeleri gerekir. onu aradım ve seni seviyorum
dedim. çarklar durdu, yargılama
bitti. hayatımda ilk kez çekip
gitmek istemiyorum. şimdi bile
utanıyorum söylediklerimden.
herkesin kalbinin çizildiği bir yer var. orada görünmez bir duvara
çarpıyorsun. daha öteye
gidemiyorsun. bütün dünyan o
çakıldığın yerden uzanabildiğin
yere kadar oluyor artık. benim
çakıldığım yer de o günlerde bir yerde işte. ama tam nerede
bilemiyorum. hiçbir zaman da
bilemeyeceğim bunu. orası beni
daha iyi bilecek.
sonra konuşalım dedi. sonra
konuştuk. hastanenin karşısındaki otoparkta.
otoparkın bir köşesini oto
yıkamacıya çevirmişlerdi diğer
köşesini çay bahçesine. çok
amaçlı grotesk bir yer. ne
konuştuğumuzu yazmayacağım. o kadar da değil. çünkü bunlar
özel şeyler. zaten ben hayatımı
anlatmak istemiyorum ki.
yaşadıklarımı düşünerek oradan
bir sonuca varmak istiyorum
sadece. sanırım demode bir yazarım. genellemeleri seviyorum
ve noktayı koyduktan sonra
ardımda iyi kötü bir anlam
bırakmak istiyorum. artık bunun
bir anlamı kalmadığını düşünsem
bile böyle yapıyorum. lanet olsun, öyle alıştım çünkü, nasıl
başlarsa öyle gider.
sonra yine zaman geçti. zaman
geçmesi önemli değildir. sanırım
bundan bahsetmiştik.o zamanlar
bir şeyleri reddetmeye ihtiyacım vardı ve sen tam bunun üstüne
geldin, dedi. o kadar iyiydin ki o
zaman. annem sanki bu yüzden
yedi ay daha yaşadı. ne demek
istediğimi sahiden anlıyor
musun? anlıyordum. iki karışlık mesafede, birbirimizi göremeden
uzanmıştık. kaç kişi olduğumuzu
bilemeden uzanmıştık o
karanlıkta, yanımızdaki ölülerle
beraber uzanmıştık. karanlıkta
nüfus sayımı şöyle yapılır. yaşayanlar bir sigara yakar. E.serbes
Lodoš
19 Kasım 2011 Cumartesi01:49:01
içinde bencillik olmayan hiçbir
mutluluk da yok. kimse kimseyi
mutlu edemez. mutluluk sadece
gasp edilebilir bir şey. hayatın
boyunca mutlu olduğun anları
toplasan, on beş yirmi dakikadan sonrası haksız kazanç gibi gelir."
"şimdiki aklım olsa öyle
yapmazdım. öyle yapmasaydım
da şimdiki aklım olmazdı. Emrah serbes
Lodoš
19 Kasım 2011 Cumartesi01:48:11
insan bir yerde doğdu mu oralı
olmuyor, o zamanlı oluyor daha
çok. memleketi o zaman oluyor.
doğduğumuz büyüdüğümüz
şehirdeki bütün değişimleri
hüzünle kaydetmemizin nedeni bu. hüzünlenmek için illa somut
bir yıkıma da gerek
yok. “eskiden bu okulun kapısı
paslıydı ne güzel,” diye
üzüldüğüm de oldu. konu
doğduğumuz yerin mazisi olunca asla vazgeçemeyeceğimiz
takıntılar var çünkü. renkler var,
sesler var, kokular var, binlerce
ıvır zıvır var. sonsuza kadar
yitirilmiş anlar var. insan
zamanını durdurmak istediği yere aittir. Emrah serbes
Lodoš
19 Kasım 2011 Cumartesi01:44:27
film şeridi
cenaze, hayatın post-
prodüksiyonudur. E's
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:36:43
"herkes kendi kabusunu görür. bir kabusu kabus yapan ondaki aktarılamayan noktalardır. başkasına anlattığın şey kabus değildir artık."

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:36:28
"yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. biraz tepeden, soğukkanlı bir zaviyeden bakınca göze hoş gelen bir görüntü aslında. kendi felaketinden bile zevk alabilirsin böylece. o felakette seni diğer insanlara bağlayan şeyi görürsün çünkü. bu durumda herkes suçlu olduğuna göre hiç kimsenin suçlu olamayacağını anlarsın. herkes birbirini yıkar. insana kim vurduya gitmek yakışır."

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:36:07
bu gezegende, iki insanın birbirlerine duydukları sevgi, bir terazide dengelenmiş midir hiç? eşitlik fikrine en çok âşıkken inanırız. çünkü en çok o zaman ihtiyaç duyarız.

emrah serbes
afilifilintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:35:53
"kurtuluş parkı’nda yaprak dökümü. hava açık. yıldızlar yere yakın. taş atsak bir ikisini düşürebiliriz. neden olmaz diye soruyorum. mutsuz oluruz diyorsun. herkes mutlu olacak diye bir kural yok biz de mutsuz olalım. birbirimizin yüzüne bakıyoruz. sanki az önce, orada bir yerde, kaybettiği anahtarlığı arar gibi."

emrah serbes
o gece
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:35:17
"sonrası biraz bulanık. başka bir şeyi ararken bulunan bir şey gibi. yarım kalmaya mecbur bir sevinç. elimizde bir bilet var ama ne tam ne öğrenciyiz. tanrım bu kare bulmacayı sen hazırlamışsındır umarım. çünkü çözemedikçe beni sinir eden şey, onu benim kadar günahkâr birinin hazırladığını düşünmek."

emrah serbes
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:34:47
"insan en az üç kişidir. kendisi, olmak istediği kişi ve aradaki farkta yaşayan üçüncü. en sahicisi de bu üçüncüdür. olmak istediğin kişiden kendini çıkardığında, aradaki farkta yaşayan kişidir en çok sana benzeyen. ne kendin kadar huzursuz ne de olmak istediğin kişi kadar hayalidir o. yine bu yüzden iki insanın birbirine âşık olması en az altı kişi arasında geçen bir hadisedir. hangi kişiliğinin hangi kişiliğe, hangi parçanın hangi parçaya özlem duyduğunu çözemediğinde, içmeyi unuttuğun sigara parmaklarını yakana kadar karşı duvara bakarsın."

emrah serbes
kapanış konuşması
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:34:09
"........

gün batıyordu neden diye sormuştun. ellerini tuttuysam uçuruma düşmemek içindi. güneşte ıslık çalan çocuklar içindi. aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi. kaybolan olursa elma diye bağırsın. ne çok şey konuşmuştuk orada ama yine sessiz çıkmışız. sonra albümü kapatıyorum zihnimde bambaşka bir fotoğraf. sanki hepsinin karıştığı bir an. onu da yazabilirdim ah böyle kıpırdayıp durmasan."

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:31:07
"elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor."

sen gittin ve herkes ölmeye başladı

emrah serbes
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:30:44
"sen gülünce ben de hemen gülüyorum. sen ağlayınca ben de hemen bir sigara yakıyorum. sen pazara çıkınca ben de en azından balkona çıkıyorum. sen bir şey sorunca biraz düşünüp cevap veriyorum ama çoğu zaman yine yanlış oluyor, kimi zamansa susarak boş bırakıyorum o soruyu. sen tartışmak isteyince bildiğim her şeyi unutuyorum. sen unuttun mu deyince zaten bildiğim bir şeyi tekrar hatırlıyorum. senin varlığın bana yapılmış enteresan bir şaka sanki. aslında ben hâlâ bu şakaya nasıl karşılık vermem gerektiğini arıyorum."

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:28:54
"buna rağmen ansızın berraklaştığı oluyor bulanık günlerin hâlâ soğuk biralar oluyor güzel kızlar oluyor. yağmurdan sonra saçlarını havluyla kurulaman gibi olmuyor tabii o kalibrede sevda görmedim. öptüm ama içime çekmedim."

sen gittin ve herkes ölmeye başladı

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:28:14
"bir sıkıntıyı anlatmak istedim. ama bir şeyi başka bir şeye benzetmekten başka bir şey gelmedi elimden. kaybettiği savaştan sonra yakıp yıkarak geri çekilen ordular gibi. mağlup olduğu oranda zalim. trajik hatamız: kendimizle ilgilenmeye alıştık, başka bir şeyle ilgilenemiyoruz artık. sen çocuk yap kurtul istersen bu dertten bana da bir bira söyle giderken."

emrah serbes
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:27:50
"...yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum. spermden mezara kadar. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. yalan mı söylüyorum yine, olsun. sen biliyorsun nasılsa. bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı."

emrah serbes
afili filintalar
Fulya CODAL
9 Kasım 2011 Çarşamba23:26:46
"bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz."


E. Serbes
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL