Lodoš
5 Kasım 2011 Cumartesi16:06:47
Destansı bir adamdı Ahmet Kaya...
Rasim Ozan Kütahyalı - 22.11.2008 Ahmet Kaya bu ülkenin sürgünde ölen
evlatlarından biriydi... Vefatından evvel
doğduğu topraklara bir daha
dönememe ihtimali kafasını sürekli
meşgul ediyor, kalbini sürekli
sıkıştırıyordu. Bu sürekli sıkıntı ve daraltı hali bu koca adamı bir an, boş
bir zamanında yakaladı ve geçirdiği
kalp krizi sonucu Ahmet Kaya
aramızdan ayrıldı... 8 yıl oldu... Ahmet Kaya, bu ülkenin genel
toplumsal tarihi bakımından da
gerçekten eşsiz bir isim... Politik olarak
da, bu ülkenin sol tarihinin ürettiği,
belki de toplumsal kapsayıcılığı en
yüksek olan isim... Ahmet Kaya, sol içinden çıkan diğer
sanatsal figürler gibi sadece belli bir
cemaat nazarında sevilen ve dinlenen
biri değildi. Kaya’ya en karşıt
pozisyonda olan insanlar bile açık ya
da gizli biçimde Ahmet Kaya müziğini dinlerler ve Kaya’nın coşkun ve
destansı üslubundan etkilenirlerdi...
Hemen her sene dur duraksız çıkardığı
albümlerin, her seferinde milyonlarca
satması bir tesadüf değildi. Ülkücü
hareket içinde önemli mevkilerde bulunmuş bir isim bana bizzat “Bizim
hareket içinde kimse birbirine itiraf
etmez ama en çok dinlenenlerden biri
Ahmet Kaya’dır. Çoğu ülkücü genç
Kaya’nın şarkılarını ezbere bilir”
demişti... Öte yandan Ahmet Kaya “Müziğini
seviyorum ama görüşlerine karşıyım”
gibi bir cümleyle geçiştirilecek biri de
değil. Bu Kaya’nın gizli hayranları için
tipik bir kendini kandırma cümlesi...
Kaya’yı duruşundan, tavırlarından ve üslubundan ayırmak mümkün değil.
Kaya’nın şarkıları o genel Ahmet Kaya
duruşunun tamamlayıcı bir
parçasından ibaret... Ahmet Kaya
şarkılarını Türklerin, Kürtlerin,
Alevilerin, Sünnilerin, gayrımüslimlerin, dindarların yani herkesin dinleyip
sevmesinin temel nedeni Kaya’nın
yalın ama bir o kadar da sahici
isyanıdır bence... Bu sahici isyanı bu
toprakların hemen her insanı
yüreğinin bir yerlerinde taşıyor... Kaya, sözleri ve ezgileriyle yüreklere
dokunabilen ve bu ülke insanlarının
gizlenmiş isyanını açığa çıkartabilen bir
adamdı... Aslında Ahmet Kaya’nın görüşleri diye
bir şey de yok. Kaya esasen
duyarlılıkları ve hissettikleri olan bir
adamdı... Bu hisleri ve duyarlılıkları
taşkın ve coşkun bir dille ama asla
yapaylığa düşmeden şarkılarıyla ifade eden biriydi... Ahmet Kaya’nın kalpleri
fethetmiş, herkesçe bilinen hiçbir
parçasında Türk sol literatürüne hep
hâkim olmuş yapay ve yavan dil
yoktur. O dille şarkı yapanlar zaten
sadece belli bir cemaat içinde dinleniyor. Türkiye’nin büyük
çoğunluğu tarafından bu yapaylık
anında reddediliyor... Özünde
statükoculuk olan o sahte isyan
bugün artık kendine solcu diyen
birçok insanı da kapsayamıyor... Ahmet Kaya ise ömründe “herkesi
kapsayayım” diye asla düşünmemiş,
inandığı ve hissettiği şeyleri her zaman
ve zeminde yüksek sesle ifade etmiş
bir adamdı... Bu sebeple en
yakınındakilerin bile çok tepkisini çekmiş, fakat böyle hiç kimseye
yaranma derdinde olmayan tavırlar
koya koya herkesin gözünde
kahramanlaşmış bir adamdı... Eyyam
yapmak, diplomatça davranmak
Kaya’nın kitabında yoktu gerçekten... 28 Şubat askerî darbesinin en boğucu
günlerinde kanal kanal gezip dindar
kızların özgürlüklerini herkese karşı
savunmuştu. Adına sol çevreler denen
o kasttan akıl almaz tepkiler aldığı
halde susmamış, her gittiği yerde yüreğini acıtan yasaklara ve baskılara
karşı tam bir Ahmet Kaya üslubuyla
konuşmuştu... Öcalan’ın yakalanma
sürecinde, aşırı milliyetçilik
histerilerinin tavan yaptığı günlerde,
tüm medya ordayken “Bu albümümde Kürtçe şarkı söyleyeceğim” diye
haykırmıştı... “Her zaman bu ülkenin
halklarının kardeşliğini ve bölünmez
bütünlüğünü savundum. Ama Kürt
realitesini de bu ülke tanımak
zorundadır. Bunu her zaman söyleyeceğim” diye konuştuğu sırada,
başının üstünden çatallar, kaşıklar ve
bilumum iğrenç bağırtılar
uçuşuyordu... Sürgüne gitmek zorunda kaldığı
Avrupa’da konserler verirken,
PKK’lilere her zaman silah bırakma
çağrısı yapan, “Vallahi biz barışı
özledik” diyen de Ahmet Kaya’ydı...
Montajlarla, hilelerle Kaya’nın bu Avrupa konserleri bir
dezenformasyon aracı olarak
kullanıldı. Kitleler Kaya’ya karşı
manipüle edilmek istendi... Ahmet
Kaya, içinden geldiği gibi davranan,
kendine uzanan ellere her zaman düşünmeden dost elini uzatan bir
adamdı... Başkalarının bu durumu
manipüle edip etmeyeceği hiçbir
zaman umuru olmuyordu. Zamanında
televizyon programı yaparken de
“dinci sermaye” diye yaftalanan bir firmayla ortak iş yapmaktan, ülkücü
hareketin içinden meşhur bir konuğu
ağırlamaktan çekinmemişti... Tüm hayatına ve şarkılarına sinmiş bu
hakikilik, bu içtenlik ve her şeyden
önemlisi bu vicdanlı duruş sebebiyle
Ahmet Kaya her zaman hatırlanacak,
her zaman dinlenecek... Bu ülkenin en
zor ve boğucu zamanlarında hayatları daraltılan her kesimden yurttaşımıza
tavırlarıyla ve şarkılarıyla sahip çıkan
bir adamdı Ahmet Kaya... Bahtiyar’ların
Nazlıcan’ların en dar vakitlerinde en
çok güvendikleri adamdı... Destansı bir
coşkunun, sahici bir isyanın adamıydı... Bu ülke seni çok özlüyor
Ahmet Kaya...Sanırım bu yazı ahmet kaya'yı en iyi anlatan yazılardan biridir burda çok güzel duracağını düşündüm...