„Korkuyorlar Kiraz Aðacý’m(*)
korkuyorlar,
içlerinde kaybetmenin acý korkusu var.
Vurdum-duymaz, belkide kara-cahil,
ama üniversite okumuþ modern erkekler dahil,
en aydýnýnýn, en demokratýnýn içinde bile
güç ve hak kaybetme
zayýf olma telaþý var;
K-o-r-k-u d-a-ð-l-a-r-ý y-ý-k-a-r-!
Doðada çiçekler çeþit-çeþit,
kokularý deðiþik,
herbirinin adý baþka,
-yalnýz armut mu ki meyva?-
herbiri ayrý tadda
vede baþka renkte,
bence sorun ahenk ve eþitlikte!
Cinsiyet iki çeþitmiþ,
-diyelim ki bu doðru-
yarýmýz diðerine eþmiþ,
peki þimdi ne oldu?
Demekki kadýn benim yarým,
üstelik beni tamamlayaným!
" Ayýrmak olurmu
güzeli, eþiti ve doðruyu
birbirinden?"
dedim içimden.“
“Seher yeli yar gözünden,
havadaki kuþ izinden,
geceleyin gök yüzünden caným
güneþ topla benim için.”
„Dört diyara haber ileterek,
sonunda zafere ulaþýlacaðýmýzý kesinlikle bilerek;
Leylak daireli çerçeveler içinden
gece-gündüz demeden
ÝSTANBUL SÖZLEÞMESÝ YAÞATIR!“ yazýlý
erkek, kadýn ve kýzlý
dostlarimla güneþ topluyorum sosyal medyada
karanlýkta!
Ama arkadaþ sayým
500’ü aþtý!
Yaptýðýmýn „doðru-olup-olmadýðýný“
Þimdi düþünmeye baþladým
Kiraz Aðacý’m.
Bilim adamlarýndan biri;
„Yürümek, dengeli bir düþüþtür!“ demiþ
vede eklemiþ;
„Düþe-kalka yürüyerek
kurarýz dengemizi“
Ýlkin yere yüz üstü dönerek,
karýn üstü-yarým gövde doðrulmak,
sonra emeklemek dört-ayak,
kýç üstü düþsede yýlmadan
yeniden ayaða kalkan insan,
bir yerlere tutunarak
yan-yan sýralayacak,
býraksa bile kýsa bir an ellerini,
düþse bile,
yýlmadan yerinden kalkacak yine,
böylece öðrenecek baðýmsýzca yürümeyi.
Bende bu düþe-kalka
baðýmsýz olma yarýþýna
Sosyal Medyada arkadaþ toplamaya baþadým
Kiraz Aðacý’m.
„Kafa dengi arkadaþ bulmak,
buldunmu onu korumak“
bilirim
zor bir meseledir.
Ama konu „ÝSTANBUL SÖZLEÞMESÝ“ oldumu,
sorun hiçte öðle deðil!
Çünki sanal olarak;
Zevkle kurulmuþ bir sofraya kurulmak,
inan çok keyiflidir.
Yemek, þiir, fýkra, pasta, börek ziyafetine konuk olmak
emsalsiz bir þeydir!
Göz bebeklerinden mutluluk akan gençlik fotoraflarý,
kâh doðum, kâh ölüm, kâh aný kartlarý,
kedisi, kuþu, çiçeðiyle,
mezesi, rakýsý ve unutulmuþ bir þarkýsý eþliðinde
ölesiye doymak,
gülesiye var olmak,
kâh düþünen-kâh kýzan,
küfreden, karþý çýkan
yalnýzlýklarý ekranda paylaþmak,
kucak-baðýr açarak, dosthane kollarla
sarýlýp-kucaklaþmak…
Bu dost, bu akraba,
bu fýkra, bu hatýra,
bu sanal dünya, bu engin deniz
biziz!
Sana bu þiirim
soyut yani anlamsýz gelecektir bilirim,
Günün birinde bil ki;
ÝSTANBUL SÖZLEÞMESÝ
Somut bir ispat olarak
„Geceliyin gökyüzünden günes toplayarak"
baþarýya ulaþacaktýr mutlak!
Büyük-küçük, akýllý-cahil, zengin-fakir,
yaþlý-genç ve kadýn-erkek
gibi farklý olmalarý bence önemli deðildir!
Önemli olan insanýn; Köklü bir aðaç olduðunu farkederek,
bu kökün dal, yaprak ve meyvalarý olduðunu bilmesidir sanýrým,
Kiraz Aðacý’m.