Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan, hizmetçi arıyor demektir. CENAP ŞAHABETT
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

MAÇO ERKEKLER

MAÇO ERKEKLER

Erkekliğin kitabını yazmakla övünürler ama alımlı, bakımlı, ağzı laf yapan bir kadın gördüler mi dut yemiş bülbüle dönerler. Onların yelpazesi oldukça geniştir. Layla’da da, köyde de rastlayabilirsiniz. Bazıları için bu hayatın olağan bir sonucudur. Bazıları için yaşam felsefesidir.

Bir maço erkeğin özellikleri nelerdir derseniz, bu konuda değişik rivayetler dolaşmakla birlikte bazı temel aksesuarlarından onları tanıyabilirisiniz. Yelek, tespih, briyantinli saçlar, mutlaka beyaz çorap, bazen siyah takım ve siyah gömlek, tek omuzu eğik yürümek, az konuşmak, kadınına asla seni seviyorum dememek, mutlaka bir dost tutmak, para lafı etmemek, racon sahibi olmak… Bu liste böyle uzayıp gider. Ama maço kelimesinin temelinde kadına bağımlı olmamak yatar.

Bir maço erkeğe yapılacak en büyük hakaret, onun hayat arkadaşına bağımlı olduğunu söylemektir. O sokakta eşi ile dolaşmaz. El ele tutuşmaz. Alış verişe çıkmaz. Sadece bayramlarda, düğünlerde, cenazelerde, oğlanın askere gönderirken, kız istemeye giderken, onları eşiyle bir arada görürsünüz.

Maçoluk erkeğe ne kazandırır. Sadece yalnızlık. Bomboş geçen bir evlilik hayatı. Sessiz ve ıssız evler. Soğuk ve durgun evlatlar. Arzuları, sevinçleri içine gömülmüş kadınlar. Çatık kaşlar, gülmeyen yüzler, ağlamayı unutmuş gözler.

Bu hayat yaşanır mı? Maalesef yaşanıyor. Hem de ülkemizde. Erkeklerimiz maçolukla kendilerini ifade edebiliyorlar. Onların ağzından laf çıkmaması çok derin oldukları anlamına da gelmez. Bu maçoluk egemen düzenin baskısını absorbe edebilmek için, yani hazmedebilmek için Türk erkeğinin sığındığı bir kurumdur. Türk erkeği aslında özgürdür.

Ama evinin ekmeğini eve götürmek için sermaye sahibinin karşısında boyun bükmek ve bunun acısını hissetmemek için önce kendine, sonra çevresine, sonra ailesine karşı oluşturduğu bir sistemdir. Maço erkek evde oturmaz, Kahvede oturur. Maço erkek rakı içer, maço erkek kağıt oynar, maço erkek hamama gider, maço erkek berbere traş olur, maço erkek maça gider, altılı oynar… Yani dışa dönüktür maço erkek. Çünkü ekmeğini kazanmak için başkasına muhtaç olma durumunun yarattığı travmayı başka türlü atmayı bilmez.

Düzene, oyunun kurallarına ancak bu şekilde karşı kor.

Maço erkek kimdir? İşte değişik kişilerin maço erkek tanımları.

“Annenin yanına tatile gidemezsin diyen erkeklerdir.”

“Laftan anlamayan erkeklerdir. Kendilerini dünyanın en mantıklı ve en zeki insanları sanıp, kızların onları anlayacak kadar zeki olmadığını düşünürler. Karşılarındaki insanı asla dinlemezler.”

“Bünyeden ve ruhtan uzak tutulması gereken erkek türüdür.”

“Batılı eğitimine rağmen, geleneksel Anadolu kültürünün izlerini taşıyan güçlü bir erkek. Ailesini, kadınlarını kollayan, onlara kol kanat geren erkek. Kıskanç tavırlarıyla doğulu, karısı için hazırladığı sürprizlerle batılı erkek. Kıro değil, eğitimli, görgülü, bilgili, caz dinleyen, rizotto yiyen erkek. Dibine kadar sadık, karısından daha tutkulu erkek. Klasik esmer Türk erkeği fiziği, batılı şık giyim tarzı, Anadolu görgüsü, batı entelektüelizminin sentezi bir erkek. Asarım, keserim’ demeyen, gerekirse yapan ağır erkek. Hem sert, hem duygusal, hem de kibirli erkek.”

“Çoğu aynı zamanda homofobik de olan erkeklerdir. Hem şiddetli derecede maço hem de homofobik olmaları bu tip erkeklerin gizli gay olma ihtimallerini yükseltir.”

“insanın sınırlarını zorlayan, baskılarıyla ve anlayışsızlıklarıyla en sakin insana bile cinnet geçirtebilecek kapasiteye sahip erkek cinsidir. Her zaman her şeyi en iyi kendileri bilirler. Sevgililerini zor durumda bırakıp yalan söylemeye mecbur ederler. Tek amaçları egolarını tatmin etmektir.”

Peki maço erkekleri kadınlar sever mi? Evet maço erkekleri seven kadınlarda vardır.

“Aslında maço erkek seven kadın mevzusu ezelden beri var olan birşey. Kadının özünde var bu, belki de genlerine işlemiş artık maço erkekten hoşlanma. Burda maço erkek derken belirtmek gereken bir nokta var. Hiçbir kadın kendini döven, yerin dibine sokan, astığım astık kestiğim kestik bir tipten hoşlanmaz, Hoşlandım diyen de yalanı basmış demektir. Kadınların kullandığı maço tabiri genel olarak sert görünen ama aslında özünde kedi yavrusu barındıran erkektir. Kadınların genel olarak esmer, kara kaşlı, kara gözlü erkek tipindeki erkeklerden hoşlanma nedeni, sert erkek olan maço erkek tipini simgelemesidir.

Aslında ezelden beri var dediğimiz bu maço erkek sevdasının son zamanlarda bu kadar çok pörtlemesinin nedeni kaka televizyon denen kara kutudur. Asmalı konak ile sert ama üç saat kısık ateşte pişip, lokum gibi olmuş, kuşbaşı et misali yüreğe sahip olan Seymen Ağa sayesinde oldu. Sonrasında vadiden fırlayan kurtlardan biri, bu sevdayı pekiştirdi ki bahsi geçen bu şahıs sayesinde, erkeklerinde maço erkek tipinden hoşlandıklarını görmüş olduk.

Neticede mevzuyu sonlandırmak gerekirse; evet kadınlar daha yumuşak, kıskanıp kıskanmadıkları belli olmayan anlayışlı sevgili yerine, maço, sert, elini tuttuğu insanı kıskandığını belli eden erkeklerden hoşlanır. Ama dikkatinizi celb ederim ki sevgili olarak tercih eder bu erkekleri.”

İşte vatandaşın gözünden kadınların maço erkekleri sevmelerinin diğer nedenleri…

“Aslında çok derinlerde bir yerde bile olsa kadınların çoğunun dahil olduğu gruptur. Ne de olsa ve her ne kadar asla ikrar edilmese de her kızın içinde bir Kezban, her erkeğin içinde bir deli yürek yatar.”

“Bu güne kadar maço bir erkekle çıkıp hayatını karartmamış kadındır. Eee sahip olunmayan şey güzel geliyordur. Ha bugüne kadar çıktığı herkes maçoysa ve kadınımız hala maço erkekte ısrar ediyorsa, söz konusu hanım kızımızın çocukluğuna inmek gerekir. Elbette burda bahsi geçen maçoluk kavramına değinmek lazım. Sevdiği kadını sahiplenen, onun sorunlarıyla ilgilenen, yaralarını saran, kadının çevresinde akbaba gibi dolanan erkeklere gözdağı veren mert yürekli bir adama maço denmez.

Maço erkek genel hatlarıyla; kadının peşinde dolananlar yüzünden kadının bir suçu olmasa bile kadını sorumlu tutup yıpratan, kadının giyimine, makyajına, iş arkadaşına karşı tutumuna karışan, didikleyen, kaybetmekten korkmadan kadına afra tafra yapan, azarlayan, hatta belki el kaldıran, kıskançlık yapmayı sevgi gösterisi sanan, kadınını bir yere salmayan, kadının hayatında hüküm sürmeyi kendisine hak gören, rahatsız, suratsız, kabadayı gibi davranan, yeryüzünden kazınması gereken erkektir.


Bu tavırlardan hoşlanan kadının da ciddi incelenmesi gerekir. Çok ilgisiz kalmış, sevilmemiş, hep aldatılmış kadınlarda maço erkek saplantısı görülebiliyor, evet. Ama maço erkek de, eline geçen ilk fırsatta aldatacaktır. Çünkü maço kaidelerine göre o erkektir, ona her şey haktır.”

“Günümüzde erkeklerin de kaşlarını aldırıp, pudra sürmesi, gömlek düğmelerini göbeklerine kadar açıp kılsız bağırlarıyla gezinmesi, kadından çok takı takıp, serçe parmaklarını kaldırıp fincan tutmalarıyla kadınların daha erkeksi erkeklere yönelmeleridir. Çok doğal. Sokakta yanındaki kadına laf atan serseri topluluğuna dönüp ayol ayıp oluyor diyip hayatım aynan var mı kaşlarım uzamış yine diyen bir erkeğin yanında kendini güvende hissedebilecek kadın yoktur. Kadın tek başına güçsüz müdür? Değildir; ama erkekliğin şanına inanmak ister. Yanında, güçlü kollarıyla sarıp sarmalanacak kadınlığını hissettirecek birini ister. Aynı kuaför salonunda birlikte fön çektirecek bir erkeği değil. Onu kız arkadaşlarıyla yapıyor zaten.”

“Benim fikrime göre boş beleş kadınlardır maço erkekleri seven kadınlar. Tabi özgüveni olmayan daha yerinde bir tabir olabilir. Neyse efendim gelgelelim böyle düşünen ben, lanet bir kanalın lanet bir haber bülteninde ’kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır’ konusu altında maçolardan hoşlanan güruh olarak çekilip haberlerde yayınlanmışım. Şöyle ki günlerden bir gün Taksimde sevdiceğim ile yürürken bir kamera görüp aval aval baktım. Evet bunu yaptım. Aradan geçen günler sonra bir telefon aldım. Haberlerde çıktığımız söylendi. Akşam saat yediye vurduğunda bahsedilen kanalı korku içinde açtım.

Dediğim gibi konu ’kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır’ idi. birkaç tip gösterip birkaç insanla konuşuldaktan sonra o laanet spiker hatun ’bazılarıysa maço sever’ dedi ve bunu derken kamerada bir adet zavallı ben ve yanımda sakallarından dolayı maço olduğu fikrine kaptırıp beni rezil eden sevgilim duruyordu. Ve yine ben aval aval bakıyordum. Bir de ilişkimizden kimsenin haberi yokken 70 milyona afişe olmuştuk. Neyse. direk televizyonu kapatıp odama kapandım. akşama yakın bir arkadaşım aradı. anlattığına göre televizyonda bizi kardeşi görmüş ve şöyle bağırmış:
-Ablaaa misty abla ve maço sevgilisi televizyona çıktı!”

“Kesinlikle eziktirler. Kendilerine güvensizliklerinden kendileri adına karar verecek, kendilerini koruyacak birisine ihtiyaç duyarlar. Hayatlarının iplerini bu komik adamlara teslim ederler. Normal şartlarda bir kadının ne kendisi adına karar verilmesine, ne de birinin onu korumasına ihtiyacı vardır.

Bir erkeğin yanında kimi zaman bir çocuk gibi görünüyor olmamız, fiziksel erkeklerle aynı güçte olmamamız kendimizi koruyamayacağız anlamına gelmez. Sonuçta ne vahşi bir ormanda, ne de dağ başında yaşıyoruz.

İlkel çağlarda kadınların, kendilerine yemek bulması ve vahşi hayvanlardan koruması için fiziksel olarak güçlü erkekleri tercih etmesinden geliyor bu güdü diyeceğim ama hayır. Öyle değil. güç ile maçoluk kavramı birbirinden çok farklı. Bir kutu biber gazıyla ben bir tanesini indirebilirim.

Konu kıskanmaya gelince, kıskanmak, sevdiğinizi başkasıyla paylaşamamak bunlar normal duygular olmakla birlikte, kıskançlığınız nedeniyle bir insanın hayatını kısıtlıyorsanız bu işkenceye girer. Sağlıklı bir kadın bir kısıtlama da sussa, taş çatlasa üçüncü de çeker gider. Sonuç olarak normal şartlarda maço bir erkeğin kadınlar tarafından tercih edilebilir olma ihtimali minimum düzeyde. Ama ülkem insanı normal şartlarda olmadığı için görülebilme ihtimali yüksek bir durumdur. acınılası bir durumdur.”

Peki maço erkekleri yol getirmenin imkanı yok mudur? Olmaz olur mu? Hem de nasıl işte birkaç ipucu…

“Sevgilinizin içindeki ‘sevgi’ düğmesine basma zamanı geldi. İşte erkeklerin ağzından etkilendikleri davranışlar, romantik itiraflar. Sevgiliniz günün 24 saati sizinle ilgilenmeyebilir. Fakat onun ilgisini daha uzun süre üzerinizde tutmak elinizde. Bazı basit hareketler sevgilinizin içindeki ‘sevgi’ düğmesine basmasını sağlayabilir. Bu konuyla ilgili daha fazla birşey söylemeden kız arkadaşlarından etkilenen erkeklerin verdiği örneklere geçelim ne dersiniz?

Bir gün yolda yürürken en sevdiğim grubun gitaristini gördük. Ben hayranı olduğum bu adamın imzalı resmini istemeye utandım. Fakat kız arkadaşım ne yaptı biliyor musunuz? Hemen bir kağıt parçası bulup adamın peşinden gitti ve benim için onun imzasını aldı!

Bir keresinde daha önce başıma gelen bir olayı anlatmaya başladım ve kız arkadaşım beni susturup, ’Ondan sonra da ağaçtan düştün ve bacağına 10 dikiş atıldı’ dedi. Benim hakkımda her şeyi biliyordu ve ben bundan çok etkilenmiştim.

Çıktığım kızlar ‚en sevdiğim yazarın Gabriel Garcia Marquez olduğunu bilir. Şu an beraber olduğum kız arkadaşım onlardan farklı birşey yaparak Marquez’in birkaç kitabını okudu. Şimdi onun kitapları üzerine tartışabiliyoruz. Sanırım hayatımın aşkını buldum!

Sinemada film izlerken birdenbire eğilip yanağımdan öpüyor. Buna bayılıyorum’.

Sevgilime bir keresinde kakaolu keki çok sevdiğimi söylemiştim. Birkaç hafta sonra bana harika bir kek yaptı.

Eve çok yorgun geldiğim zamanlarda kız arkadaşım vücuduma masaj yapıyor. Bunun cinsellikle ilgisi yok. Sadece benimle ilgilendiğini görmek hoşuma gidiyor.

Bazen kız arkadaşım beni köpüklü bir banyonun içinde karşılıyor. Bu çok hoşuma gidiyor.

Kışın ortasında denize girmek en büyük hayalim. Eski kız arkadaşlarım bunu duyduklarında bana ‘büyü artık’ derlerdi. Şimdiki kız arkadaşımsa ne kadar özgür bir ruha sahip olduğumu söylüyor ve bu çok hoşuma gidiyor.”

Maço erkekler her an her yerde karşımıza çıkabilir. Hatta o çok kibar olarak bildiğin erkek arkadaşın bile bir anda maçolaşabilir. Ne de olsa her erkeğin içinde biraz maçoluk var! Uzak durman gereken profilse her hareketiyle maçoluğunu ortaya koyan erkekler… Bu erkekler genellikle erkek arkadaşlarıyla takılır, fazlasıyla dayılanır, futbol maçlarını kaçırmazlar. Küfür etmek kişilikleriyle özdeşleşmiştir. Kibar olmak onların asla başaramayacakları bir özelliktir. Maço erkekler giyimine, hareketlerine, makyajına, arkadaş ilişkilerine, kısaca her şeyine karışır. Sana kısıtlamalar getirir ve sürekli kendisine hizmet etmeni bekler. İlk günlerde bu hareketlerine göz yumabilirsin ama kısa süre sonra seni rahatsız etmeye başlar. Ayrıca seni eve kapatıp, kendisi çapkınlık yapabilir!

İşin ilginç yanı maço erkekleri konu alan dizilerde televizyonlarda çok izleniyor. İşte bunun nedenlerini inceleyen birkaç söz.

“Son birkaç yıldır televizyon ekranlarında, gazete manşetlerinde sıkça boy gösteren bir konu var: Maço erkekler, aşiret kültürü, kabadayılık. Gözden kaçmayacak kadar çok abartılan bu diziler (Deli Yürek, Asmalı Konak, Berivan, Azad..) bize yansıtıldığı gibi gerçekten çok mu talep görüyor? Görüyorsa hangi temeller üzerine oturmuş? Televizyona ne oldu da aşireti keşfetti?

Talep görme unsurundan başlayacak olursak, puşili yerli dizilerimizin reyting rekortmeni oldu. Uzmanlar eli silahlı, mert, namuslu, haksızların karşısında yer alan kabadayılarımızı ya da farklı alana taşınmış ağalarımızı nasıl açıklıyorlar?

Sosyologlara göre, kabadayılık ” ben merkezli ” bir temele dayanıyor. Garip değil mi? Bu kadar kamu yararı düşkünü mert delikanlılarımız nasıl olur da egoist olurlar? Çocukluk döneminde yeterince ilgi görememiş, bunun yanında ailenin ekonomik problemlerinden de bir çocuk olarak payını fazlasıyla almış olanlar, genç yaşlarında toplumdan intikam almayı isteyip, bir bedel ödetme gayretine giriyorlar. Aslında bu bir davranış bozukluğu.

Bizi ilgilendiren yanı özde bu değil. Medya buna neden destek çıkıyor? Sermayesine ne çeşit bir rant getiriyor? Kabadayılığın toplumsal normları tehdit edici olması gibi ürkütücü bir yanı varken, medya toplumsal normları yıkmak mı istiyor? Bu bir devlete karşı çıkış mı yoksa rant kavgası mı?

Şiddetin ekranlarda bu kadar çok artmasına izleyici çok da tepkisiz değil. Sayıca az olsalar da RTÜK’ ün 178 ALO RTÜK hattına bedensel şiddet için 256, sözel şiddet için de 143 adet olmak üzere toplam 399 başvuru gelmiş. Konu başlıkları şöyle:
Dizilerdeki mafya ve çete gibi kanun dışı ilişkiler birer güç belirtisi gibi gösterilip, özellikle çocuk ve gençlerimiz üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Televizyonlardaki haber bültenlerinde şiddetle ilgili konular çok sık ekranlara gelmektedir. Dizi ve filmlerde şiddet unsuru aşırı kullanılmaktadır. Televizyon kuruluşları programlarındaki şiddet öğesine karşı önlem almalıdır. Medyada yer alan şiddet görüntüleri toplumsal barışın tehlikeye düşmesine neden olabilir. Televizyonlardaki film ve dizilerde kabadayılık gibi kanun dışı güç odaklarının haksız kazançlarla ilgili özendirici olabileceği unutulmamalıdır. Hukuk yerine mafyanın üstünlüğünün anlatıldığı unutulmamalıdır.

Bu başlıklara bakıldığında akılda tutulması gereken iki nokta var: Haksız kazanç ve hukuk yerine mafyanın üstünlüğü! Eğer televizyon dizilerinin bu ölçüde bir ahlak yıkımı aracı olduklarını düşünüyorsak sistematik davranıp, bu türlerin ortaya çıkışına olanak veren, onları ortaya atan ya da kanalında gösteren iktidar sahiplerine bakmamız gerekmez mi?
Toplumda sosyolojik ya da psikolojik etmenli bir çok bozukluk doğması toplumsal varlıklar olan biz insan doğasına aykırı değil. Olabilir ve düzeltilmesine çalışılabilir.

Ancak asıl buz dağının ardındaki sorun, medya örgütlerinin başında bulunan insanların neden bu türe bu kadar yatırım yaptıkları. Bir ayağı reyting desek bile bu çok kısır bir neden olur herhalde.

İnsanın aklına kabadayılık ile hukuk karşıtlığı ya da toplumsal normlarda çöküntü gibi korkutucu gelişmeler geliyorsa bu ” örgütlü suç, medyanın parçası mı? ” sorusunu da akla getiriyor. Ortaya atılabilecek birçok tez var. İşadamı görüntüsünde yer etmiş olan birçok baba (!) - çağdaş kabadayı denilebilir - kamuoyunu baskı altında tutabilmek adına medya ile yakın temas içindeler. Güçlü olmak için artık bellerine sadece silahlarını takmaları yeterli değil. Kullandıkları araçlar farklılaştı.

Paparazzi olarak tanımlananlar, neden herkesin özel hayatını bıkkınlık getirecek derecede irdelemede azim gösterirken, gerçek kabadayılara bu kadar sıcak davranmıyorlar. Güzel mankenlerimiz hakkında öğrendiğimiz tüm gereksiz ayrıntıları bu elit (!) yer altı dünyası için de kullanmaları, onların yaşantılarını da merak etmeleri gerekmez miydi? Şu ana dek hangisinin adını ” Bu akşam şurda ile yemekteydi?” diye basit bir olayda duydunuz? Bu elekten geçirilmişlik, saman altı bir birlikteliğe gidiyor olamaz mı?
Sonuçta iki alan da sermayenin koruması altındadır. Bazı suçlar tek başına işlenmez!

Organize suçlar denilenleri de budur zaten. Medya bu örgüt dairesinin neresinde? Devlet bu örgütün neresinde? Bugün medyanın siyasi kulvardan uzak olmadığını açıkça söylemişsek, mafya ve siyaset işbirliği de ne yazık ki kulaklarımızı tırmalamıyorsa, bu üç ayağı aynı kefeye oturtabiliriz.

Türkiye’ de 80’li yıllardan itibaren köşeyi dönme politikaları revaçta. Kara paranın yapılan ihracatlarla o yıllardan itibaren yoğunluklu olarak aklanmaya çalışıldığını biliyoruz. Medya bazı dönemlerde Susurluk’ da olduğu gibi üzerine düşen vatani görevi alnının akıyla yaptıysa da kullandığı kodlara diziler de dahil olmak üzere çok daha fazla dikkat etmeli. Serdar Turgut, 5 Kasım’ daki yazısında buna gönderme yapıyor:

1990lı yıllarda Türkiye demokratik süreçler dışında kalan mekanizmalar tarafından yönetilmeye çalışıldı. Demokratik süreçler dışı yönetim ” kavramı içine, mafya da dahil olmak üzere her şey girebilir. Türkiye’ de ekonominin kaynağı bir dönem nerelerden akmıştı?”

Serdar TURGUT’un maço erkeklerle ilgili tespitleri de hayli ilginç…

“Hürriyet gazetesinde yazmaya başladığım ilk aylarda çok ilginç bir mektup almıştım.
’Serdar Bey ben sizin soft fetişleri olan ve soft bir kadın hakimiyetinden haz alan bir insan olduğunuzu düşünmüyorum’ diyordu yazan kadın ilk satırında.

Gayet tabii ki ilgimi çekmeyi başarmıştı bu açılış cümlesiyle. Her gün gelen yüzlerce mektup arasında bir tek onu sonuna kadar okumuştum ve içeriğini hala hatırlıyorum, çünkü yazanın izini de sürmüştüm. Kadın ’Ben bu erotik fanteziyi anlıyorum ve pratiğini de yapıyorum. İster inanın isterseniz inanmayın yüzlerce erkek kölem de oldu’ diyordu. Daha birçok teferruat vardı mektupta. En altta da bir telefon ve açık imza bulunuyordu.Acaba aramak doğru olur mu diye ciddi bir şekilde düşündüm ve bir saniye kadar sonra çevirdim numarayı.

Mektubun içeriği hakkında konuştuk ve beni iyi analiz etmiş olduğunu söyledim ona. Zaten nasıl analiz etmesindi ki; o zamanlar bu tür konuları gazetede açıkça yazıyordum. Sonunda adresini verdi ve görüşmek istediğini söyledi.

Yeri anlatmayacağım, sonra bir sorun çıkmasın diye.Neyse yakında bir dişçi randevum vardı, biraz erkenden gittim bölgeye ve kadının evine de uğradım. Uygulaması içinde olduğu cinsel fantezi üzerine konuştuk. Bana ’Serdar Bey şimdi siz bu tür fantezinin daha çok ancak, üst gelir grubu ve Batı’yı bilen insanlar arasında yaygın olacağını düşünüyorsunuzdur değil mi?’ dedi.

Evet’ dedim. ’Öyle değil mi ki?’ Kadın ’Ben de pratiğine girmeden önce aynen öyle düşünüyordum sonra bir de baktım hemen her gelir düzeyindeki erkekte çok yaygın bu fetiş ve hatta fakir diye kategorize edebileceğiniz gruptan da çok ilgi var’ dedi. Konunun bu yönü çok ilgimi çekmişti çünkü hakikaten beklemediğim bir gelişmeydi bu. Çünkü ben fetişler ve seks oyunları gibi konuların ancak daha çok Batı’yı bilen Batı yaşam tarzını yaşamış insanlarda olabileceğini düşünüyordum. Bir tür önyargı da diyebilirsiniz buna.
Sonra kadın beni daha da şaşırtan bir detay da ekledi:’Biliyor musunuz benim şu anda Kıbrıs’ta er olarak askerlik yapmakta olan bir kölem var. Adam sadece bir defa ayağımı öpebilmek için sık sık firar edip İstanbul’a geliyor ve sonra gidip kışlasına teslim oluyor.’Neyse dişçinin vakti gelmişti. Ben teşekkür ederek kalktım.

Malum her şeyi anlatmak zorundayım ya bu olayı da Rana’ya anlattığımda gayet sakin bir şekilde ’Peki sen bir şeyler yapmadın mı orada’ diye sordu. Ben ’Hayır’ deyince şaşırdı ve ’Peki neden, aile kavramına sonsuz sadakatın yüzünden olmadı herhalde bu’ dedi.
Ben de ’Hayır o değildi nedeni sadece üzerimde yeterli para yoktu. Üstelik bana indirim de yapacaklardı’ dedim.Rana’nın hayatımızın hiçbir döneminde cebime yeterli harçlık vermemesinin de mantığı anlaşılır bir nedene dayanıyordu işte (aldatmam dedimse de bunu da makul sınırlar içinde kalındığı takdirde kastetmiştim).

O günden bu yana ben bu konuya takmıştım ve Türkiye’de sayıları neredeyse yüzleri bulan ayak fetişizmi sitelerini inceledim (Bilim uğruna neler yapıyorum görün ve takdir edin beni). Gruplar var orada. Forumlar oluyor, yazılanları dikkatle okudum. Gerçekten de her sınıftan, her gruptan erkek var bu seks fantezisine sahip olanlar arasında.

Tabii bu kendi başına ilginç bir gelişme değil çünkü kadın ayağına seksüel ilgi dünyanın en yaygın fetiş tipi. Bu kategori diğer fetiş türlerine açık farkla önde. Seksüel dürtülerin de sınıf ve gelir farkı tanımadığı ortada. O nedenle Türkiye’de de her sınıftan erkekte bu fetişin olması son derece normal olabilir.

Mesele burada kalabilseydi ben de herkesin fantezisi kendine, zararsız bir seks oyunu işte deyip konuyu hiç yazmayacaktım.

Ama mesele o kadar basit değil.Erkekte kadın ayağına seksüel ilgi neredeyse bir seksüel alt kimlik olarak kabul edilebilir. Bu alt kimliğin seksüel üst kimliği ise kadının kölesi olmaktan hoşlanmaktır. Yani seksüel fantezisinde kadının kölesi olmaktan hoşlanan erkekler ayak fetişine de sahip olurlar. Bu neredeyse bilimsel bir bağlantıdır.

Konuyu bence ilginç kılan nokta; Türkiye gibi erkeklerin maço tavırlar almaya pek meraklı olduğu ve kadınlar yanında ve kadına yönelik sert gösteriler yapan erkeklerin sayısının hayli fazla olduğu bir ülkenin erkekleri arasında maço erkeklerin uygun zamanı ve uygun koşulu bulduklarında, kadının önünde diz çöküp onun kölesi olmaktan zevk almaya başlamış olmalarıdır.

İnternete girin ve kısa bir araştırma yapın, göreceksiniz ki bu trend hayli yaygın.Bu neden oluyor bunu ben açıklayamıyorum. Sadece durum tesbiti yapıyorum ve evet araştırmalarımın süresinde birçok işin pratiği içinde olan kadınla da konuşmam sadece araştırmacı gazetecilik gereğiydi. Bu arada Rana hala bana az cep harçlığı vermeyi sürdürüyor.”

Maço erkeğin sevgilisi kavgasına bir örnek verelim.

“- Aloooooooooooooo. ..kız ne lan bi saattir telefonun meşgul.
- Annem aradı Murat kızma yaaa..
- Başlatma şimdi anandan. Senni almaya geliyorum hazır ol.
Buluşurlar...
- Nasılsın sevgilim?
- Sevgilini dedirtme !
- Peki erkeğim nasılsın?
- Bozuk biraz. Boşver... Ne bu eteğiin boyu? biraz daha kısa giyseydinde diz kapakların gözükseydi.
- Offf Murat yaa lütfen yine başlama.
- Sanamı sorcam Benim manitam böyle giyinip azına burnuna marshall boya süremez allama.
- Buket allama kitabıma karaacaahmete gönderirim sağına soluna bakmadan yürü.
- Peki Murat sen nasıl istersen.
- Ayyyy Murat şu elbiseye bak ne güzel.
- Ne lan bu. Bunun kumaşı nerde. Bi donlluk kumaştan elbise yapmış ırz düşmanları. Seninde azını kırarım böle elbiselere bakıpta ay ne güzel deme.
- Peki sevgilim.
- Bak halen sevgilim diyo. Allama sokak ortasında madara ederim seni doooru konuş.
- Tamam Murat.
- Eeee söyle bakalım nereye gitmek istiyyosun seni nereye götüreyim.
- Sahilde yeni bir bar açılmış Murat oraaya gidelimmi.
- Yok boşver şu çay bahçesi iyi şurda otturalım.
- Peki Murat.
- Surat yapma bak Buket! Biz delikanlı adamız bar ayakları bize gelmez.”

Maçoların geçirdiği evrimi ise hayli ilginç bulacaksınız…

“İtalyan ayakkabıları, marka kıyafetleri, bakımlı ciltleri, modern kesim saç modelleriyle günümüz maçoları modanın en sıkı takipçileri. Bugünün maçoları hem eğitimli hem de trendy.

Kolları kıvrılmış, ön düğmeleri neredeyse göbeğine kadar açılmış beyaz gömleği; siyah pileli pantolonu ve arkasına basılmış yumurta topuklu ayakkabılarından gözüken beyaz çorabı; büyük boncuklu tesbihi ve kaytan bıyığı ile eskinin maço erkeklerini bilirsiniz. Bakışı dağlar yıkan, her şeyden ve her şeye karşı koruyan, sevdin mi ölümüne seven bu erkekler artık geçmişten kalan bir efsane mi? Yoksa kaybolmuş ya da kaybolmaya yüz tutan değerlerimizden mi? (!)

Maço Türk erkeğine ne oldu? Modacılara, sosyolog ve psikologlara göre sadece kabuk değiştirdi, yani giyimini modernleştirdi. Üniversite mezunu, iş-güç sahibi bu modern maçolar, modayı yakından takip ediyor, marka giyiniyor ya da markanın tarzında giyiniyor. Mafyaya özenenleri ise kravatsız takım elbise giyiyor. Polat ağabeyleri gibi dar kesim gömlekler ve pilesiz kumaş pantolonları tercih ediyor. Tanınmış erkek modacısı Muzaffer Çaha’ya göre hem giyimlerini hem de toplum içindeki davranışlarını değiştiren maço erkekler, şimdinin metroseksüel erkekleri oldu.

Modern maçolar, saç ve cilt bakımını eksik etmiyor, hatta tırnaklarına da özen gösteriyor, çevresine karşı nezaketli davranıyor ve şık giyiniyor. Hatta beyaz çorap giyinmeyi bırakın, oturduklarında pantolon paçalarının altından tenleri gözükmesin diye çorap boylarını uzattı. Modern maçolar, modanın gereklerini sonuna kadar yerine getiriyor, şimdi moda olduğu için dar kesim gömlekler de giyiyor, gömleklerinin üst düğmelerinden birkaçını iliklemiyor.

Ama iliklenmemesi sebebiyle, geçmişte de olduğu gibi beyaz atleti veya kılları gözükmüyor. Temizliğine de çok dikkat ediyorlar. Delikanlılığın kitabının yazıldığı günlerin ardından maçoluğun dizisini yapan ve maçoluğu “taş fırın erkeği” tanımlamasıyla yeniden adlandıran senarist Birol Güven’e göre görüntü olarak Türk erkeği değişti, ama içinde hâlâ maçoluğunu yaşatıyor. Ve Türk erkeği modernizm karşısında en büyük savaşı veren cephe olarak duruyor.

Önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan “Anadolu Aslanları” dizisinde de modern maço Türk erkeklerini anlatan Güven uyarıyor: “Son kale de elden gitmek üzere.” Güven’in reyting rekorları kıran “Çocuklar Duymasın” dizisinin maço babası Haluk, modern giyimliydi. Operaya gitmekten zevk duyan modern bir eşe sahipti ve eğitimli idi. Ama engellenilmez bir maçoluğu vardı ve eşi başta olmak üzere herkes bu maçoluğundan şikayet ediyordu.

Fakat Haluk hal ve davranışları, engellenemeyen maçoluğu(!) ile o dönemin en çok konuşulan adamı oldu. Güven’e göre Haluk karakteri modern maçoların kahramanıydı. Haluk, giyiminde ise son trendleri yakından takip ediyor, yeri geldiğinde takım elbise yeri geldiğinde de spor ve rahat kıyafetler giyiyordu. Psikiyatrist Alanur Özalp günümüz maçolarının dış görünüş olarak modern; ama kişiliğinde maçoluğunu hâlâ yaşatan erkekler olduğunu söylüyor. Günümüz maçoları pembe gömlek, turuncu tişört giymese de eskiye göre daha renkli ve modanın trendlerine göre giyiniyor. “

Ortada olan bir gerçek var ki; maçoluk bir tarz ama bir istisnai durum. Yani derler ya istisnalar kaideyi bozmaz. Şimdilik kadınlar bir istisna gördükleri maço erkekleri ilgiyle seyrediyorlar ama beraber yaşamayı, yada çocuklarının babasının maço olup olmamasını çok ama çok irdeliyorlar. Kadın eğer kültürlü ise maço erkek istemiyor. Yada sürekli maço olan erkek istemiyor. Yok kadın okumamış ise hayata karşı sığınacak tek liman olarak maço erkeği görüyor. Zira o kadın bu erkekler dünyasında erkeğinin maço olmaz ise ayakta duramayacağını, kendini koruyamayacağını çok ama çok iyi biliyor.

Benim düşünceme gelince; ben maçoluğun hamallık olduğuna inanıyorum. İnsan insan olmalı diyorum, gerisi lafı güzaftır. Ve insanlar bunu aşmalıdır.





Etiketler:




MAÇO ERKEKLER başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





MAÇO ERKEKLER başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
04.06.2009 21:54:58
Toplam 0 yorum yapıldı
11116 çoğul gösterim
10425 tekil gösterim