Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey. SCHOPENHAUER
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR (14 ŞUBAT 2009 ANISINA)

GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR (14 ŞUBAT 2009 ANISINA)

Ey Sevgili…

Elde var hiç demiştin giderken. Ama bende mi suç? Yoksa yanmış, yıkılmış bedenimde mi? Taşıyamadım bu sevdayı. Kabul ediyorum. O kadar çok sevdim ki seni… O kadar çok özledim ki… Ayrılığın kıskançlıklarla büyüdü, beslendi…

Taşıyamadım bu sevdayı. Şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum. Üçüncü şahıs oldum, kendimle ve bedenimle. Seni senden çok sever oldum. Geceler boyu, seni sevmekten, özlemekten kahroldum…

Kahrolmanın resmini yaparken gözyaşlarımın iziyle hiç gülmeyen yüzüme; ellerim titredi yalnızlıklarda.. Boşlukları doldurdu, sardı sarmaladı çığlıklarım. Yankısı sensizlik oldum korkularımın.

O kadar haindi ki büyük şehrin sokakları; ses vermedi yankılar, kaybolup gittim sessizliğin derinliklerinde. Sokak fenerlerinin cılız ışıklarında kan tükürdüm yalnızlığın kaldırımlarına… Tütün sürdüm ciğerime; katran karasından daha kara ihanetinin ve aldanışımın acısına…

Oysa gönlümün yazı, gülümün beyazıydın; en masum teslimiyetlerin kollarında sımsıcak, huzur yüklü ve can tazeliğinde yürek kıpırtılarında…

Ama elde var hiç dedin giderken ve dedin ki sende bütün suç. Suçumu kabul ediyorum. Şu fani Dünyadan belki üç beş gün ve belki de üç beş ay sonra bir hiç olarak gidiyorum. Ve bana açamadın gönlünü bari insanlara aç diyorum…


Ey Yar…

Aç, aç diyorum ama mevsimlere sığmıyor artık ayrılık. Kaç mevsim birlikte olduk ki sanki. Mevsimler bölmüştüm ayrılığı, çabuk tükensin diye. Sonra yıllar aldı mevsimlerin yerini ama sen yoksun…

İstiyorum ki mevsimlerden aylara, aylardan haftalara dönsün ayrılık. Altı, beş, dört, üç, iki… bir gün kalsın kavuşmamıza. O gün sevgililer gününe denk gelsin takvimlerde… Ve saatlerin tik-tak’leri son defa vursun ayrılığın üstüne. Kavuşmanın adı akrep kadar uzun, ayrılıkların adı yelkovan kadar kısa olsun…

Gün kıskansın. Sokak kıskansın. Herkes kıskansın kavuşmamızı. Bensiz geçen günlerin, gecelerin beni kıskansın senden.

Ama olmuyor sen hala yoksun. Beraber dolaştığımız sokakları, caddeleri, kaldırımları, kafeleri, sinemaları, barları, sahil kenarlarını tekrar tekrar, döne döne dolaşıyorum…

Ama sen yoksun. Kokun sinmiştir diye göğsüme yaslandığın, hani geçen sevgililer gününde aldığın kazağı kokluyorum, saçlarındaki bahar kokusunun izlerini yakalamak için. Ama sen yoksun işte. Sensizlik gerçeğini; dolaştığım her mekan ve düşlerimdeki her zaman parçası bir tokat gibi yüzüme çarpmaktalar hiç acımadan…

Ayrılık üzerine türküler varmış; “Ayrılık ölümden betermiş” diye.. Hepsini söyledim. Hepsini dinledim, geceler boyu bin bir kadehte. Nice şiirler yazdım. Nice dualar ettim. Ama olmadı, bitmedi hala, sen yoksun diye…

Biliyorum, bir gün bitecek. Sen olacaksın yanımda. Sen geleceksin. Ama geldiğin gün, ayrılığı bitirdiği, kaynağı bulacaksın sevdiğinin yerinde…

Elveda….





Etiketler:


Mürüvvet Söylemez  | mürüvvet söylemez
03 Mart 2009 Salı 21:03:21


bu kadarda güzel yazılmazki :))

çok güzel çok

tebrikler


    [ Cevap yaz ]    




GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR (14 ŞUBAT 2009 ANISINA) başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
13.02.2009 21:35:36
Toplam 1 yorum yapıldı
871 çoğul gösterim
800 tekil gösterim