İşler iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar, yapılışlarındaki maksada göre şerefli veya şerefsiz sayılırlar. ARiSTOTELES
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

Karşılıksız sevginin adı

Karşılıksız sevginin adı

Karşılıksız sevgi’nin adı

Karşılıksız sevginin adıdır anne’nin evladına olan sevgisi. Tamamen saf, temiz, karşısında çıkar olmadan, hiç bir beklenti olmaksızın anne evladını sever. Anne evladına ne kadar bakarsa baksın hiç bir anne’nin bu durumdan şikâyet ettiği görülmez. Çünkü annenin evladına olan büyük sevgisinin, merhametinin eseridir.

Şöyle küçüklüğümüze gidecek olursak, biz doğduğumuzda ne kadar da sevinmişti annemiz. Her gece evlat anneyi uykusundan eder acıkır, anne uykusunu böler sütüyle besler. Hastalanır, anne sabaha kadar başında uykusuz bekler. Altını pisletir çocuk anne hiç tiksinmeden altını temizler. Biz düşsek bir yerimiz acısa annemizin bizden çok içi acır. Büyürüz ilkokul çağına geliriz, anne’miz elimizden tutar okula götürür. İyi bir kariyer edinmemiz uğruna okul hayatımız boyunca uğraşır anne babalar. Gerekirse bütçelerini zorlarlar yeter ki evladım okusun iyi bir yerlere gelsin. Anne karşılıksız yapar evladına bu kadar hizmeti. Öyle büyük bir sevgi olmasaydı anne’nin evladına olan sevgisi, hiçbir anne birinci çocuğundan sonra ikinci çocuğu istemezdi.

Bazen öyle olur ki kardeşler arasında çekememezlik olur, biri diğerinin başarısını istemez. Ama anne evlatlarının hep daha ileri gitmesini hatta kendinden bile daha ileride olmasını, topluma yaralı bir birey olmasını ister.

Evlat nasıl teşekkür eder anne’ye. Biraz büyüyünce evlat, başlar annenin aklını beğenmemeye. Çünkü artık kendi ihtiyaçlarını görüyor, kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Anne’ye ihtiyacı kalmadan işlerini görebiliyor. Annenin onun iyiliği için söylediği sözlere onlar eski çağda kaldı der. Anne evladının ders çalışmasını ister, onun iyiliği için, evlat gizliden dersleri boş verir. Anne evladının zararlı şeylerden uzak durmasını ister, evlat gizlice onlara merak salar. Anne evladına kariyeri için akıl verir evlat sen bilmezsin ben bilirim der. Anne evladı eve geç kalınca merak eder, telaşa kapılır evlat anneye bir telefon açmaz. Küçükken bizi elimizden tutarak okula götüren annemiz, lise çağlarında okula ziyaretine gelir, evlat anneden utanır. Anne evladı, evlenme çağına gelince düğününü yapar, bir sürü masrafa girer, şimdiye kadar yaptığı birikimleri evladı için karşılıksız harcar. Evlat evlenince anneyi arayıp sormaz. (istisnalar hariç).

Ne zaman yaş ilerler 60’a 70’e merdiven dayar o zaman anlar insan annem haklıymış.

Peki bizim için bu kadar çok iyiliği olan annemize böyle mi teşekkür etmeliyiz? Unutmayın Yüce yaratıcı bile cennetin kapısına anneyi koymuş. Cenneti anaların ayağı altına sermiş. Anne’nin rızası Allah’ın rızasıdır.

Bir sahabi bir gün Allah Rasulu’nun yanına gelir.
Ya ResulAllah, cihada katılmak istiyorum. Sizinle istişare etmeye geldim. Ne buyurursunuz?
Resulullah (a.s.m.) sorar:
"Annen var mı?"
"Evet, var."
"Öyleyse, git ona hizmet et. Çünkü Cennet onun ayaklarının yanındadır.

Anne rızası bu kadar çok önemli ve duası. Annelerimizin bize yaptığı dualar geleceğimizi şekillendirir. Annemizin duası ile başarıya ulaşabiliriz, işlerimiz yoluna girer.

Bir küçük kıssa ile yazıma son vermek istiyorum.

17-18 yaşlarında herkesin saygı duyduğu manevi bir kişiliğe sahip olan Beyazıd-ı Bistamî Hazretleri’ne, bu mertebeye nasıl ulaştığı sorulur. "Annemin duası beni yüceltti" buyuran Beyazıd-ı Bistamî, başından geçen hadiseyi şöyle anlatır:

- Annem, yaşlı ve hasta idi. Bir gece vakti havanın alabildiğine buz kestiği bir vakitte inleyerek, "Yavrum, su" dedi. Ben hemen yatağımdan kalkarak anneme su almak için dışarı çıktım. O anda kaplarda su bulamamıştım. Bakır tasla dışarıdan suyu alıp da içeri girdiğimde, annemi uyumuş buldum. Uykusundan uyandırmadım, bir müddet başucunda uyanmasını bekledim. Annem uyanınca yeniden, "Yavrum, su!" dedi. Ben de hemen diğer elimde soğuktan donmuş buz gibi tası verdiğimde, tasla beraber elimin derisinin kavladığını gören annem, çok üzülerek ağlamaya başladı. Bir yandan ağlıyor bir yandan da Allah’a şöyle dua ediyordu:

-Ya Rabbi ben evladımdan razıyım, sende evladımdan razı ol. Öyle içten dua eder ki annesi evladı velilik makamını kazanır.

Annelerimizin kıymetini onları kaybetmeden bilelim. Selam sevgiyle kalın.





Etiketler:


handan akbaş  | handan akbaş
02 Ağustos 2012 Perşembe 15:10:38


Anne...Yüreğinde en büyük sevgiyi taşıyan, karşılık beklemeden seven ve onu veren, cennet ayaklarının altında olan, yavrusunu korumak için her tehlikeye gözü kapalı atılan değerli insan!
Yazınız okurken duygulandırdı, tebrikler bu güzel paylaşıma, selam ve saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

Entellektüel-41  | Seyfettin KARAMIZRAK
02 Ağustos 2012 Perşembe 14:35:32


Merhaba...negüzel yazmışsınız...Benim de anne ile ilgil yazı ve şiirlerim oldu...SEvgisi başkadır...Yaşattığı duygular da...Elinize emeğinize sağlık diliyorum değerli yürek...Saygımla...


    [ Cevap yaz ]    




Karşılıksız sevginin adı başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
02.08.2012 10:38:11
Toplam 2 yorum yapıldı
2721 çoğul gösterim
2464 tekil gösterim