1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1557
Okunma

Kırmızı otağ şiirleri
Etrakli beğler !
Gökten elma düşmüş al yanaklı
Sulak-yurt arar gibi sürüler
Öflesem öf değil bre bre hey
Mırıngar bir hadisenin evladları
Rüzgarla eslem eslem indinde yanar mum
Çok uz yirler gözümde durur dirilir
Gökçe yüreklerde mahpus demirleri gibi
Özlemlerime kırmızı şeytan girer
Bu da mı olmaz ? der gibiler
Olmazdı zaten...
Kırklar dağından alınan yonca gibi
Kut devinimli sancısı yok artık
Devir çoktan Çin istilasını aşmış
Devir çoktan Hazardan öte maveradır !
Bre koç yiğit bre alp gaziler
Dönünde ardı sıra bir giz içre kalın
Kitabınızdaki Oğuz ataya bin hürmet
Otağınızda çengili şaman tütünü
Sağ yanında kum tepeler
Sol yanında yılkı değil küheylandır küheylan !
Ellerimizde kınalı boncuk
Ruhumuz orta asyadır çocuk !
Böyle sevişmez dağlarda ceylanlar
Etrafa dağılmış zafer
Gün sarı soluk kıvrılarak
Cabbar bir silahtar ağasının
Fişenginden düşen çiğdem gibi
Kansız kalır düşmen elleri !
Kılıçlar pas tutarak merhemi saklar gizinde
Kınından fırlar da eliz eliz kızıl almaya doğru....
Ve ardı sıra meltemlerde kanım babam gelir erdi...
Kulağımda bir kopuz teli
Zılgıt zılgıt hasrete nağme tutar
İlk sevda şiiri
Ay yüzlü konçuylar
Pencereme doğmaz artık
Gözelerim dermansız sancılar
Etrafta toz kokan sanrılar
Benim mi acaba ekmekteki namus ?
Yoksa neden geçmiyor boğazımdan lokmalar
Venedikli tüccara sordum bendeki beni
Yunusça konuşulan bir çağda
Merhamete lafız mı lazım ?
Yürü bre küheylan
Şiirden sana nida mı lazım ?
Küçük ökçelerle mihenk taşıma ekledim
Zamansız bir yazgıda tarihimi bilemedim...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.