2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma
Dünya cehenneme döndü,
göğün alnında is, toprağın dilinde kor var.
Her yanımızı kızgın, kızıl bir alev sardı;
rüzgâr artık serinlik taşımıyor,
yüzümüze ateş püskürtüyor.
Taşıma suyuyla değirmen döndürülür mü? Susuz avuçlarla yangın söndürülür mü?
Bir damla düşüyor küle, bir damla daha;
ama alev büyüyor, insanın ihmali kadar.
Mahalle aralarında çocuk sesleri susuyor; ağaçlar göğe doğru yanarak dua ediyor.
Bir kuş, kül olmuş yuvasının üstünde,
kanadını nereye açacağını bilmiyor.
Gece bile kızıl,
karanlık bile dumanlı.
Ey şehirleri yöneten eller,
yangın tüpleri iş yerlerinin duvarında nasıl zorunluysa,
su tankerleri de dursun
orman yollarının başında,
mahallelerin kıyısında,
okulların, evlerin,
yaşayan her şeyin yanında.
Beklemeyelim alev kapıya dayansın diye,
beklemeyelim gökyüzü küllerle haber versin diye.
Her sokakta bir umut deposu,
her köşede hazır bir su tankeri,
her elde söndürmeye uzanan
uyanık bir vicdan olsun.
Çünkü ateş yalnız ağacı yakmıyor;
bir çocuğun yarınını,
bir kuşun yönünü,
bir toprağın hatırasını
ve insanın insana verdiği sözü yakıyor.
Dünya cehenneme dönmüş olabilir;
ama su hâlâ su,
el hâlâ el,
vicdan hâlâ vicdandır.
Serinliği birlikte çoğaltırsak,
kızılın içinden bile yeşil bir sabah çıkar.
( Eylül.5.2026/GK )
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.