0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
49
Okunma
Sonra birden ben (Halil Kumcu) giriyorum salona
Gözlerimde o bildik devasa şair edası
Bir elimde simit kırıntısı, diğerinde demli bir çay bardağı
Nörozlarımı düzenleme derdindeyim saat altı yönünde
"Korkuyorum" diyorum, "ölümden değil aslında
Şu sararan yaprakların yarattığı varoluşsal sancıdan..."
Eylül diyorum dostum, yalnızca bir ay
Ama o sinir bozucu entelektüel edamla
Ceketimin düğmesini ilikliyorum poyraza karşı
Ve ekliyorum: "Hayat bir komedi, ama oyuncular berbat!"
Bir şiir taslağı düşüyor ceplerimden
Maviye boyanmış kentsel yalnızlıklar
Gözlerin hâlâ orada, denizlerin dibinde
Bir dergâh sohbetinin ortasındayız sanki
Ben kentin tıkırtılarını sayıyorum, sen mevsimleri
Ağustos kirli eldivenlerini tezgâha bırakırken
"Biz hangi mısranın figüranıyız?" diyorum
Gülümsüyorsun, bir bağlama inletiyor arka planı
Güz geldi işte, sevgilim
Sermayesi keder olan bir türkü çığırıyoruz
Işıkları söndürün, perdeye eylül düşsün...
Sürmeli gözlerinin arkasından bakıyor bir neyzen
Yağmur bastırıyor Üsküdar ritminde, ya da Alsancak
Biz ki iki acemi oyuncuyuz bu entelektüel dramda
Hangi dizeyi söylesek fazla melankolik
"Kısmet" diyorum, "belki de sadece doğru zamanlama"
Sen absürt bir nükteyle kesiyorsun sözümü
Bir terzi gibi biçiyoruz Eylül’ün soğuk kumaşını
Arka planda kanun sesleri, yaprak dökümü
Ve sahnede yalnızlığın o bildik ironisi...
Son perde iniyor işte, ışıklar kararıyor yavaşça
Ağustos çoktan gitti, tulumu duvarda bir gölge
Şimdi tüm korkuların, tüm adının geçtiği cümlelerin
Ve kaçınılmaz nörozların hesabını kapatma vakti
Öyle bakma diyorum son kez, bakma öyle
Kapanış yazıları geçerken gözlerinden
Biz teslim olduk bu sonbahar dekoruna
Film bitti sevgilim, alkış istemem
Yalınayak başladık, çırılçıplak çekiliyoruz sahneden.
Halil Kumcu
5 Eylül 2026 / Cumartesi / Bartın
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.