4
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
79
Okunma

Eylül gelince
annemin balkonu açılıyor içimde.
İpte
beyaz bir gömlek,
bir havlu,
küçük tişörtüm.
Annemin ağzında mandal.
Ben kapıda.
Demirde
sarı bir yaprak.
“Anne, sonbahar geldi.”
Mandalı çıkarıyor.
Gökyüzüne bakıyor.
“Daha erken.”
İki kelime
gömleğin altında sallanıyor.
Rüzgâr saçlarını kaldırıyor.
Bir yaprak daha
saksıya düşüyor.
Eğilip alıyor.
Toprağa bırakıyor.
Ellerinde ıslaklık,
tırnaklarında
küçük bir Eylül.
Tişörtümü
ipe biraz daha yukarı asıyor.
Yıllar sonra
aynı balkon.
Saksılar boş.
İp paslı.
Akşam
demirlerin arasından
içeri sızıyor.
Bir yaprak düşüyor.
Eğilmiyorum.
Perde kabarıyor birden.
Beyaz bir gömlek gibi.
Sonra
hiçbir şey olmamış gibi
sönüyor.
Mandal yerinde.
Üç tane.
Kırmızı.
Mavi.
Sarı.
Gökyüzü alçalıyor.
“Daha erken.”
Bu kez
ses annemin değil.
Belki rüzgâr.
Belki ev.
Bir yaprak
eşikte kalıyor.
Ne içeri
ne dışarı.
Gece boyunca
sararıyor.
Sabah
ağaç biraz daha çıplak.
Balkon biraz daha sessiz.
Ben
annemin bıraktığı yere
biraz daha yakınım.
Eylül geçiyor.
Sarı kalıyor.
Meltem Kınıc
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.