19
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
285
Okunma

İnsan büyüyor derler. Boyu uzuyor, sesi değişiyor, omuzlarına sorumluluklar yükleniyor. Ama kimse söylemiyor ki, insan aslında çocukluğunu hiçbir zaman tam anlamıyla geride bırakmıyor. Sadece onu, eski bir gömleğin iç cebine koyar gibi kalbinin kuytu bir yerine saklıyor. Gün geliyor, bir yağmur kokusunda, eski bir okul zilinde ya da avuç içine düşen küçük bir cam bilyede yeniden buluyor kendini.
Cebimde bilyelerim, yanımda çocukluğum
Tozlu sokaklarda saklı kaldı mutluluğum
Her gülüşüm eski bir yaz akşamına değer
Yaşadığım en güzel düşlerimmiş meğer...
Bir zamanlar dünyanın en büyük serveti, renk renk bilyelerdi. Kimi gök mavisi, kimi balköpüğü, kimi içinde galaksiler taşıyormuş gibi ışıldayan cam küreler... Onları cebimize koyduğumuzda sadece oyun taşımıyorduk; dostluğu, rekabeti, sevinci ve kaybetmeyi de birlikte taşıyorduk. Dizlerimiz yara bere içindeydi ama yüreğimiz tertemizdi. Akşam ezanıyla eve dönmek, annemizin sesini sokağın başından duymak ve "Biraz daha..." diye yalvarmak, çocukluğun en büyük özgürlüğüydü.
Ben büyüdüm ama hep çocuk kaldı bir yanım
Bir uçurtmanın peşinde hâlâ koşar zamanım
Masum düşlerim kaldı eski sokaklarda sessiz
Çocukluğuma hasret geçiyor günlerim sensiz...
Şimdi ceplerimizde telefonlar var. Takvimler, toplantılar, banka kartları ve bitmek bilmeyen yapılacaklar listeleri... Ne var ki bazen elimiz farkında olmadan cebimize gidiyor. Belki de hâlâ o cam bilyeyi arıyoruz. Çünkü insan, ne kadar büyürse büyüsün, çocukluğunun bıraktığı boşluğu başka hiçbir şeyle dolduramıyor.
Özlüyorum çocukluğumu, o en saf yıllarımı
Kahkahalarla süslediğim o masum anılarımı
Ne dert vardı omuzumda ne de bitmeyen telaş
Bir yanım çocuk hala sona gidiyoruz yavaş yavaş...
Hayat, bize zamanın hızını öğretiyor. Çocukluk ise zamanın tadını... O günlerde bir yaz mevsimi sonsuzmuş gibi gelirdi. Bir ikindi vakti, koskoca bir maceraya dönüşebilirdi. Şimdi mevsimler birbirine karışıyor; günler, haftalar, aylar usulca akıp gidiyor. Takvim yaprakları eksilirken, anlıyoruz ki aslında özlediğimiz eski günler değil; o günlere bakan masum gözlerimizmiş.
Eksildi takvimdeki yapraklar, bizde yaşlandık
Ama çocukluğumuzu anılarda sessizce sakladık
Bir bilye, bir uçurtma kaldı ve avuçlarımızda iz
Meğer en güzel günlermiş, dönmez artık o deniz...
Belki de yaşam dediğimiz şey, çocukluğumuzdan uzaklaşmak değil; ona yakışır bir insan olarak kalabilmektir. Bir serçeyi görünce durabilmek, yağmurun ilk damlasını hissedebilmek, küçük mutluluklara hâlâ şaşırabilmek... Çünkü çocukluk, yaşla değil, yürekle ilgilidir.
Hâlâ çocuk gibi çarpıyor kalbim derinden
Çocukluğum yıllarca düşmeyecek dilimden
Bir sevda kaldı birde onun bıraktığı acılar
Hala çocuğum ben onlar büyüdüm sandılar...
Bugün geriye dönüp baktığımızda fark ediyoruz ki bir cebimizde bilyelerimiz, yanımızda çocukluğumuz varmış. Yollar uzamış, yüzümüz değişmiş, saçlarımıza yıllar düşmüş olabilir. Ama içimizde hâlâ sokak aralarında koşan, hayalleri gökyüzünden büyük bir çocuk yaşıyor. Ve o çocuk bize her fırsatta aynı şeyi fısıldayacak ve diyecek ki
"Hayat, büyümek değil; içindeki çocuğu kaybetmeden yürüyebilmektir."
Her yaş Çocuk Kalabilmeniz Dileğiyle Emeğin Başkenti İki Katlı Şehrimden Zonguldak’ dan Kucaklar Dolusu Selamlar Sevgiler Saygılar Yolluyorum...
Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.