1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma

Rüzgâr ne varsa sürüklüyor bu kıyıda;
Bir sana dokunamıyor.
Taşlar bile kayboluyor karanlıkta,
Ama ne zaman baksam oradasın
Yokluğun en başta, dimdik duruyor.
Kaç mevsim geçti
O kapı son kez kapandığından beri, bilmiyorum…
Bir akşam vardı:
Aynı sofrada, aynı sessizlikte oturduğumuz.
Şimdi o akşamın yerinde,
Kesik bir hatıra gibi içimde sızlayan bir boşluk var.
Hangi takvime baksam ayrılığın tarihi;
Hangi saate baksam seni geçtiği an.
Masamda kurumuş bir ekmek parçası,
Bardağımda çoktan soğumuş bir çay
Ve duvarda hiç eskimeyen o gülen fotoğrafın.
Bir zamanlar bir tebessüm için
Geceyi güne katardık;
Şimdi birbirimize bir selamı bile çok gördük.
İnsan en çok,
Yarım kalan cümlelerde yoruluyor…
Yorgunum..
Öyle bir yorgunluk ki bu:
Gözlerimi kapasam karanlık yetmez,
Açsam aydınlık ağır gelir.
Gittiğin günden beri
Ne baharın tadı kaldı bu şehirde
Ne de cebimde sana yazılmamış tek bir cümle.
Artık hangi kapıyı çalsam yalnızlık açıyor;
Hangi kadehi kaldırsam
Sensizliğe çarpıp kırılıyor.
Dilerim..
Benim kadar yakmasın canını bu hayat.
Sen yine mutlu ol;
Ben senin yerine de taşırım
Bu ayrılığın yükünü.
Çünkü ben seni
Yazması kolay,
Yaşaması imkânsız
Bir şiir gibi sevdim…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.