4
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
81
Okunma
Zamanın yeraltı raylarında
yorgun bir gölgeydi geçmiş, onun için.
Karanlık köprülerin eşiğinde, alacakaranlık bir telaş içinde...
Cebinde on liralık bir kurtuluş biletiyle bir kadın...
Gözü kararmış raylardan,
tam vaktinde indi mağrur ve yavaş.
O mavi gözlerin sahte denizlerinde fırtınalar dindi artık.
Kilitli kapıların arkasında
çürürken o kof,
o bencil senaryolar;
Kutsal bir aslanın şefkatli çenesinde şimdi kırık zincirler,
Güneş’in bağrında taptaze, renkli çiçekler açıyor umutlar.
Bavulunda ipek kumaşlar değil, kendi küllerinden doğan o asalet,
Yıldızlar dökülüyor şimdi Ege’nin o masmavi dalgalarına.
Ruhunun beyaz mermerlerinde parıldıyor kalemin telli duvağı,
Şimdi dünya ayaklarının altında,
yorgun acılar sarılıyor o şifalı ruhuna.
Kısmet kapıları aralandı bir kez, çark döndü onun ufkuna,
Bırak yıkılsın o kısırdöngü kuleler kendi yalanlarıyla
Sen yürü başın dik,
göğsünde kuş gibi hafifleyen o deryayla,
Hülya Çelik
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.