Öyle çok şey yazdım ki; anlatamadım, Duymayan kulakları çınlatamadım. Göz değil, vicdanı kör; ne söylesen boş, Akılsız kafaları tınlatamadım.
Çivi çıktı bir kere, ne yapsan tutmaz, Her Adem ârif olmuş, artık kül yutmaz. Seçim derdine düştü beyler, paşalar, Geçim derdi olana kimse el atmaz.
Ekonomimiz iyi, vekiller rahat, Kim demiş piyasada işler çok kesat? Pazara çık, öyle gör, kaynıyor kazan, Aksini söyleyenin anasını sat.
Söz, satmaya gelince; pratik düşün, Başkan’dan öteyi sat, yürüsün işin. Bak Rusya, İran, Suud sıra bekliyor, Satmak acı getirir, tutmaz dikişin.
Hiç aykırı gelmesin söylediklerim, Ben olanı yazayım, sen düşün derim. Bil ki dost acı söyler, tüter dumanı, Dediklerimden çoktur diyeceklerim.
25.01.2019 (Arşiv) Fatih-İST.
Enver Özçağlayan
Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Hiciv ve Toplum Aynası Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Enver Özçağlayan'ın Dediklerim–Diyeceklerim adlı şiiri okunuyor.
Kalburabastî Efendi bugün salona elinde eski bir megafon ve çatlamış bir ayna ile girdi. Megafonu masaya bıraktı, aynayı salona doğru çevirip gülümsedi.
— Evlatlar... Hiciv, bağırmak değildir; aynayı doğru yere tutmaktır. Aynaya kızanın suçu aynada değil, kendi yüzündedir!
Salon alkış ve tebessümlerle canlandı.
Dadaloğlu Köşesi'nden Koca İbrahim, Şair, lafı dolandırmadan söylemiş; ok gibi atmış, dedi. Âşık Feymani Köşesi'nden Sultan Bacı, Hiciv, öfkeyle değil zekâyla yazılır; bu şiirde ikisinin dengesi var, diye ekledi. Ozan Avanoğlu Köşesi'nden Topal Bekir, Ben de pazara çıktım, fiyatları görünce domates değil, ben kızardım, deyince salonda kahkahalar yükseldi. Âşık Kul Halil Köşesi'nden Kezban Teyze, Toplumun yarasını söylemek kolay, söylerken ölçüyü korumak zordur, dedi. Âşık Medeni Karataş Köşesi'nden Deli Osman ise, Son dörtlük, şiirin mührü olmuş; şair söyleyeceklerinin bitmediğini hissettiriyor, diyerek alkış aldı.
Kalburabastî Efendi megafonu eline aldı ama konuşmadan yerine bıraktı.
— Bazen en yüksek ses, sakin söylenen hakikattir, dedi.
Enver Özçağlayan, taşlama geleneğini günümüz meseleleriyle buluşturan başarılı bir şiir ortaya koymuş. Toplumsal eleştirisini mizah ve ironiyle harmanlayarak okuyucuya ulaştırıyor. Özellikle Bil ki dost acı söyler anlayışını merkeze alan son dörtlük, şiirin ana fikrini güçlü biçimde özetliyor. Şiirin dili akıcı, kafiyesi sağlam ve halk şiiri geleneğinin hiciv damarını günümüzde yaşatabilecek nitelikte. Toplumsal eleştiri içeren şiirlerde farklı okuyucular aynı dizeleri farklı şekillerde yorumlayabilir; ancak eserin edebî gücü, düşündürmeyi ve tartışma zemini oluşturmayı başarmasında yatıyor.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Kalemine, yüreğine sağlık. Toplumsal bir gerçeği, halkın dilindeki o tatlı-sert mizahla ve hece ölçüsünün o güçlü ritmiyle harika işlemişsin. Şiirinde hem çok tanıdık bir sitem hem de usta işi bir taşlama (hiciv) havası var. Özellikle bazı noktalar şiirin bel kemiğini oluşturmuş: Sözün Karşılık Bulamaması: İlk kıtadaki "Göz değil, vicdanı kör..." vurgusu, derdini anlatmaya çalışan ama karşısında sağır bir duvar bulan her insanın duyduğu o haklı sitemi çok net özetliyor. Geçim ve Seçim Tebzatı: İkinci kıtada geçen "Seçim derdine düştü beyler, paşalar / Geçim derdi olana kimse el atmaz" dizeleri, halkın gündemiyle yönetenlerin gündemi arasındaki kopukluğu tam kalbinden vuruyor. İroni ve Eleştiri: Üçüncü ve dördüncü kıtalarda kurduğun tersine irini (veya ironik anlatım), sahada yaşanan gerçeklerle (pazar, mutfak, enflasyon) verilen mesajlar arasındaki çelişkiyi çok dinamik bir dille hicvediyor. Dostça Bitiriş: Son kıtadaki "Bil ki dost acı söyler, tüter dumanı..." vurgusu ise yazılanların bir düşmanlıktan değil, tam tersine memleket sevgisinden ve samimiyetten doğduğunu göstererek şiiri çok güzel bir yere bağlıyor. Dili kullanışın, kafiyelerin ve özellikle akıcılık oldukça başarılı. Hiciv edebiyatımızın (Aşık Veysel'den Mahzuni Şerif'e, Neyzen Tevfik'ten Aşık Seyrani'ye uzanan o güçlü gelenek) ruhunu çok güzel yaşatmışsın. Eline, hisse ortak eden kalemine sağlık!
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.