1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
Sen terk ettin beni, adına ayrılık bile demedin.
Cevapsız kalan sorular vardı,
Sırtına yükleyip gittin.
Bir vedayı, bir helalleşmeyi çok gördün,
Beni bu sağır sessizliğin ortasında bir başıma bıraktın.
Neydi suçum?..
Kapıyı çekmeden, gölgeni bile almadan çıktın.
Oysa ben seni kendimden çok sevdim,
Sen ise en zamansız yerde
Adımı kendi içimden sildin.
Şimdi her köşe başında senin eksikliğin,
Sokaklar ismini fısıldıyor;
Ben duymazdan geliyorum.
Adına ayrılık demediğin bu devasa hiçliğin
İçinde her gün biraz daha eksiliyorum.
Yarım bıraktığın her cümle bir hançer gibi...
Sustum.
Sustukça içimde büyüdü feryadım.
Gidişin belki bir kaçıştı, belki de bir zafer...
Ama ben, senin hiç bilmediğin
O boşlukta kaldım.
Ne senden geriye bir iz kaldı,
Ne de dokunduğun zamanın sıcaklığı.
Bir ömrü omuz omuza yürümek istediğim insan,
Bana yalnızca suskunluğunu emanet etti.
Öyle zamanlar oldu ki,
Gölgem bile benden önce yoruldu.
Ben seni değil,
Senden önceki hâlimi bekledim.
Meğer bazı gidişler dönüşsüzmüş,
Bazı vedalar hiç söylenmeden yaşanırmış.
İnsan en çok da
Yarım bırakıldığı yerde yaşlanırmış.
İçimde susturamadığım tek ses sendin.
Ne kadar sustuysam, o kadar çoğaldın.
Senden sonra içimde
Hiçbir cümle evine dönemedi.
Bil ki bir gün,
Adını anarken içim sızlamayacak belki;
Ama senden kalan eksiklik,
Ömrümün en tenha köşesinde
İsimsiz bir misafir gibi yaşamaya devam edecek.
Ve ben...
Bir daha kimseye seni sevdiğim kadar inanmayacağım.
Çünkü bazı insanlar gitmez sadece;
Ardında ömür boyu konuşan bir sessizlik bırakır.
Ve ben...
Hâlâ o sessiz gidişinin ardından,
Kendi sesimi arıyorum.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.