2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
Bir gün, her şeyin bittiği o yerde,
Ölüm diye bir şeyin olmadığını göreceğiz.
Öyle derin, öyle geniş, öyle hür;
Ruhumuz bu bedenden sıyrılıp,
Göğsümüzde bir ateşten nehir...
Yılların biriktirdiği o yükü
Bırakacağız boşluğa hafifçe;
Ve sadece sükût, ve sadece şükür.
Her şey tamam, her şey yerli yerinde...
O büyük sessizliğin kucağında,
Gözlerimizi kamaştıran bir ışıkla uyanacağız.
Ne geride kalan bir pişmanlık
Ne de geleceğe dair bir korku olacak içimizde.
Zaman bitecek, an sonsuzluğa düğümlenecek;
Mesafe kalkacak, özlenen ne varsa yakınlaşacak.
Sonsuz bir ova gibi serilecek önümüze hayat;
Tüm düğümler çözülecek, tüm yaralar kapanacak.
Ve biz, o muazzam vuslatın eşiğinde,
Sadece seveceğiz; en baştan ve kusursuzca...
Artık ne gölgeler kalacak peşimizde,
Ne de içimizi acıtan o eski sitemler.
Bir ney sesi gibi dökülürken gece,
Eriyecek içimizde biriken o buzdan nehirler.
Bize ayrılan vaktin son düzlüğünde,
Göz göze geleceğiz o ebedi şafakla.
Diz çöküp o sonsuz ovaların gölgesinde,
Hesaplaşacağız geçmişle, sadece tek bir bakışla.
Ve nihayet, yorgun yolcular gibi menzile varacağız;
Yollar tükenecek, fırtınalar dinecek arkamızda...
Biz o gün, her şeyin bittiği o yerde,
Aslında her şeyin yeniden başladığını anlayacağız.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.