3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
230
Okunma

MAHALLE BAKKALI
(Çocukluğumun Kokusu)
Kapı gıcırdadı, içeri girdim,
Çocuk oldum, yıllarımı devşirdim.
Mis gibi bir bisküvi kokusuyla,
Hatıramın bahçesine eriştim.
Cam kapaklı kutularda bisküvi,
Lokum bekler çocukların sevgisi.
İki bisküvi arasına koyunca,
Pasta olur yoksul gönül sevinci.
Bakkal amca güler yüzle bakardı,
Her geleni tatlı dille sarardı.
Kırdığım bir yumurtayı görünce,
"Üzülme evlat..." der, yenisini verirdi.
Sağ köşede uğuldardı buzdolabı,
Sesi bile ninni gibi gelirdi.
Şişe şişe sütler dizer rafına,
Bereketi sessizce anlatırdı.
AOÇ’nin şişe sütü sırada,
Kaymaklı yoğurt beklerdi dolapta.
Sucuğa uzaktan bakar geçerdik,
Beyaz peynir yeterdi soframıza.
Yumurtaydı evimizin zenginliği,
Haşlaması ayrı, ayrı güzeldi.
Yağda pişen mis kokusu yükselir,
Annemizin sevgisine benzerdi.
Duvarlarda raflar sıra sıraydı,
Sabun, soda, küçük çaylar oradaydı.
Deterjanlar sessiz sessiz beklerdi,
Her köşede kanaatin iziydi.
Kapı yanı bakliyat çuvalları,
Mercimeği, bulguru, fasulyesi.
Nohut, pirinç, bereketin kokusu,
Doldururdu küçücük dükkân içini.
Filelerde çizgili toplar sallanır,
Gören çocuk hayallere dalardı.
Tüf tüf boru, futbolcu kartlarıyla,
Küçük dünya kocaman bir masaldı.
Sakızlar da dizer idi tezgâha,
Akideler renk katardı sabaha.
Meybuz alıp koşardık yaz sıcağında,
Bir lokması serinlikti dudağa.
Bir köşede veresiye defteri,
Nice evin saklı idi kaderi.
"Yaz amca..." der, mahcup mahcup dururduk,
Güven idi o satırın değeri.
Maltepe’yle Samsun vardı rafta,
Babam alırdı bazen iş çıkışta.
Bir paketin bile ayrı kıymeti,
Kanaatti yaşanırdı hayatta.
Bakkal derdi: "Az da olsa bereket,
Helâl olsun, eksilmesin muhabbet."
Alışveriş küçük olurdu ama,
Büyük olur gönüllerdeki servet.
Ne arabam vardı ne oyuncağım,
Bir çizgili topa değerdi çağım.
Filedeki o toplara bakarken,
Hayal olurdu çocukluk otağım.
Tüf tüf boru, çıtır pıtır sesleri,
Futbolcu kartlarının hevesleri.
Bir sakızdan çıkan renkli resimler,
Süsler idi çocuk kalbin düşleri.
Meybuz erir avuçların içinde,
Yaz sıcağı unuturduk bir anda.
Dondurmanın ilk lokması değince,
Bayram olurdu küçücük dünyamda.
Lokum alıp bisküviye koyardık,
Pastamız bu..." diye gülüşürdük.
Yokluk bize eksiklik görünmezdi,
Paylaşarak her lokmayı bölüşürdük.
Akşam olur kepenk ağır inerdi,
Motor sesi yavaş yavaş dinerdi.
Bisküvinin o mis kokusu ise,
Çocukluğum gibi içimde kalırdı.
Şimdi dönsem o küçücük dükkâna,
Kapısından yine varsam yanına;
Raflar, çuvallar, cam kutular der ki:
"Hoş geldin sen çocukluğun bağına."
Mahrumî der: bakkal dükkân değildi,
Şükür vardı, bereket hiç eksilmedi.
Bir lokumla, bir gazozla büyüdük,
Çocukluğum gönlümden hiç silinmedi.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.