Savaşı yaşlı adamlar ilan eder, genç adamlar ölür...
redfer
redfer

Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli

Yorum

Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli

3

Yorum

13

Beğeni

0,0

Puan

665

Okunma

Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli



Sabahın ilk ışıklarıyla sokağa yayılan o fırın kokusu gibi
Taze, sıcak ve eksiksiz...
Hani dokunsan ellerini ısıtacak o taze somunun buğusu,
Yanında ince belli bardakta buram buram tüten bir dost çayı.
Biz o vakitler kelimeleri ekmek gibi böler, paylaşırdık;
Bir gülüşle ısınırdı odalar,
bir selamla şenlenirdi kapı önleri.
Yalınayak koştuğumuz o komşu avlularından kalma
Bir içli sızı şimdi içimizde biriken...

Bir fincan kahvenin telvesinde kaldı o eski hevesler,
Hani o gözlerinin içine bakarak susulan,
Gülüşüyle dünyayı ısıtan zamanlar...
Şimdi herkes kendi kalbinin gurbetinde bir muhacir,
Cebimizde taşıyoruz o koca dünyaları ama
Bir sıcak elin eksikliğinden üşüyor parmaklarımız.
Oysa ne güzel yakışırdı kelimeler sesimize,
Ne güzel dağılırdı o hüzün,
Omzumuza dokunulunca.

Şimdilerde mavi ışıkların gölgesinde büyüyoruz.
Herkesin cebinde koca bir dünya,
Ama içi bomboş sarı odalar...
Parmağının tek bir hareketiyle siliniyor adımlar,
Artık ne kapılar açılıyor ezan vakti
Ne de pencerelerden yollara bakılıyor.
Ne bir selam
Ne bir haber
Ve de o tatlı tebessüm.

Eski zamanların mektup yakmaları da yok artık,
Kapı çarpıp gitmeler,
Sokak ortası konuşmalar .
Şimdi bir dokunuşla sessize alınıyor zaman,
Bir arşiv klasörüne gömülüyor en hararetli anılar.
İnsan, klavyenin yanındaki o yeşil ışık sönünce
Anlıyor günün bittiğini.

Burada ,kimse kimseyi engellemiyor üstelik,
En acımasız dürüstlük bu belki de.
Oradasın, biliyorum,
Evet…Evet oradasın..
Ama aramızda ne bir ses, ne bir suret,
Sadece iki yabancı gibi izliyoruz birbirimizi
Aynı gökyüzünün altında,
farklı cam ekranların arkasında.
İçimizde biriken o koca yalnızlık hissini,
Yalnızca içimize akıtarak,
Göz göze gelmeden,
"Kendine iyi bak" bile demeden...

Bu çağın insanının ayrılığı da başka
Ne bir adres değişikliği, ne bir bavul telaşı...
Her şey olduğu yerde duruyor aslında,
Bir tek kalbin yeri değişiyor.
Aynı şarkı listesinde rastlaşıyor ayak izlerimiz,
Aynı sayfaların satır aralarında geziyoruz,
Ama birbirimize değmeden, kırıp dökmeden,
Sanki hiç tanışmamış gibi
Geçip gidiyoruz öylece
Ne bir veda cümlesi
Ne de bir Allaha ısmarladık .

Büyük fırtınalar da kopmuyor artık,
Gözyaşlarımız klavyenin üzerine damlıyor.
Sadece bir "görüldü" işaretiyle
Damgalanıyor koca bir geçmiş.
Zaman, o en acımasız editör,
Yavaşça siliyor adımızı
birbirimizin arama geçmişinden.

Oysa ne çok şey vardı söylenecek,
Ne çok birikmişti o suskunluğun heybesinde.
Şimdi her biri, gitmemiş birer ileti,
Ulaşmamış birer ses kaydı gibi duruyor boşlukta.
Biz bu yüzyılın insanları;
Sevmeyi beceremedik belki de,
Ama en çok ayrılmayı.


Herkes kendi yalnızlık kalesine çekildi şimdi.
Bildirim seslerinin sustuğu o tekinsiz gecelerde,
Bir zamanlar "biz" olan o iki şahıs,
Şimdi kendi karanlığında,
Kendi yarattığı o büyük sessizliğe sarılıp uyuyor.
En zoru da bu ya zaten;
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.

Hayat devam ediyor.
Dünya dönüyor, hikayeler akıyor,
Biz aşağıda,
O derin sessizliğin dibinde,
Birbirimizin paylaşımlarına teğet geçiyoruz.
Beğenilmeyen fotoğraflarda kalıyor gözümüz,
Bakılmayan hikayelerde,
Aranıyor izimiz.

Gurur mu ?
Bu yüzyılın en modern prangası;
Aramak istersin, parmakların varmaz,
Yazmak istersin,
Kelimeler ekrana sığmaz.
Sokakta görsek birbirimizi
belki yolumuzu değiştireceğiz,
Belki de en hafifinden bir baş selamı,
O kadar.

Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli,
Tarih kitaplarının yazmadığı,
bir savaşın enkazı bu.
Ne bir kazananı var bu gidişin,
Ne bir kaybedeni;
Sadece iki yaralı asker gibi,
Kendi siperlerimize çekilip,
birbirimizin boşluğunu bekliyoruz.

Herkes birbirine bu kadar yakınken,
Bu kadar uzak kalabilmek de bu çağın icadı.
Yan yana duran iki profil resmi kadar yakın,
Ve araya giren binlerce kilometrelik
o soğuk camlar kadar uzak...
Sonunda herkes kendi masalının ana kahramanı oluyor.
Bir zamanlar başrolü paylaştığın o insan,
Şimdi sadece bir yabancının
profil detayı.

Ne bir sitem, ne bir son söz,
Ne de geçmişe dönüp bakacak bir yüz...
Biz bu yüzyılın yalnız insanlarıyız;
Fırtınalar koparmadan, dünyayı ayağa kaldırmadan,
Sadece ekranı yukarı kaydırır gibi,
Geçip gittik birbirimizin hayatından.

Artık ne bir bildirim uyarır bizi uykumuzdan,
Ne de bir mesajın sesi böler bu ağır geceyi.
Her şey yerli yerinde şimdi,
Herkes ait olduğu o büyük kalabalığın içinde .
Kavga etmedik,
Kırıp dökmedik,
Sadece sustuk.
Ve son yüzyılın en büyük mağlubiyetini tattık,
Kendi ellerimizle .

redfer

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Oysa içimizde koca bir kentin yıkılışı gizli şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Adem Çelik
Adem Çelik, @geli
13.7.2026 10:56:21
Bu dizeler, modern çağın kalbine saplanmış bir neşter gibi; ekranların soğuk ışığı altında nasıl birbirimize yabancılaştığımızı, o dijital "görüldü" işaretlerinin ardında aslında koca bir şehrin, koca bir "biz"in nasıl sessizce yıkıldığını o kadar çıplak anlatmışsınız ki...
Eskiden kapı önlerinde, mektup satırlarında, göz göze gelinen o sıcak temasların yerini alan bu "modern pranga"; yani gurur ve dijital mesafe, insanın kendi yalnızlığına mahkûm oluşunun en hazin tablosu. "Sadece iki yaralı asker gibi kendi siperlerimize çekilip birbirimizin boşluğunu bekliyoruz" ifadeniz, çağımızın en büyük trajedisini, yani yan yanayken bile birbirine ulaşamayan ruhların sessiz çığlığını mükemmel bir metaforla özetliyor.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi devam eden o akışın içindeki enkazı, klavye başında sönüp giden yeşil ışıklarla bağdaştırmanız, şiiri bir edebi metinden çıkarıp bir "çağ tanıklığı" haline getirmiş. Kaleminize, bu ağır ama hakikatli sessizliği kelimelere döken dertli yüreğinize sağlık
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
13.7.2026 12:31:58

EMEĞİNİZE SAĞLIK
Yine güzel bir ÇALIŞMA okudum sayfanızda
Kaleminiz DAİM olsun
Selamlar sevgiler SAYGILAR gönderdim...
biradam_x
biradam_x, @biradam-x
13.7.2026 01:28:09
Güzel bir anlatım olmuş, kutlarım.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL