10
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
206
Okunma
O gece o mühür vurulduğunda,hayat durdu
Ne kırk yılın yorgunluğu kaldı geriye, ne de mesafeler.
Sadece o kalenin içinde tek bir ses,
Ve pembe kağıtlardan göğe yükselen o asil heceler
Dünya varsın kendi karmaşasında dönsün
Varsın herkes kendi yarım kalmışlığına yansın
Bu kale, o son nefesle sonsuz bir sığınağa dönüşmüş
Artık ölüm bile bu aşka ancak bir eşik sayılsın
İşte bu yüzdendir o son cümlenin vakur duruşu
Ne bir sitem barındırır içinde, ne bir parça hüzün
Yalnızca vuslatın o en saf, en eksiksiz doğuşu
Ve sonsuzluğa atılan imzasıdır, o en güzel yüzün
Bir ömrü o sevdayla kimlik kılanlar bilir,
Delicesine sevmekle ölümüne özlemek arasındaki o ince köprüyü
Sol yanda kırk yıldır taşınan o can evi,
Artık sadece onun için vuran,
Ve son nefesi de yalnızca ona teslim etmek isteyen
Başka hiçbir şeyin sığmadığı bir kaledir şimdi
Bu bir teslimiyet değil, bir tamamlanma..
Hayatın tüm gürültüsü, tüm yarım kalmışlıkları
O son nefeste "tüm" olmanın huzuruyla sessizce sönümlenir
Ve o pembe kağıtların üzerine yazılan
En son, en vakur, en hakiki cümleyle
Sevda, tam da o özlenen haliyle mühürlenir sonsuzluğa
Sol yanda kırk yılın ağır mirası,
"Delicesine sevmek" bu, ölesiye özlemek.
İki uçlu köprünün en ince hizası
Burası, ömrü o sevdayla mühürlemek
Dışarısı gürültü, dünya bir yarım telaş
Oysa bu kale, sadece onunla dolmuş.
Son nefese saklanan o en vakur savaş,
Bir teslimiyet değil, nihayet tamam oluş
Zaman erir kapıda, mekan silinir gider,
Eksik kalan ne varsa o son anda durulur.
Pembe kağıtlar üstünde son bulurken keder
Sonsuzluğun bağrına en hakiki mühür vurulur
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.