0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
124
Okunma
Bir kar tanesi konsun dudağına,
Erisin o eski, o dumanlı kasım gecelerinden kalma.
Sen gözlerini kapatırsın, ben bilirim;
Şapkama yağmur dolar, cebimde ıslak bir tütün.
Trenler kalkar Sirkeci’den, kapkaranlık;
Biz kalırız bu koca şehrin ortasında
Öylece, yapayalnız ve upuzun.
Sonra bir ıslık tuttururuz o eski şarkılardan;
Hırçın, fiyakalı, biraz da intihara meyilli.
neon ışıkları vurur ıslak kaldırımlara,
Gözlerin gelir oturur başköşeye;
Bir jilet kesiği gibi sızlar içimdeki o çocuk.
"ulan" dersin, "ulan bu ne bitmez bir kış...
Bu ne fena bir gitmek, ne pis bir kalmaktır böyle!"
Sokak lambaları bir bir söner de
Bizim içimizdeki o yangın bir türlü sönmez.
Bir vapur çığlığı böler uykusunu martıların,
Sen dudaklarındaki o soğuk sızıyı silersin,
Ben parmaklarımla tütünümü sararım yeniden.
Her şey biter, herkes gider de
Bir bu sokaklar şahittir bizim yorgunluğumuza.
Şimdi gitmek zamanıdır, gözleri sürmeli yalnızlığım;
Arkana bakmadan, o kar tanesini de alıp koynuna...
Ben yine o kör dövüşün ortasında kalırım;
Ceketimin yakası kalkık, ellerim ceplerimde.
Bir kar tanesi erir dudağında,
Ve bir şehir, bir adam, bir kadın
Böylece yitip gider bu koskoca romanda.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.