22
Yorum
55
Beğeni
0,0
Puan
1090
Okunma


Evet bir zamanlar
saçlarını kurutuşunu izlemeyi seviyordum
Çiçekleri nahifçe uyandırmak ister gibi
ıslık çalışını
Omzundan öpmeyi
Evet dudağında olmamak düşüncesi
bir intihar seçeneği gibi
yüreğimi dişlerdi
Sen yanımda olmadığın zaman
yüzüm bir uçuruma benzerdi
Ama hepsi
sessiz harflere ağırlık verdiğin
birkaç cümleyle gitmenden önceydi
Senin o ağzı bozuk hayallerin bilsin bunu
Kader külünü göğsüne döküyordu geldiğinde
Sırtında
kısır geçirilmiş dünler vardı
kaşıdıkça kanayan
yaralara benziyordu yüzleri
Gel benim gölgemde dinlen dedim
sırtını yasladığın o ağaç
belki cennetten çıkmamıza sebep olanın soyundandır
belki İsa’ya haç yapılanın
belki de Odin’i baş aşağı astıklarının
Yüzüme
tabut olsun diye kesilen
ağaçmışım gibi baktın
Dudaklarım yansa da
öpmekten vazgeçmedim
Senin o ağzı bozuk topukluların bilsin bunu
Alnının dilini biliyordum ben
zülüflerinin
utanınca renklenen yüzünün
ve doyunca keyifle kapanan gözlerinin
Sen müşrikmişim gibi
büyücüymüşüm gibi
batıl inançmışım gibi
beni masal anlatmayı sevenlerin
ortasında bıraktın
-bıçak gibi masallar-
Sessizce oturmuyor biliyor muydun masal anlatıcılar
çünkü -dilsizliğinden mi renginden mi bilmem
kuyuları sevmiyorlar
Senin o ağzı bozuk makyaj setin bilsin bunu
Sen hep parmağı ağrıyana kadar
elvedayı namlunun ucunda tutan biriydin
Bu yüzden seni sevmek
koynunda dolaştırdığın serçe ölülerini
gömmek için
kimsenin bilmediği bir yer aramak
gibi bir şeydi benim için
Eskiden olsa sırf bunun için bile
hiçbir gnostik listede
-kurtarılacaklar listelerini bilirsin-
olmazdı ismin
yahut “Şehri terk et!” emri alan
herhangi bir peygamberin
Senin o ağzı bozuk bavulun bilsin bunu
Özgür SARAÇ / Râzı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.