4
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
416
Okunma

Kavuniçi pazarların gölgesinde ağlayan çocuklar,
ertelenen mevsimlerin ilk göz ağrısı
gökyüzü göğsüyle kapıyı çaldığında turnalar
içime bağırır tek başınalıkların rüzgarı
gece serseri bahar vaktin soluğunda
sessizliğin her uyanışında
uzakta bir tren sesi..
gözlerimin bulanığına kanatılmış çığlık
çocuk yüzlü yağmur yanağımda
camlardan şehirlere inen masal
ürperen karanlığın güz diriliği
herşeyi suların ve şiirin aşkında seviyorum
uzarken saçlarım kitapların telaşına
ah ne güzel dünyadan ve
ırmaklardan konuşmak
uzun gecelerin ıslak direklerinde
sessizce kayboluşu kelebeğin
çoğalarak yiten uçurum mavisi
bendeki telaşlı balıklar ve büyük yollar
aklımın esmer duvarı
sesim yaralı uyku
bir gülün kekemeliğinde
dışardan ve içerden akan hayatın
pencereye duran çocuğu
Aynı şah’tık, aynı sessizliğe
kaybolmuş orman gibi
gözlerimde büyüyen ölüler
kanlı bir işaret
bir ok gibi saplanmış uyuşmuş hüznümde
o siyah boşlukların derin imlası
zifir bir kışa durak olmuş içimiz
alaca bir sızıdır bu,
ay şavkı vurur
İkar’ın düşüşü kadar kısadır her dem
Turnalar gibi savrulur zaman,
geriye sesimizle efgan kalır.
Solgun imgeler boğuk bir lehçede
sızar içimize
....
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.