15
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
217
Okunma
Avukat istemiyorum, sonuç zaten belli
Hangi hükme sığınsam, ucu sana çıkıyor
Gönül kalemini kırmış, gıyabımda hâkim
Gözlerin her bakışta bir kuralı yıkıyor
Şu keşmekeş dünyada, sana mıdır bu takdim
Hangi delil unutturur o derin sükûtunu?
Hangi yasa dindirir bu dinmez umudunu
Yüreğimde sakladım aşkın son hududunu
Söyle, bu gönül davasında kimdir asıl suçlu?
Ne bir tanık bulunur, ne bir hafifletici sebep
Bu tutkunun önünde diz çökmekmiş tek edep
Zamanın çarklarında savrulurken hep be hep
Ben kendi sürgünümde hem esirim hem mahkûm
Suçum sabit efendim,Sevmek delice
İnkâr etmem, savunmam da yok bu mahkemede
Bir çift gözün hükmüne girdim ömür boyu diye
Müebbet gönüllüyüm, temyize gitmem istesende
Kaçıncı celse bu,hatırlamam, saymadım
Her duruşmada idamım istendi, ağlamadım
Celladımın adı "hasret", boynum kıldan ince
Ama senin adın geçince, yine de dayandım
Gıyabında yargıladın, yokluğunda astın beni
Gelmedin duruşmaya, avukatım da kederdi
Bütün kanıtlar aleyhime: Bir gülüşün, bir "belki",
Bir de şu sol yanımda hiç susmayan mahkeme
İnfazı ertelenmiş bir aşkın hükümlüsüyüm
Her sabah yoklamada, adınla uyanırım
Ne tahliye umarım, ne bir af beklerim
Cezam sen olunca, ben bu cezayı severim.
Şimdi kalem kırıldı, karar verildi, bitti,
Mühür senin dudağında, imza benim ahımda.
Gıyabi karar çıktı: Ömür boyu sanasızlık,
Ve ben bu kararına, gülerek "rıza" dedim.
Çünkü bazı mahkûmiyetler, özgürlüktür aslında.
Sana mahkûm olmak, bütün dünyadan azat olmak.
Ey gıyabımda hâkim, ey kalemini kıran,
Davaysa dava, cehennemse cehennem.
Varsın sürgün yerim sen ol,
Ben o sürgünde sana karagül dikerim
Temyize gittim sandım, meğer sana çıkmış yine
Yüksek mahkeme dedi: "Bu sevda kanun üstüne."
Anayasa maddesi gözlerin, fıkra gülüşün,
Sevip suç işlenmiş kalbim, suçum dönüşün.
Yargıtay bozar mı hiç bu kadar kesin kararı?
Delil torbasında bir tutam saçın var, hatırası.
Parmak izim duruyor hâlâ, boynunun borcunda
Suç aleti Dudakların, müebbetlik bir yara.
Olay yerine keşfe geldiler, yüreğimin odasına
Duvarlarda astım, bütün gülüşlerinin resmini
Bilirkişi heyeti şaştı, "Bu nasıl bir enkaz?" dedi
"Yıkılmış ama her taşı, bir saray gibi besbelli."
Tutanak tuttular: "Sanık, aşktan ölmüş" diye
Otopside buldular, adın yazılı her hücrede
Savcı bile ağladı: "Beraat verin" der gibi
Ama kanun kitabı susmuş, senin yokluğuna
İnfazım bir gece olacakmış, son sigaram senin ahın
Son isteğim bir bakış, fermanınsa: "Sakın."
Darağacına değil, boynunun vebaline asıl
Ölümüm bile düğün, nikâh şahidim ayrılık.
İmam sorar: "Hakkını helal ediyor musun?"
Helal olsun, dedim, hem canım, hem cananım
Senin uğruna ölmek, yaşamanın şerhiymiş,
Bunu da idam sehpasında öğrendim
Ve gerekçeli karar: aşırı sevmekten
İyi hal indirimi yok, pişmanlık da yok zaten.
Tek celsede bitti dava, şahitler sustu hepten
Çünkü bu mahkemede, hâkim de sensin, savcı da sen
İnfazı gerçekleştirecek olan da yine sen.
Tahliye mi? güldürme beni
Ben bu zindanı kendim ördüm, harcına gözyaşı kattım.
Gardiyanım hasret, volta yerim hatıran,
Koğuş arkadaşım bir tek resmin.
Çıkmam buradan dışarısı sensizlik,
Ve sensizlik, en ağır hapislik.
Gıyabi karar... Adı üstünde.
Sen yoksun, hüküm var.
Sen gelsen, beraat ederim belki,
Ama gelmezsen, ben bu mahkûmiyeti
Şeref madalyası gibi taşırım boynumda.
Dosya kapandı.
Kalem kırıldı.
Ama mürekkebi, hâlâ senin adınla damlıyor.
Af dilesem kimden, suçum sana tapmaksa?
Hangi merhamet siler, alnımdaki bu damgayı?
Dilekçe yazdım göğe, mürekkebi kanımdan,
Reddedildi talebim: "Aşkta af, imkânsıza dâhil."
Af çıkarsa ne çıkar, ben cezamdan razıyım,
Senin adınla anılmak, en büyük mükâfatım.
Hücremin duvarına adını kazıdım tırnakla,
Gardiyanlar okuyunca, "Deli" dediler, haklılar.
Bir af yasası çıksa, "Sevenler serbest" diye,
Ben yine kalırım burada, zincirim: Hürriyetim.
Çünkü senin yokluğunda af da bir sürgün yeri,
Senin varlığınsa, müebbetin ta kendisi.
Duydum ki genel af ilan etmişler dün gece,
Bütün mahkûmları salmışlar, bir ben hariç.
Sordular: "Sen niye çıkmıyorsun?"
Dedim: "Benim suçumun karşılığı, af değil, aşk."
Af, unutmak demektir, ben unutmam,
Af, vazgeçmek demektir, ben vazgeçmem.
Bana af teklif etmeyin, hakaret sayarım,
Ben bu davadan, beraatle değil,
İdamla çıkmak istiyorum, senin kollarında.
Reddi hâkim talep ediyorum şimdi,
Çünkü hâkim taraf tutuyor: Kalbime.
Savcı delil karartıyor: Gözlerini.
Bilirkişi rüşvet almış: Gülüşünden.
Bu mahkeme düşsün, yeniden kurulsun,
Hâkim sen ol, savcı sen,
Cezamı sen ver, infazımı sen yap.
Ölürsem elinden öleyim,
Dirilirsem gözünde dirileyim.
Karar kesinleşti: Müebbet sana.
Temyizi yok, itirazı yok,
Uzatması yok, kısaltması yok.
Bir ömür boyu, gıyabında,
Gönüllü, bir mahkûmunum.
Ve son söz yerine, son bakış:
Varsa insafın, gel bir kere,
Duruşmaya değil,
Görüşe gel.
Belki o zaman,
Bu gıyabi karar, aşka döner.
Mühür
Davacı: Ben
Davalı: Ben
Suç: Sen
Ceza: Sen
Hâkim: Sen
Dava bitti itiraz yok
YEŞİLIRMAK
Hukuk Hakkı bilmektir, vicdan asalet demek
Mazlum kanına girmek suç değil suçtan öte.
Barış sevgiden geçer, İman adalet demek
Zulmü meslek edinmek güç değil güçten öte.
Kavga ile gül açmaz, huzura aman gerek
Şekle güven oluşmaz, hakiki İman gerek
Nefsin dalgası dinmez, her cana liman gerek
Ruhu tatmin olmayan aç değil açtan öte.
Hoşoğlu üstad
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.